Yeraltı Notları, 6 Temmuz 2004

Sevgül Uludağ

 

EGE'YE YOLCULUK - 1

Kıbrıs turizminde bir "ilk"...

Bir zamanlar Leymosun'dan gemiler kalkardı... Kıbrıslılar o gemilere biner, İzmir'e, Kuşadası'na, Rodos'a giderdi... Küçüktüm, belki 7-8 yaşlarında... Henüz ilkokuldaydım. Annemle böyle bir yolculuğa çıkmıştım. Kocaman bir gemiye binmiştik, yanımızda Gülter abla da vardı... Gülter abla teyzemin kızıydı... Yolculuk boyunca onu deniz "tutmuş", kamaradaki yatağında yatmış, gemi doktoru gelip onu muayene etmişti!

Gemimiz Rodos'a yanaşmış, annem bana Rodos'un girişindeki geyik heykelini göstermiş, sonra karaya inip Rodos'u dolaşmıştık... Rodos'ta bir papaza rastlamıştık - bize Türkçe konuşmuştu... Sonra yeniden gemiye binip İzmir'e gitmiştik... İzmir limanında insanlar boğazlarına geçirdikleri bir iple bağlandıkları tahta arabayla taşıyordu bavulları... Annem buna çok hayret etmiş, böyle birşey olamayacağını söylemişti... Bavullarımızı almış, abimle buluşmaya gitmiştik...

Kuşadası'nda akşamları kurulan bir sirkte ilk kez bir palyaçoyla karşılaşmıştım... Onun yamalı giysilerine, boyalı yüzüne, renkli saçlarına, kocaman burnuna bakmış, poposunda yanan lambaya katıla katıla gülmüştüm.

Dönüş yolculuğumuz maceralıydı: aynı gemiyle dönmeyecek, uzun bir otobüs yolculuğundan sonra İskenderiye'ye varacaktık - barikatlarda durdurulacak, vize alacak, Arapça konuşan polislere bakacaktık... İskenderiye'de geceleyin tuhaf bir otelde kalacak, otelin karşısındaki sinemanın büyük perdesinden film izleyecek, sabahleyin bir seyyar satıcıdan kocaman elmalar alacaktık... Oysa elmalar tatsız çıkacaktı... Öyle bir yerdeydik ki herşey yabancı, herşey tuhaftı... Bir an önce kendi adacığımıza dönmek için sabırsızlanıyorduk... Sonuçta İskenderiye'den bir vapura binip Mağusa limanına gidecektik... Bu benim ilk ve son gemi yolculuğum olmuştu...

Yıllar sonra, Leymosun'dan kalkan bir başka gemiye biniyorum - Atalante gemisiyle Ege'de bir yolculuğa çıkıyorum... Yanımda oğlum...

Gazetecilerin davet edildiği bu Ege yolculuğu, kendiliğinden gelip beni buluverdi. Leymosun limanından çıkış yapabilmek için gereken Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu gazetede kimsede bulunmayınca, bu harika fırsatı kullanmak bana düştü...

Önce oğlumu aradım:

"Annecik, gemiyle yolculuğa ne dersin?"

"Anne ben hiç gemiye binmedim ki! İstanbul feribotlarını saymazsak!"

"Leymosun'dan yola çıkacağız, sonra Rodos'a ve Sısam adasına gideceğiz, ne dersin?"

"Tamam! Gerçekten gidecek miyiz? Kamaramız olacak mı? Yoksa güvertede yatak sandalyesinde mi sabahlayacağız?"

Arkadaşım Desti, bir keresinde Pire limanından İtalya'ya yolculuğunda sürekli telefon mesajları göndermiş, kamara almamak için bir yatak sandalyesi kiraladıklarını anlatmıştı! Ali Polatkan, "Oğlunla iki kişilik bir kamarada kalacaksınız!" dediğinde, oğluma müjdeyi veriyorum:

"Yatak sandalyesi kiralamak gerekmeyecek! Kamaramız olacak!"

"Anne, biz gerçekten gidecek miyiz?"

Gerçekten gidiyoruz işte!

