Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 27 Ocak 2006

Ulus Irkad

 

KIBRIS’TA EVRENSEL HATALAR YAPMAK

KIBRIS’TA EVRENSEL HATALAR YAPMAK

Insan her zaman için doğru saptamalar yapmayabilir. Fakat olayları iyi algılayabilir ve saptayabilirse yani ileriyi, diyalektik ile bütünleştirip bilgi birikimiyle harmanlayıp takip edebiliyorsa elbette ki gelecek konusunda saptamalar yapabilir. Önemli olan kendini çok iyi yetiştirmek ve okumadan dolayı o dinamizimle gelecekteki olayları saptayabilmek ve toplumu da bu dinamizimle aydınlatabilmek. Şimdi devamlı olarak yaşanan bir kavga olayı varsa ve de bu olayda siz devamlı olarak dayak yiyorsanız yine aynı taktiklerle mi kavgaya yaklaşacaksınız? Yani şunu açıkça yazayım yine: Bu ülkede ne kadar seçim yaparsanız yapın sonuçta Türkiye’ye yaranamazsanız başarısız olacaksınız. Bu kavgada en zayıf silah bu. Bu sadece örnekteki değil, Kıbrıstürk halkının en zayıf silahı. Şimdi ısrarla “gene seçim, gene seçim...” demenin ne anlamı var? Belki bazı partiler ve bazı kişiler için doğru olabilir, adamların başka işi yok, meclise girip KKTC milletvekili maaşı alıp rahatlıklarına bakacaklar, bir de amaca ulaşmak için “seçim mübahtır” diye düşünmektedirler. Ama işin tuhafı bu gibiler öyle devrimci bir ağızla olaya katılmaktadırlar ki yaptıkları muhalefetle siz eğer birşey bilmiyor, bir politik birikiminiz yoksa bu dalgaya kapılıp aynı ağızla veya aynı mentalite ile seçim savaşına katılacaksınız. Peki ne olacak? Bu ülkede egemenliği, bağımsızlığı, siyasal iradeyi elde ettiniz mi? Ne münasebet...Halkın hala daha elde ettiği bir kazanım yoktur. Belki görsel olarak bazı şartlar değişmiştir. Türkiye’de AKP’nin hükümette olması bazı durumları değiştirmiş gibi olabilir. Hatta size de bu konuda bazı silahlar devredebilirler. Ama bu köklü bir değişikliğin olduğunu göstermekte midir? Bir MHP militanının deşifre olması veya Ağca’nın tekrar hapse dönmesi devlette varolan gladio güçlerinin dağıldığını göstermekte midir? Çatlı trafik kazasında öldükten sonra devlette yuvalanmış gizli militer kast dağılmış mıydı? Veya devlet demokratik mi oldu? Neydi Çatlı öldükten sonra militer bürokratik kastın Türkiye’deki soğuk savaş ve toplum psikolojisi oyunları? Herşeyin Özel Savaş rehberine göre düzenlendiğini ve ona göre yapıldığını da okumaktayız Türkiye basınından. Kıbrıs’tan bir MHP’li militanın sürgün edilmesi, Ağca’nın tekrar hapse dönmesi değişimi mi göstermekte yoksa militer kastın birkaç tetikçiyi günah keçisi gösterdikten sonra yine yeni olaylara kadar perde arkasına çekilip bekleyişe geçmesinden başka bir başka senaryo olmasın bunlar?

