Yeraltı Notları, 19 Ağustos 2004

Sevgül Uludağ

 

“Babam hiçbirşey söylemeden yanaklarımdan öptü, bize veda etti...” (*)

OKURLARDAN GELEN

 

KAYIPLARIN İZİNDE

Sevgül ULUDAĞ

 

***  Babası toplu mezarda bulunan Aleminyolu Ali Taşbel, onu kaybettiğinde henüz üç yaşındaydı... Duygu ve düşüncelerini YENİDÜZEN’e yazdı: “Annan planı gelince, bu konular ister istemez gündemden düştü...”

 

“Babam hiçbirşey söylemeden yanaklarımdan öptü, bize veda etti...” (*)

 

***  “Bizler 1974'de Rumların elinde esirken ben sürekli olarak 'babamı öldürecekler' diyerek ağlıyordum. Babam 2. gün Rum askerlerinin arasında getirilip hiçbirşey söylemeden beni alıp yanaklarımdan öptü ve bize veda etti. Ben bu toplu mezarı her ziyaret ettiğimde onlara getirdiğim çiçekleri öpüp atıyorum bu şekilde babamın o günkü öpücüğünü tekrar yanaklarımda hissedip mutlu oluyorum.Ve topluma da şunu söylemek istiyorum. Bizler yakınlarımızdan kalan tüm anılarına ve kırıntılarına, 27 yıl sonra 30-40 kişinin katılımıyla yapılan devlet töreniyle değil herzaman onları yüreklerimizde yaşatarak sahip çıkmaktayız.”

 

***  “Eğer günün birinde Annan planında öngörüldüğü gibi Rumlarla birlikte yaşayacaksak geçmişte bu insanlık suçlarını işleyen kişlerin (gerek Türk gerek Rum) ölmüş olsalar bile insanlık önünde teşhir edilmeleri ve hesap vermeleri gerektiğini düşünüyorum”

Babası toplu mezarda bulunan Aleminyolu Ali Taşbel, onu kaybettiğinde henüz üç yaşındaydı... Duygu ve düşüncelerini, YENİDÜZEN’e şöyle yazdı:

“Sayın Sevgül Uludağ,

Yenidüzen gazetesindeki Kayıpların İzinde adlı yazı dizinizi 3 gündür takip etmekteyim. Ben (Mustafa Ali 'nin oğlu Ali Taşbel) Aleminyo'daki olayda birinci dereceden yakınlarını kaybeden birisiyim. Size öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu travmaları yaşamış olan ve her temmuzda yeniden yaşayan insanların hissettiklerini anlaması, birinci dereceden yakınlarını kaybetmeyen insanlar için o kadar kolay değildir.

Ben öncelikle yaptığınız röportajda önemli bir yanlışı düzeltmenizi istiyorum.Röportajda 'yeri saptanan Aleminyo toplu mezarı' ve sorduğunuz bir soruda 'Aleminyo'da bir toplu mezar bulundu' şeklinde kullanılan ifadeler konuyu yanlış bir şekilde topluma aktardığınızı gösteriyor.Ben 1971 doğumluyum , yani savaşda 3 yaşındaydım.Yaşananları daha çok annem ve halamın anlattıkları ile biliyorum.Bizler 3 gün esir tutulduktan sonra serbest bırakıldık ve talan edilmiş evlerimize birkaç giyisi almak için gittiğimizde birçok insanın gördüğü ve bildiği gibi, babalarımızın ,amcalarımızın katledildiği duvarın üzerindeki kazınmış kan izlerini ve toplu halde gömüldükleri yeri gördü.Burası Rum dışişlerinin internet sayfasında yayınladığı gibi rastgele bulunmuş bir toplu mezar değildir.Keza büyüklerimizin anlattıklarına göre köydeki olaylar sırasında ve sonrasında köye gelen BM askerleri durumu ve yeri rapor ettiler fakat gerekli kimyasal maddeleri olmadığı için burasının açılamayacağını söylemişler.Ayrıca BBC'de ve İngiliz basınında toplu mezar önünde ağlayan, 2 oğlunu kaybetmiş Dildare Dayı'nın röportajı ve fotoğrafları yayınlanmıştır.

