Yeraltı Notları, 22 Temmuz 2004

Sevgül Uludağ

 

“Eğitimde Kuzey İrlanda’da yapılanlar, Kıbrıs’ta örnek alınabilir...”

*** “KIBRIS KOMPLOSU” YAZARIYLA BAŞ BAŞA (*)

***  “KIBRIS KOMPLOSU” YAZARIYLA BAŞ BAŞA (*)

Sevgül ULUDAĞ

 

- 2 -

 

***  “Kıbrıs Komplosu” kitabının yazarı Brendan O’Malley: 

 

“Eğitimde Kuzey İrlanda’da yapılanlar, Kıbrıs’ta örnek alınabilir...”(*)

 

***  Tarih kitaplarının yeniden yazılmasını ilgiyle izlediğini anlatan İrlanda kökenli yazar Brendan O’Malley, bu alanda iki toplumun işbirliği yapması gerektiğini anlattı...

 

***  O’Malley, İskoça’da gerçekleştirilen “Anayasal Forum”un benzerinin Kıbrıs’ta da yapılabileceğini, iki taraftan sivil toplum örgütleri ve toplum liderlerinin biraraya gelebileceğini anlattı...

 

“Kıbrıs Komplosu” kitabının yazarı Brendan O’Malley’yle söyleşimizin devamı şöyle:

 

SORU: Bugünkü çıkmazdan çıkış yolları neler sence?

O’MALLEY: Şimdiki çıkmazdan çıkış yollarından biri inanıyorum ki tabandan gelen halk hareketlerinin yani sivil toplumun, sorunun çözümüne katılmasına odaklanmaktır. Herkesi ilgilendiren konularda toplumlar arası sivil hareketlerin insiyatiflerine odaklanmaktır… Bunun başlayabileceği iki nokta var ki bu iki konu, diğer konulara kıyasla daha az tartışma yaratır ve daha çok uygulama alanı bulabilir. Bunlardan biri şudur: Annan Planı çerçevesinde oluşturulan teknik komitelerin iyi çalıştığını ve o alanda ilerlemeler kaydedildiğini biliyoruz. Hatta bu nokta, Sayın Annan’ın raporuna da girdi. Bunun üzerine birşeyler inşa edilebileceğini düşünüyorum.

 

İSKOÇYA’DA ANAYASAL FORUM

Örneğin İskoçya’dakine benzer bir süreç yaratılabilir – İskoçya’da bir kurucu Anayasa forumu yapılmıştı – birkaç yıl önce İskoçya parlamentosunun kurulması için yapılmıştı bu ve iktidar mekanizmasının işleyişini ortaya koymak için yapılmıştı. Bunu şöyle yapmışlardı: sivil toplum örgütleri, toplumsal gruplar, dini liderler, toplumun saygın kişileri biraraya gelmişlerdi, partilerden ve parti politikalarından uzak ama siyasi biçimde biraraya gelmişlerdi. Biraraya gelerek çeşitli konuları ele alıp çözümlemeye girişmişlerdi – bu konu anayasanın da ötesine geçmişti. Anayasal forum bu şekilde sivil toplumdan oluştuğu için, siyasi partiler de sivil toplumun yani forumun üzerinde uzlaşmaya vardığı konularda uzlaşıp bunu  formaliteye dökmeyi daha kolay bulmuştu. Kıbrıs’ta da toplumlar arası bir forum oluşturabilirsiniz – böylesi bir forum gelecekte oluşturulacak yeni devletin işleyişine bakabilir Annan planında öngörüldüğü gibi ve henüz ele alınmamış sorunları çözümleyebilir. Bundan da pek çok başka fikir doğabilir... Aniden şunu farkedebilirsiniz böylece: daha önce sorun olarak ortada duran şeylerin kolaylıkla çözülebildiğini ve sorun olmaktan çıktığını görebilirsiniz. İki tarafın siyasi partileri arasındaki çıkmazın bu şekilde aşılabileceğini de görebilirsiniz... Güneyde süreci hareketlendirmenin bir yöntemi olabilir bu ve aynı zamanda Sayın Papadopulos’un bir çözüm istediği yönündeki sözlerini gerçekten sınayabilir... Sınanmadan bir şeyi kötü ilan etmek ve bunun yerine kanıtlanması için bir şans yaratmak gerek... İşbirliğini ve anlayışı artıracak bu tür önlemleri desteklemek gerek... Korku ve kuşkuları azaltacak önlemleri desteklemek gerek. Çünkü sorunların çoğu kağıt üstünde göründüğü gibi değil, psikolojiktir.  Eğer bu tür pozitif gelişmeleri destekleyip uygulayacak bir atmosfer yaratabilirseniz, bu son derece olumlu olacaktır.