1974 sonrası Kıbrıs turizminde bir ilke imza atılıyor: Kıbrıslırum turizm şirketi Paradise ile Kıbrıslıtürk turizm şirketi Polatkan'ın ortak organizasyonuyla ilk kez Kıbrıslıtürklerle Kıbrıslırumlar, aynı gemide tatile gidiyor... Böylece 1974 öncesi aynı limandan, aynı yönde çıkmış olduğum o gemi yolculuğunun bir benzerini neredeyse 37-38 yıl sonra yeniden yapabileceğim. Bu yolculuk anlamlı çünkü "sınır"lar açıldıktan sonra insanların adanın kuzeyini ya da güneyini ziyaretleri "olağan" hale gelmişti oysa bu kez ilk kez Leymosun'dan birlikte başka ülkelere geziye gideceğiz...

Gazeteci Hasan Karaokçu, KIBRIS gazetesinden Ali Cansu ve Hüseyin Köprülü, GENÇ TV'den Deniz Abidin, HALKIN SESİ'nden Aytuğ Türkkan, AFRİKA'dan Osman Levent ve Erdoğan Baybars ve YENİDÜZEN'den ben POLATKAN'da buluşuyoruz... Oğlum, eski bakanlardan Hasan Özbaflı ve ailesi de yolculukta turist olarak yer alacak. Otobüsle Leymosun'a gidiyoruz, kuyruğa giriyoruz... Bizi Rodos ve Sısam adalarına götürecek Atalante gemisine biniyoruz... Gemide bizleri bir sürpriz bekliyor: RIK televizyonunda "BİZ" programını yapan Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk gazeteciler de gemide!

Gemiyi görmeden önce çektiğim stresten de söz etmeliyim:

Acaba kamaralar nasıldı? Havasız ve tıkış tıkış mıydı? Tuvaletler koridorun sonunda mıydı? Gemi çok sallayacak mıydı? Yol boyu bir zamanlar Gülter ablanın olduğu gibi sürekli hasta mı olacaktık?

Tüm bunlar boşa çıkıyor çünkü Atalante gerçekten muhteşem bir gemi... Tıpkı çocukluğumdan hatırladığım kocaman gemilere benziyor... Kamaralarımıza yerleşiyoruz, tuvalet ve duşun kamarada olduğunu keşfedince gülümsüyoruz!

Bizi en çok şaşırtan, geminin bir "resepsiyon" bölümü olması! Tıpkı otellerdeki gibi kamaranızın anahtarını bırakacağınız bir yer var. Resepsiyondaki görevli kızlar, gün boyu iki dilde - Rumca ve İngilizce - çeşitli konularda anonslar yapıyorlar... Herhangi bir konuda muhatabımız, tıpkı otellerde olduğu gibi 24 saat görevlilerin bulunduğu resepsiyon bölümü oluyor...

Gemiye girişte pasaportlarımızı ve gemiye biniş kartlarımızı alıp bize üzerinde numara yazılı birer kart veriyorlar, "Bunlar pasaportunuzun yerine geçiyor, pasaportlarınızı Pazar gecesi alacaksınız" diyorlar...

Gemi 650 yolcu alıyor - kamaralar kat kat sıralanmış - güvertede oturup Duo Zorba müzik grubunun Türk müziğinden parçalar çalmasını dinlemek, alt güverteye inip şezlonglarda güneşlenmek ya da geminin borusunu öttürüp limandan ayrılışını izlemek mümkün... Güvertelerde iki tane de küçük yüzme havuzu var - çocuklar için düzenlenmiş bir oyun alanı, kumara meraklılar için ufak bir kumarhane, akşamları uluslararası eğlence gecelerinin düzenlendiği geniş bir şov salonu, Salamis Bay Otel'in lokanta bölümünü andıran yemek salonu geminin çeşitli bölümlerini oluşturuyor...

Gemi Akdeniz'den Ege'ye doğru yolculuğuna çıkarken, oğlumla birbirimize gülümsüyoruz! Burada harika vakit geçirecek, bol bol konuşacak, akşam güneşin batışını ya da gece ayın gökyüzünde yükselişini seyredeceğiz... Kamaralarımızda rahat birer uyku çekecek, Rodos ve Sısam adacıklarını ilk kez görecek oğlumun heyecanını paylaşacağız... Bir yere varmak kadar, belki ondan daha da önemli olacak yolculuk çünkü sevdiğiniz biriyle paylaştığınızda, yolculuğun kendi, en az varılacak yer kadar değer kazanacak...

(Devam edecek)

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org