İkinci husus olarak da, röportajda katledilen bu insanların birinci dereceden yakınları olarak bizlerin geri çekildiği ve yeterince uğraşmadığımız iddiasını kesinlikle ret ediyorum.Ben 2002 Aralık ayında olayı duyar duymaz Kayıplar Komitesi üyesi Rüstem Bey'den bilgi almaya gittim.Neler yapabileceğimizi etrafımızdaki yakınlarımızla tartışmaya başladık ve 2003 Temmuzunda Mustafa Tolga Bey'in evinde bir toplantı yaptık.Bu tartışmalar sonucunda edindiğim izlenimler şunlardır:

1-Bir kısmımız çıkartılacak kemiklerin teşis edildikten sonra ,Aleminyo'da bir anıt yapılarak orada gömülmesini,

2-Bir kısmımız ise kemiklerin Türk tarafında Değirmenlik veya uygun başka bir yere gömülmesini uygun gördü.

3-Birde bazı yakınlarımızın ruhsal durumlarının bu olayları kaldıramayacak kadar hassas olduklarını gözlemledim.

Daha sonra gündeme Annan planın girmesiyle bu konular gündemden ister istemez düştü.

Bu günlerde BM ve siz kayıplar konusunu yine gündeme getiriyorsunuz.Benim bu konudaki görüşüm mezarın uygun bir zamanda açılıp teşis yapıldıktan sonra oraya, Aleminyo'ya gömülmesidir.Bu işlem yapılırken kendi devletimizden de uzmanların orada olmasını istiyorum.Çünkü 2002 Aralık ve 2003 Ocak aylarında Rum tarafında bu konuyla ilgili Cyprus Weekly gazetesinde çıkan 2 yazıda anlatılan yalanlar Rumların bu olayları saptırmaya çalıştıklarını gösteriyor.Eğer günün birinde Annan planında öngörüldüğü gibi Rumlarla birlikte yaşayacaksak geçmişte bu insanlık suçlarını işleyen kişlerin (gerek Türk gerek Rum) ölmüş olsalar bile insanlık önünde teşhir edilmeleri ve hesap vermeleri gerektiğini düşünüyorum.(Bir iddiaya göre bizim köydeki olayların sorumluları ismen bilinmektedir)

Sonuç olarak bizler yakınlarımızın öldürüldüğünü biliyoruz ve kabul ediyoruz. Bazıları gibi kayıp mı ? esir mi tutuluyor ?diye düşünmüyoruz.Bizler 1974'de Rumların elinde esirken ben sürekli olarak 'babamı öldürecekler'diyerek ağlıyordum.Babam 2. gün Rum askerlerinin arasında getirilip hiçbirşey söylemeden beni alıp yanaklarımdan öptü ve bize veda etti.Ben bu toplu mezarı her ziyaret ettiğimde onlara getirdiğim çiçekleri öpüp atıyorum bu şekilde babamın o günkü öpücüğünü tekrar yanaklarımda hissedip mutlu oluyorum.Ve topluma da şunu söylemek istiyorum.Bizler yakınlarımızdan kalan tüm anılarına ve kırıntılarına, 27 yıl sonra 30-40 kişinin katılımıyla yapılan devlet töreniyle değil herzaman onları yüreklerimizde yaşatarak sahip çıkmaktayız.

 

Ali Taşbel (Tel 2234061)

tasbel@kibris.net

 

Not:Yazı dizinizde direk adım geçmediği halde yazılanların bir kısmının direk muattabı olduğum için bu yazıyı da gazetenizde yayınlamanızı rica ediyorum.”

 

(Devam edecek)

 

(*) Bu yazı dizisini YENİDÜZEN gazetesi için hazırladım - 26 Temmuz 2004’ten bu yana yayınlanmaktadır. Hamamböcüleri’ndeki okurlarımla da paylaşıyorum...

 

 

 

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org