Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 21 Nisan 2005

Ulus Irkad

 

BOYKOTUN BAŞARISI VE SONRASI

Boykot eylemini her zaman için içlerinde bir telaş ve korku olmasına rağmen görmezlikten geldiler. Ama içlerindeki korku, istemeseler de daima onları rahatsız etti. Belki de aldıkları emir buydu. “Bunları görmezlikten gelin çünkü onlardan söz ederseniz başımıza binerler ve ister istemez halkta bunlara karşı bir sempati uyanır” dendi kim bilir. Ama bu tip olayların çok derin demokrasisi olan Kuzey Kıbrıs’ta olabileceğini de kimse inkar etmemeli. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin başladığı Pazar günü hergünkü rutin yürüyüşümü yapmak için yola koyulduğumda Maraş Bölgesi’nde oy verilen Şehit Zeki Salih İlkokulu’nun yanından geçerken burasının geçen seçimlerdeki kadar kalabalık olmadığını sezinledim. Canbulat Ortaokul’u ve Polatpaşa İlkokullarının yanından geçerken de aynı manzara ile karşılaştım. CTP’nin neferleri veya askerleri oldukça telaşlıydı. Bu telaşlarını nereden mi anladım? Yüz ifadelerinden. Gerçekten bir şeylerin ters gittiğini görmek için alim olmak gerekmiyordu. Eve döndüğüm zaman BRT’deki haberlerden geçen seçimlere göre saat 11.00 sularındaki katılımın %40, o sırada ise aynı saatlerde katılımın %26’larda seyrettiğini dinledim. Onlar telaşlanıyor ama ben bu haberlere seviniyordum. Çünkü YKP’nin başlattığı bu kampanya ilk defa olarak gerçekten ses getirmiş ve Kıbrıstürk halkı YKP’yi duymuştu. Tabi ki şimdilerde bunun tesadüf olduğunu ve Kıbrıslıtürklerin artık seçimlerden usandıklarını veya rahata erdikleri için sandıklara gitmediklerini söyleyenler oluyor da madem ki bu doğru, aynı örgütlülüğü gösterenler bu boykot yapan halk kesimlerini gene sandıklara götürebilirlerdi. Üstelik boykotun etkili olduğu saat 11.00 sularında artık belli olmaya başlamıştı. Büyük örgütlülüklerini(!) son iki seçimdir devam ettirenler elbette ki bu oyları da isterlerse toplayabilirlerdi. Değil mi canım? Siz büyük örgütçüydünüz. Halk a bir muştucuk daha sallayıp onları sandığa çekebilirdiniz.

Her neyse ikindi üzeri bir arkadaşla Güney’e geçtik. Oradaki sarsıntı ise daha da büyüktü. Herkes bu şokun ve sarsıntının YKP’nin örgütlü olarak yaptığı boykot kampanyasından olduğunu kabul ediyordu. Karşılaştığımız AKEL’ci arkadaşlara da şimdiye kadar yanlış hesaplar yaptıklarını ve YKP’yi marjinal olarak niteleyerek böyle büyük bir etkide bulunacağını saptayamadıklarını, aynı siyasi hastalıktan muzdarip olan renktaşlarını devamlı olarak içten ve derinden destekleyerek bugünlere geldikleri eleştirisini yaptık. Papadopulos behane gösterilerek ve de genelleme yapılarak taksimci ve şövenizm kokan demeçlerin artık ortalığı rahatsız etmekte olduğunu söyledik. Güney’deki demokratlar pek tabi ki AKEL’i eleştiriyorlardı ama CTP’nin hatalarından ve de aynı tavırlarından dolayı da rahatsızlıklarını gizlemiyorlardı. Tabi ki onlara göre dominant hata AKEL ’deydi. Şimdi burada bana göre elbette ki gerçek demokratların eleştiri oklarını kendi toplumlarının egemelerine yönlendirmeleri kadar doğal bir durum olamazdı. Kıbrısrum medyası devamlı olarak haberlerde katılımın düşük olduğundan ve bunun şimdiki hükümetteki partiler için çok olumsuz bir sinyal olduğunu devamlı olarak işlemekteydi.

Bu arkadaşlarımızın evlerine yaptığımız ziyaretlerden ve de Kuzey’deki seçimlerin Güney’deki yansımalarını öğrendikten sonra tekrar Kuzey’e döndük. Televizyon ve radyolardan en son yorumlar yapılmaktaydı. Herkes şoktaydı. Bazı radyo ve televziyonlar derhal Sayın Durduranla temasa geçmeye çalışmakta ve ister istemez seçimlerin esas galibi olan YKP’nin zaferini tescil etmekteydiler. Statükonun seçimlerini hedef bilip çelişki yaşayan ve solculukları ile övünen kişi ve partilerin çoğu maalesef haritadan silinmişlerdi. Adaylardan biri aylarca ve haftalarca statükodan sandalye almanın yıkım olduğunu o kadar söylemişti ki ansızın seçimlere katılması ve de seçim sonucunda yüzde 4.7 olan oy oranından ötürü parti de kuracağını açıkladıktan sonra hayretten ağzım açık kaldı. Tabi ki bazı medya kaynakları ertesi gün daha bir gece önce o şoktan kurtulup gereken yerlerden komutu almış olacaktılar ki YKP’nin boykotundan söz etmemeye başladılar. Onlara göre en büyük olay Beşiktepe’linin %4.7 oy oranı(Hakikaten büyük bir olay!) ve Çevikel’in de yine aynı oranda aldığı oy oranlarına dikkatleri döndürerek halkı gırgıra almaya başladılar.

Vallahi isteseler de istemeseler de bu seçimin galibi yüzde kırklara varan oy patlaması ile YKP idi. Belki de tarihte ilk defa olarak gerçek bir ana muhalefet partisi meclis dışında Kıbrıstürk halkının gerçek bir temsilcisi olarak yer alacaktı. Halk boykot mesajını almıştı. Halk bu seçimlerde boykot kampanyasını selamlamıştı. Halk esasında ortaya çıktığı gibi YKP’yi yalnız bırakmadı. Sessizce YKP’yi takip etti. Boykot’un en iyi eylem biçimi olduğu bu seçimlerle ortaya çıktı. Somut koşulların somut tahlili diyalektiktir. YKP 30 yıllık diyalektik tarihi soruşturarak parti içerisindeki beyinleri ile Kıbrıstürk halkını harekete geçirmeyi başardı. Parti içerisinde devrimci gelenekten gelen beyin kadrosu bilimsel analizleri ile partiye yol gösterdi ve YKP Kıbrıslıtürk halkının özgürlüğü için mücadele partisi olduğunu isbat etti. Tabi ki kavga daha bitmedi. Parti kadroları onyıllardan gelen deneyimlerini, bilgi birikimlerini ve devrimci bilinçlerini parti toplantılarında dile getirerek yeniden taktik ve stratejilerini çizecekler.

UBP Başkanı Sayın Eroğlu pek fazla zahmet etmesinler. Yüzde kırklara varan boykot oyları akpak olarak aylardır BOYKOT kampanyası yapan YKP’lilerindir. Yoksa kendisi de BOYKOT kampanyası düzenleyip de bizlere haber mi vermediler? Adama gülerler. Eroğlu, diğerleri, kelli felli imajcılar ve de kendini solcu ilan edenler içlerini rahat tutsunlar. BOYKOT bir çığ gibi daha da büyüyecek. Yeni seçimlerde BOYKOT’un oy yüzdesi yüzde ellilere vuracak.

Herkes YKP’yi seyretmeye devam etsin...

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org