Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 10 Mayıs 2005

Ulus Irkad

 

KEŞKE HEP HAKSIZ ÇIKSAK

Şimdilerde seçim öncesi büyük umutlarla dolu bazı arkadaşlarla görüşüyorum. Bana direk söylemiyorlar ama anladığım kadarıyla durumları pek beğenmiyorlar. Hatta “Haklısınız bu ülkede statüko seçimlerden galip çıkılmasına rağmen devam ediyor” diyenler de var. Seçimlere girmekle tuzağa düştük diyenler de... “Herşeyi güya elde ettik ama teslim olduk” diyenler de çok. Herşey o kadar banal ki artık söyleyecek söz bulamıyorlar. Kontrol altındasın ve işin tuhafı şu anda statüko tüm sivil toplum örgütlerini de hallaç pamuğu gibi dağıtmış. Kimin nerede olduğu sesinin çıkıp çıkmadığını da anlayamıyorsunuz. Peki kardeşim değer miydi bunca rezilliğe? Bile bile lades olmak hangi akıllı insan işidir. Yani sen şimdi devleti ve hükümeti eline geçirdin de başın bulutlara mı değdi? Burada otorite olarak en son konuşana bakmalı. Kimin sözü geçerli? Eğer benimki geçerli diyorsan geçen sene yasak bölgelere giren şu özgürlük havası koklayan avcıları dinle. Hayır hayır herşeyi yerine koyalım. Ne CTP’nin hükümeti ve Cumhurbaşkanlığını elde etmesi ile memlekete bir değişim geldi ne de özgürlükler ülkesi olduk. Davul başkasının elinde tokmak bir başkasının. Burada biz birbirimizi kandırmaktan başka bir iş yapmıyoruz. Bir arkadaş da sormakta: Yani hiç mi birşey değişmedi? Diye. Evet, evet değişti yani tellaklar değişti de hamam aynı hamam olarak kaldı.

Geçen hafta artık Kıbrıslıtürklerin de dava edilmeye başlanması ile yeni bir aşamaya giriyoruz. “Evet” dedik de dünya bizi anladı havalarına da artık bir son geliyor. Zamanında çözüm elde etmemenin vebali belli ki artık vatandaşın başına kakılacak. “Çözümsüzlük çözümdü” veya şimdilerde de Papadopulos edebiyatı yapılıyor ki bir görün. Ne o, ne bu doğru, esasında doğru olan bilimsel bir şekilde hareket etmek. Yani hukuktan siyaseti ayırmamak. Hukukla siyaset aynı pararlelde yürür. Hukuksuz siyaset düşünülemez. Bizim eski statükocuların savundukları da böyleydi. Hukukla siyaseti birbirinden ayırmak gerekiyor diyorlardı. Ama bu kafa yapısı Loizidou Davasında yerde tuş oldu. Rezil olundu. Yalnız o olsa neyse... Ya Ahmet An Davası veya şimdikilere ne denmeli? Gittik sonra kısır döngüye doğru geliniyor ve hukuktan uzaklaşıldık sonra kaybediyoruz. Bu işin çözümü Kıbrıs Sorunu’nu uzatmak değil en kısa bir zamanda ve uygun şartlarda çözümü bulmakta. 30 yıldır Türkiye ve Kuzey Kıbrıs statükocularının uyuduğunu ve 30 yıldır her yıl yenik düşüldüğünü, dünya normlarının ise müdahale edilmediğinden dolayı hep aleyhe kararlarla kapandığını kimse unutmasın. AKPA kararlarından tutun daha bin türlü karar hep işi TC’ye havale etmekle oldu. Bunun yanında Kıbrıslıtürklerin kendi geleceklerine sahip olamaları ve de Türkiye Derin Devleti’nin binbir türlü oyunla buradaki sistemi ayaklar altına alan icraatlarını da görmezlikten gelemeyiz.

Gerçekleri kabul etmeli öncelikle. Türkiye AB’ye mi yöneldi ? Öyle gösteriyor. AB’ye yöneldiyse oradaki normlara uyması gerekiyor. Uymazsa ne olur ? Karşılaştığımız tüm olumsuzluklar olur. Ne olumsuzluğu? Yani statükonun devamı noktasında kendiliğinden Kıbrıslıtürkler dünyadan izole olma noktasına gelebilirler. Son dava celpnamelerinden söz ediyorum. Kıbrısrum malında kalan her Kıbrıslıtürk davalı duruma gelebilir. Demek ki “evet” demek de bizi kurtarmadı. Malum hükümetteki ve Cumhurbaşkanlığındaki parti devamlı bunları önümüze pişirip koymaktaydı. Sağolsunlar medyayı öyle bir idare ediyorlar ki sanırsınız Kuzey’de yaşamakla Bahama Adalarında tatil yapmaktayız. Herşey sorunsuz ve refah artık bizleri aştı. Gerçekte ise artık çok yakında işçilerimiz de Güney’e geçemez duruma gelebilirler. Kuzey’de işsizlik artar ve tekrar bir sosyal patlama noktasına gelinebilir. Bırakın onu Kıbrıslıtürkler Avrupa’ya da çıkamazlar. Neden? Bugün %80 Kıbrıslıtürklerin bir Kıbrıslırum evinde oturduklarını düşünün. Ne Avrupa’ya ne de Güney’e gitme gerçekleşebilir. Bu büyük bir darbe değil mi? Peki size Avrupa kapılarını açtık, sizi dünya ile kucaklaştıracağız deyip bu halkın oylarını alanlar böyle bir durumda nasıl bir çözüm yolu getirebilirler? Getiremezlerse arkadan gelecek dalgalanmaları nasıl önleyecekler? Birkaç yıl sonra bu halkın kemikleşmiş statüko konusunda da şikayete başlamayacağı ne malum?

Kıbrıslıtürklerin statükonun devamından dolayı hiçbir menfaatleri yoktur. Kıbrıslıtürkler bunca cefayı statüko ortadan kalksın diye çektiler. Şu da söylenebilir: Efendim Papadopulos ve Kıbrısrum toplumu çözüme karşı(!) Ne yapalım yani? Özgürlüğümüzüden de mi pay verelim? Ben de sorarım: Biz herşeyimizi Kıbrıslırumlara göre mi endeksledik. Kardeşim sen gereken ilkeleri yerine getir. Dünya hukukuna uy. Jestler yap ve barışa hazır olduğunu tüm hareketlerinle göster.

Bir de onbaşıların Başbakanlara emretmesine son ver. Son verebilir misin? Polisi sivilleştir. Dingo’nun Ahırı olmaya bir son ver. Ama adam gibi...Gizli Kontrgerilla hücrecikleri de son bulsun. Bombalamaların faillerini, Kutlu Adalı Davası’nın faili meçhullerini de ortaya çıkar. Çıkarabilir misin?

Hade hodri meydan! Yaparsan seni önce ben alkışlayacağım....

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org