Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 3 Mart 2006

Ulus Irkad

 

SOSYAL OLAYLAR SISTEMDEN DE KAYNAKLANIR

Daha yeni Sol yayınlar okumaya başladığımızda yani yaklaşık 30 sene öncesinde bir toplumun oluşmasında alt ve üst yapı kurumlarını da okumaktaydık. Alt yapıyı ekonomik sistem oluşturuken üst yapıyı da hukuk gibi, aile ve devlet kurumları gibi kurumlar ve değerler bütünü oluşturmaktaydı. Bunların birbirleri ile ilişkide olduklarını da okumaktaydık. Alt- üstü, üst de altı etkilemekteydi. Geçen haftalarda son derece acı dolu olaylar geçirdi Kıbrıstürk toplumu. Ama şurası da gerçek ki topluma sunulan ekonomik sistemden kültürel değerler bütününe, tüm değerler de birbirlerini etkilemekte ve toplumu çalkantılı günlere hazırlamaktadır. Son zamanlarda mafia tipi örgütlenmeler, bunun yanında suç unsurlarının artması ve akabinde sosyal hayatta görülen birçok sorun inanın politik yapının da bir ürünüdür. UBP neyi bırakmışsa aynen şimdikiler de devam ettirmektedir. Yani açıkçası topluma üç-beş sene öncesinden bir sanal oyun oynatılarak güya toplum bir değişim içerisine konuldu ama sonuçta sadece kişiler değişti ol düzen devam etmektedir. Üstelik tuhafı şu ki geçmiştekilerin bıraktıkları o milliyetçilikten de oldukça doneler bulunmakta. Sanki de AKEL ve CTP, bölünmenin daha da perçinlenmesi için uğraş vermektedirler. Eğer değilse ben daha da gerçeğini iddia ediyorum; AKEL ve CTP’nin bizi getirdikleri nokta kendi vizyon ve ideolojilerinin gelebileceği en son noktadır. Biz bu iflasın yansımalarını yaşamaktayız. Doğrusu neydi? Doğrusu, meydanlara dökülen tüm halkın yönetimi devralıp Kuzey Kıbrıs’a sahip çıkıp, Kıbrıslırumlarla bir çözüme gitmesiydi. Hatta ve hatta yapılan andlaşmalar ve alınan kararlar bütünselliği içinde, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin daha da demokratikleşmesi öne konmalıydı. O zaman bu selin önünde Papadopulos da duramazdı. Ama zafer gizemli bir şekilde sadece CTP’ye mal edilince, dinamizim tek bir partinin seçim zaferine mal edilince mecra statükonun devamına ve milliyetçilik trendinin yükselmesine döndürüldü. Son zamanlarda yapılan hamaset nutuklarının eskilerinkilerden farkı ne?

Eğer son bir haftadır olan olaylar üç-beş sene önce yaşanmış olsaydı, hedef UBP’yi gösterecekti. Peki UBP gitti ve yerine gelenler de aynı statükoyu koruyorsa şu anda bunları da eleştirmek gerekmiyor mu? Ne yaptılar ve neyi değiştirdiler? Şu anda memurun veya işçinin maaşı biraz rahat etmişse ve refah yükselmişse bunlardan mı kaynaklanıyor? Iddiasına da varım: Eğer hükümette başka bir parti olsaydı ve de statüko aynı şekilde korunmuş olsaydı bile barikatların açılması, Güney’de bunca işçinin çalışıp ülkeye bunca girdinin yapılmasından ötürü yine aynı ekonomik sonuçları görecektik. Eğer bu maharetinizse, maaşları Güney seviyesine getirin de görelim. Büyümenin yüzde onları geçtiğini söyleyen ben değilim herhalde. Ama iş Maliye’ye kalınca talepleri yüzde birlerden başlatmak da yeni maharetleri içerisine girdi. Ama bunları söylediğiniz zaman hemen öyle şeytan şeytan sırıtıp başka pişkinlikler de yapmaktadırlar:

-Sizi mahkemelerde sürünmekten biz kurtardık.

Neyi kurtardınız ? Mahkemelerde sürünürken yanımızda siz mi vardınız? Çok mu savundunuz bizleri? Bizim ayakta direnmemiz olmasaydı eski statükocular değişir miydi sanıyorsunuz? Peki sizin aynı statükoyu savunmanızdan ve de devam ettirmenizden ötürü onlara tekrar başa geçip bize daha başka davalar açmaları için fırsat vermiyor musunuz? Hangi yasayı değiştirdiniz ki eski devam ettirilmeyecek? Anayasa’nın demokratikleştirilmesinden bahsediyordunuz, hani anayasa demokratikleştirildi mi? Kamu görevlilerine siyaset yasağını kaldıracaktınız o da başka bahara kaldı. Gelecek seçimlere kadar daha çok muştular dağıtırsınız. AKP baştaysa, kimbilir bu vatandaşlık yasasında da daha ne oyunlar düzüp, Türkiyeli nüfusun da oyunu almak için daha üç-beş sene önce olduğu gibi ne gibi tezgahlar kurarsınız, kimbilir. Davul elinizde, tokmak da Ankara’da olduğuna göre…

Ama Türkiye’deki aydın ve yazarların AKP’nin birçok trendinin aşağılara inmeye başladığı, ekonominin gelecek için bir sinyal vermediği şeklindeki yazılarını da okumaktayız. Bu arada Türkiye Militer Bürokrasisinin daha uzun bir müddet ayakta kalmak için AKP’yi başa getirttiği gibi şimdilerde kendi dinamizmiyle Türkiye’yi demokratikleştirme kararı aldığını ve Türkiye’de demokratikleşme başlarken AKP’ye yanlışlar yaptırarak bu trendi başka sahalara yansıtacağını da okumaktayız. Ben de daha ilk başlardan itibaren AKP’nin ortaya çıkışının esas egemenlerin oyunlarından biri olduğunu, ama ideolojisi gereği AKP’nin Türkiye halklarının AB dinamizmini fazla taşıyamayacağı ve yıpratılacağı şeklinde yorumlar yapmıştım. Şu anda Orta Doğu’nun ve dünyanın en kurnaz Türk militer bürokratik kastının böyle bir değişime doğru girdiğini iddia eden düşünadamları da vardır. Emareler de bunu kanıtlamaktadır. CHP’nin Milliyetçi Devletçi ve de Gerici yapısından ötürü böyle bir trendi olmadığı ortadaydı(Kemalist değişimciliği değil, Kemalist dogmatizmi savunmakta ve bazen MHP’den de gerici bir çizgi izlemektedir.Bir zamanların modernistlerinin bile kabul edemeyeceği bir askeri Kemalist ideolojiyi savunmaktadır). Rolün kime oynatılacağını ve liderliği TÜSIAD’la Anadolu burjuvazisinin üstlenebileceğini sanıyorum. Göreceğiz…

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org