 

KUZEY İRLANDA ÖRNEĞİ

SORU: Peki ya eğitim?

O’MALLEY: Evet, diğer alan da eğitimdir. Dün CYPRUS MAIL gazetesi  Kıbrıslıtürklerin tarih kitaplarını yeniden yazma sürecine bir tam sayfa ayırmıştı. Britanya’da geçmişte yapılanlara çok benzeyen şeyler yapıyorlar yani. Kuzey İrlanda’da eğitimi nasıl ele almış olduklarıyla pek çok paralellik kurulabilir burada. Kıbrıslıtürkler ya da Kıbrıslırumlar, Kuzey İrlanda’da yaşanmış olanların dinle ilgili olduğunu düşünebilir oysa gerçekte durum böyle değildir,  tarihsel olarak İrlandalı milliyetçilerle Protestan yerleşikler arasındaki kültürel bölünmeyle ilgilidir. Yani sorun, İskoça’dan, İngiltere’den Britanya’nın Kuzey İrlanda’ya yerleştirmiş olduğu yerleşiklerin, İrlandalılara ait topraklara el koymasıydı – İrlanda’nın bölünmesiyle birlikte Kuzey İrlanda’da sosyal adaletsizlik doruğa çıkmıştı. Örneğin Katolikler iş bulamıyordu, konut alamıyordu, oy hakları yoktu. Bir kişinin bir oy hakkı yoktu çünkü işadamlarının her birinin altışar oy hakkı vardı mesela! İşadamları yaptıkları işin türüne göre çok sayıda oy sahibi olabiliyordu oysa Katoliklerin iş kurmasına izin yoktu... Ancak Avrupa Birliği çerçevesinde bu konular çözümlenebildi ve “Anglo-İrlanda Anlaşması” yapılabildi – İrlanda kuzeyde söz sahibi olabildi ve “Adil İstihdam Yasası” geçirilebildi.

 

SÖZDE “BARIŞ DUVARLARI”...

Eğitime gelince, Kuzey İrlanda’da Katolik okulları vardı, bir de devlet okulları vardı. Devlet okulları Protestan çocuklarla doluydu. Katolik okullarına ise Katolik çocuklar gidiyordu. Katolik çocuklar daha çok İrlanda milliyetçilerinin çocuklarıydı, devlet okullarına Britanya’ya bağlılık gösteren Protestan çocukları gidiyordu.  Yani çocuklar hiçbir zaman okulda buluşmuyordu, birarada olmuyorlardı. Hemen yan sokakta oturuyor olabilirlerdi ancak iki toplum arasındaki düşmanlık nedeniyle hiçbir karşılaşmaları, alışverişleri olmuyordu. Sözde “Barış Duvarları”yla ayrılmışlardı, buradaki “Yeşil Hat” gibi “Barış Duvarları” da iletişimi bloke eden duvarlardı.

 

“BULGULARA DAYALI TARİH DERSİ”...

Ne tür değişiklikler yapıldı? Öncelikle tarih konusunda değişiklikler yapıldı. Tarih dersinin veriliş şekli değiştirildi. Politikacılar tarafından belirlenmiş belli tarihlerin ve belli olayların anlatılması yerine,  “kanıta dayalı tarih” kavramı getirildi – böylece çocuklar ve tarihçiler, kanıtlara bakarak belirli olayların ardında yatan duyguları, bunların nasıl ele alınmış olduğunu ortaya çıkarabiliyor. Yani tarihteki ya da yakın geçmişteki tartışmalı olayları görmezden gelip bunları gizlemek yerine, çok yakın geçmişe böylece bakabiliyorsunuz – hemen dün meydana gelmiş olaylara bakabiliyorsunuz. Böylece çocuklar aşırı bir Protestan ya da aşırı bir Katolik görüşünü öğrenmekte sorun yaşamıyor – çocuklara derste örneğin neden bu görüşlerin aşırı göründüğü soruluyor, bu konuda düşünmeleri, araştırmaları isteniyor – bu açıklamaların altında yatan duyguları analiz etmeleri isteniyor. Böylece “aman güvenli olsun” diyerek tartışmalı konulardan kaçınmak yerine, bunların altında yatan nedenler ve duyguları çocukların anlaması sağlanıyor. Böylece tartışmayı ele almış oluyorsunuz. Ve tarihe ilişkin bir görüş empoze etmek yerine, bunun ne anlama geldiğinin kararını vermeyi de çocuklara bırakıyorsunuz. Bunun için öğretmenlerin de eğitilmesi gerekiyor. Kuzey İrlanda’da yapılan şeylerden biri bu... Birkaç şey daha yapıldı eğitimde...