Niye olmasın? Değişimin olması için bir kere temelden bazı değişikliklerin olması gerekiyor. Nedir bunlar? Öncelikle bireysel özgürlükleri bile belirleyen demokratik bir anayasa yapılmalı. Bu anayasa kişilerin ve hatta köylerin bile sırasında devlete karşı bağımsızlığını ilan edebilecek geniş özgürlüklerle dolu olmalıdır. Devlet, her istediği anda bireyleri, grupları ve başka toplumları bertaraf edebilme hakkına sahip olmamalıdır. Devletin dini olmamalı, askerlik zorunlu olmaktan çıkarılmalı, her an devletin dağılabilmesi için demokratik cumhuriyetin sosyalizme açık olması gerekmektedir. Hem Kıbrıs’ta hem de Türkiye’de demokratik yapıya geçmek ve gerçekten sivilleşmek için yasalar çıkarmak acildir. Cumhuriyetin, ırka, etniye, dile, dine ait olmadığını ilan etmek gerekiyor. Daha önce yazdım burada değişime giderken Güney’e de mesaj vermek ve diyaloğun kapatılmaması için hareketler yapmak lazımdır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de 1963 yılından beri zaten tam olmayan yarı demokratik yapıdan tam ırkçı bir yapıya döndüğü için büyük bir kurumsal değişime gitmesi tartışılmazdır. Şu anda bu Cumhuriyet’in sadece Kıbrısrum toplumuna, dinine ve diline dayandığı ve ayrımcı olduğu gerçeği de vardır. Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken Kıbrıs’ta yaşayan diğer etnik kimliklere önem verilmediğini de buradan yazmak gerekmektedir. Niye bir Kıbrıslıtürk Cumhurbaşkanı olmasındı? Niye bir Kıbrıslırum Cumhurbaşkan muavini olmasındı? Maronit veya Ermenilerin hatta Çingenelerin bu anayasadaki durumları niye belirlenmemişti? Ama bütün bunlardan önce Kuzey Kıbrıs’taki aşırı Türkiye etkisi,karışmacılığı ve hegemonyası da niye öncelik olarak eleştirilmesin? Yani ben şimdi Güney’den hak istiyorum ama önümdeki pilav daha da önemli. Benim öncelikle Türkiye’den bana müdahale etmemesi, karışma yapmaması için hak talep etmem gerekmektedir. Sadece Kıbrısrum tarafını superior olarak görmem hem bilimsel değil hem de hak ve hukuka uymamaktadır. Her iki toplumdaki demokrat güçlerin öncelikle kendi milliyetçiliklerine, egemenlerine savaş açmaları gerektiği gelecekteki birleşik Kıbrıs için önşarttır ve demokratik bir cumhuriyet oluşturulması için elzemdir. Bunlar yapılmadan seçimlere girip maaşa bağlanmak ve yan gelip yatarak statükodan nemalanmak hangi hak ve hukuka ve devrimciliğe sığar onu da sormak gerekmektedir. Öncelikle Kıbrıslıtürklerin varolma hakkını Türkiye’den talep etmeleri, Türkiye derin devletinin ve aynı devletin karışmacılığından kurtulmaları, Kıbrıs’taki bir istikrar için ön şarttır.

Demokratik Cumhuriyet vasıflarının milliyetçiler ve de burjuvalar tarafından karşı devrimlerle bastırıldığını, bunun yanında Lenin sonrası karşı devrimle Sovyet Rusya’da da bürokratik kast rejimi tarafından çarpıtıldığı,Sovyetlerde daha sonraları iddia edildiği gibi Lenin tezleri ile bir ilişkisi olmadığı bunun orada da sadece karşı devrim olduğu ortaya çıkmıştır. Brejnevi kahraman görüp bugün KKTC meclisine girmek için ikinci CTP’cilik yapanların da hülya gördükleri ve aynen CTP gibi halkı yanlış tezlerinden ötürü hüsrana uğratacakları da bir gerçektir. Bunun yanında mecliste tek milletvekili bulunduranların da tümüyle rejimi reddetmeden bir inandırıcılıkları olamayacağı da gerçektir. Son zamanlara kadar KKTC’cilik yapıp AB’ciliğe ani dönüş yapmak da açmazı çözemez.

Dünyadaki sol ideolojinin içerisindeki dalgalanmaların evrensel olarak tartışılması yapılıp doğru adımlar atmak ve stratejileri ona göre belirlemek gerekiyor. Aksi olursa devamlı olarak 2000’li yıllarda yaşadığımız o büyük kalabalıkların dinamizmini da devamlı yıkacağız. Yanlışın nerede olduğunu kolayca tesbit etmek gerekiyor. Yanlış esasında görülmek istenmese bile dünya görüşlerinden de kaynaklanmaktadır.

Teşhisi doğru koymazsak aynı yanlışları yapacağız...

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org