 

ORTAK OKULLAR YETERLİ DEĞİL...

SORU: Ortak okullar var mı?

O’MALLEY: Ortak okullar azdır, yeterli değildir...

 

SORU: Ortak okullar özel sektöre mi aittir yoksa devlet okulları mıdır bunlar?

O’MALLEY: Devlet okullarıdır...

 

SORU: Özellikle barikatların açılmasından sonra düşündüğüm şu: Papadopulos hükümeti büyük bir rahatlıkla Avrupa Birliği fonlarını kullanarak ortak okullar açabilirdi... Bu iki taraftan da sivil toplum kesimlerinin gündemine girmiştir. Örneğin Kıbrıslıermeni aktivistlerden biri olan Vartan Malyan pek çok mektup yazdı, projeler yazdı, bunlar AB’nin sivil toplumu desteklemeye yönelik fon tarafından bile reddedildi! İkitoplumlu kreşler oluşturmayı önermişti... Örneğin benim insiyatifimle geçen yıl İngiliz Okulu, Kıbrıslıtürk öğrenciler almayı kabul etti... Geçen yıl sınav yapıp 6 öğrenci aldılar, bu yıl sayıyı artırdılar, 20-24 öğrenci aldılar. Grammer School da benzer birşey yapmak istediğini söyledi. Intercollege de yapıyor bunu... Yani insanların ortak okullara gitmesini önleyecek hiçbirşey yok... Papadopulos hükümeti bunu yapabilirdi, kreşten başlayarak pilot bir proje olarak...

O’MALLEY: Bu çok iyi bir fikir.. Kuzey İrlanda’da ne yazık ki yeterli sayıda karma okullar yok.. Bu da bir sorun oluyor çünkü bir de dini öğe var orada. Katolikler, çocuklarının Katolik okullarına gitmesini istiyor, ancak tanım nedeniyle bunlar devlet okulu olamıyor, bu da büyük bir ayrılığa neden oluyor.

 

“ORTAK KÜLTÜREL MİRAS DERSİ”

Benzer biçimde burada örnek alabileceğiniz üç şey var Kuzey İrlanda’da uygulanan eğitimde. Bunlardan biri “Ortak kültürel miras” diye zorunlu bir ders var okullarda. Böylece kendi milli mirasınızın tarihçesini öğrenmek yerine, ortak mirasınızı öğreniyorsunuz. Burada bunu şöyle uygulayabilirsiniz: her çocuğun eski Yunalıların ve Osmanlıların dünyadaki kültürel mirasını öğrenmesini sağlayabilirsiniz, yalnızca Kıbrıs’taki kültürel miraslarını değil. Böylece çocuk ister Kıbrıslıtürk, ister Kıbrıslırum olsun, bu ortak kültürel mirasa değer vermeyi öğrenecektir. Yani yalnızca nereden gelmiş olduklarının değerini bilmekle kalmayacaklar, aynı zamanda, yapılmış olan kültürel katkıları da öğrenmiş olacaklar... Ve bu ders zorunlu bir ders oluyor.

 

“KARŞILIKLI ANLAYIŞ İÇİN EĞİTİM”

İki şey daha yapılıyor. Bunlardan biri “Karşılıklı anlayış için eğitim” ki bu da zorunlu bir derstir. Bu da aslında “Conflict Resolution” yani “Çatışmaların Çözümü” eğitimi oluyor. Bundan kastım devletler arasındaki savaşı nasıl çözümleyeceğiniz gibi birşey değil... İnsanlar arasındaki çatışmaların çözümünden söz ediyorum... Yurttaşlık ve “Anti-bullying programmes” deniyor bunlara (kabadayılıkla, magandalarla başetme programı). Tartışma yaptığınız birisiyle fiziksel bir kavgaya girişmek yerine yapıcı biçimde nasıl başedebileceğiniz öğretiliyor... Bu da çok pozitif birşey...

 

SORU: Ve Kıbrıs’ta bu konuda o kadar çok yetenek var ki! Yüzlerce insan çatışmaların çözümü (conflict resolution) eğitiminden geçmiştir, yüzlerce insan “mediation” yani uzlaşım eğitiminden geçmiştir... Çatışmaların çözümü sürecini kendi içimizde yaşadık, üç bine yakın insan katıldı bu sürece ancak hiçbir büyük siyasi parti buna destek vermedi çünkü kendi denetimleri altında değildi – iki tarafın resmi yetkilileri de bizi desteklemiyordu çünkü onların denetiminde de değildik, tamamen yurttaşlar insiyatifiydik, sivil bir harekettik. Tüm nüfusu düşündüğünde bu 3 bin kişi mütevazi bir rakam olarak kalıyor çünkü resmi desteğe sahip değildi, genelde siyasi partilerin desteğine sahip değildi...

O’MALLEY: Bunu büyütüp sisteme dahil edecek bir yaklaşım gerekiyor ki bunu eğitimde yapabilirsiniz. Öğretmen yetiştiren eğitmenleri eğitebilirsiniz, eğitim politikalarını belirleyenleri eğitirsiniz...

 

“TOPLUMLAR ARASI TEMAS PROJELERİ”

Yapılan son şeyi de aktarmak istiyorum, bu konuya geri dönmeden önce. “Cross-community contact schemes” yani “Toplumlar arası temas projeleri”... Okullardan bahsediyorum şimdi. Bu gönüllü oluyor çünkü daha duyarlı. Ne yaptıklarını bir örnekle anlatayım: 10 yıl kadar önce Shortstrand denen bir yere gittim, Protestan bölgesinde bir enklavda yaşayan 6 bin kadar Katoliğin olduğu bir bölge bu, Güney Belfast’ta. Burada bir yolu ikiye ayıran sözde bir “Barış Duvarı” var. Yolda araba sürersiniz ve aniden ilerleyemezsiniz çünkü bu duvar, yolu ikiye böler. Bu duvarın bir tarafında bir okul var, avlusu duvara bitişik, Protestan bir okul bu. Yolun öteki tarafında da Katolik bir okul var, bir Kilise’nin yanında. 1968’deki ilk çatışmalarda İRA’nın silahlarının konuştuğu ilk yerlerden biriydi bu Katolik okulu – o günlerde Protestanların yürüyüşlerini durdurmaya çalışıyorlardı, Protestanların Shortstrand’da da yürüyeceğinden korkuyorlardı, evleri ateşe veriyorlardı falan. Yani çok duyarlı bir bölge. Bu sözde “Barış Duvarı”nda bir kapı var, haftada bir bu kapı açılıyor, 10-11 yaşlarındaki Katolik çocuklar kapının dışında duruyor ve kapıdan geçen Protestan ilkokul çocuklarına eşlik ediyor. Haftanın bir günü Protestan çocuklar Katolik okuluna gidip bir günlüğüne ortak bir projede çalışıyorlar, bu da müfredatlarında olan bir proje. Yani yalnızca bir ziyaret yapmıyorlar, eğitimin bir parçası bu. Ertesi hafta bu kez Katolik çocuklar duvarda açılan kapıdan geçip Protestan okuluna gidiyor. Her iki okuldan öğretmenlerle konuştum, ölüm tehditleri almışlardı bu projeyi durdurmaları talebiyle aşırı uçlardan, okullara taş atılıyordu falan... Bu projeyi durdurmaları için tehdit ediliyorlardı ama devam ettiler bu tehditlere aldırmaksızın. Şu anda bu tüm Kuzey İrlanda’da “Toplumlar arası temas projeleri” çerçevesinde okullarda gerçekleştiriliyor. Yani burada müfredatta ortak çalışma yapmak lazım, böylece dostluklar kurar çocuklar, daha önce tanışmamış ya da tanışma olanağı olmayan çocuklar birbirini tanır, bizim gibi onlar da diye düşünür. Kimisiyle anlaşır, kimisiyle anlaşamaz ama böylece şu ya da bu taraftan olduğu için iyi ya da kötü olduğunu düşünmez, yalnızca anlaşamıyordur ya da iyi anlaştığı bir çocuk tanımıştır.  Bu da Kuzey İrlanda’da barışa yardımcı olmuş, çerçeveyi değiştirmiştir.

 

KIBRIS İÇİN ÖNERİ...

Kıbrıs için şunu önermek istiyorum: başlangıç noktası olarak Kıbrıs’tan iki toplumlu ortak bir inceleme gezisi düzenlenmeli Kuzey İrlanda’ya, bu düşünceleri, bu uygulamaları yerinde incelemek üzere... Eğitimde yapılanlara bakılabilir, bunlar kopyalanabilir mi veya başka düşünceler doğurabilir mi?  Veya farklı başka düşünceler geliştirilebilir mi bundan? Küçük bir grubu göndermek yerine 5-6 öğretmenden oluşan, eğitim politikalarını oluşturanları, öğretmen kolejlerinde müfredatı belirleyenleri, öğretmenleri eğitenleri götürelim, okul müdürlerini götürelim çünkü böylesi programları uygulayabilmek için öncelikle okul müdürlerinin ikna olması gerekiyor... Yalnızca tarih öğretmenlerini ya da bireysel olarak öğretmenleri götürmek yetmez. Büyük bir grup gidebilir yani, yerinde inceleme yapabilir, bu uygulamaların kendilerini heyecanlandırıp heyecanlandırmadığına bakabilir ve sonra da biraraya gelip kendi okullarında, kendi sistemlerinde, Annan Planı uyarınca oluşturucu devletlerde ne yapmak istediklerini konuşabilir.

 

“BUNUN TANINMAYLA İLGİSİ YOK”

Sayın Talat, tanınma peşinde olmadığını vurgulayarak yardımcı oluyor. Geçmişte “tanınma” bu tür insiyatifleri bloke edici bir rol oynamıştır. Ancak Talat “Biz tanınma peşinde değiliz, halkımız ezici bir çoğunlukla çözümden yana oy vermiştir, Annan planına oy vermiştir, tanınmaya değil” diyor. Yani Kıbrıs Rum toplumunun böylesi bir girişime katılımını sağlayabilir miyiz? Çünkü bunun “tanınma”yla ilgisi yok – bunun çocuklara daha iyi eğitim vermekle ilgisi var. Eğer kanıtlara, verilere dayalı tarih analizinden söz ediyorsak, enformasyon bombardımanı altındaki bu çağda böylesi bir yeteneğe sahip olmalı çocuklar... Bu tür bir tarih eğitimi çocuklar için iyidir, aynı şekilde karşılıklı anlayış için eğitim de iyidir çünkü size kabadayılıkla, kötü davranışlarla başetmeyi öğretir, böylesi bir yeteneği gelecekte yaşamınızda, işinizde de kullanırsınız. Aynı şekilde ortak kültürel miras dersi de aynı adada yaşadığınız başka insanların nelerden gurur duyduğunu öğretir size, bu da tüm çocukların bilmesi gereken birşey. İkitoplumlu grupların şimdiye kadar yaptığı gibi, böylece farklı kültürleri kutlamayı öğrenirsiniz, birlikte yaşamayı... Bu “siyasi” birşey değil, “tanınma”yla da ilgisi yok... Bizim okullarımızda farklı dinleri kutlarlar, gelenekleri öğrenirler, böylece gereksiz önyargılardan kurtulmaya çalışır çocuklar.

 

“COMENIUS PROJESİ”

Sorunu çözme yöntemleri geliştirmeliyiz – psikolojik engeller vardır ki bunlar ortadan kaldırılabilir çünkü bunlar gerçek sorunlar değildir, insanların kafasında olan sorunlardır, insanlar yapıcı biçimde birlikte çalışarak kendileri için önemli olan sorunları birlikte çözebilir, bu da bir Avrupa çerçevesidir... Avrupa Birliği’nde ortak müfredat çalışması için “COMENIUS” fonu vardır. Bunun için en az dört ülkeden okulların müfredatta işbirliği gerekir. Bu da iyi birşey çünkü yalnızca Kıbrıs’a odaklanmıyorsunuz. Kıbrıslırum okulları, Kıbrıslıtürk okulları, İrlanda okulları, Britanya okulları olabilir, ille de “tanınma”ya takılmamak için beş ülke olabilir bu... Afrikalı okullar olabilir, Latin Amerikalı okullar olabilir. Britanya’da okulların Kenya’daki okullarla işbirliği var örneğin, Meksika’yla, Guatemala’yla. Yalnızca kendi adanıza bakmayınız, tüm dünya var işbirliği yapacak, paylaşacak... Bu fon yalnızca ortak müfredat çalışması içindir, eğitim değeri olan şeyler için verilir para, havada uçuşan düşünceler için değil!  Çocuklar için iyidir çünkü iyi eğitimdir... Buna odaklanabilirsiniz... İnsanlar için iyi olan şeylere odaklanırsanız, pek çok sorunu böylece çözersiniz.

(Bitti)

 

(*) Bu röportaj 21 ve 22 Temmuz 2004 tarihlerinde YENİDÜZEN gazetesinde yayımlandı. Hamamböcüleri’ndeki okurlarımla da paylaşıyorum...

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org