Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 30 Mayıs 2003

Ulus Irkad

 

Yeniden Yakınlaşma

Bundan daha birkaç ay öncesinde yeniden yakınlaşma denildiği zaman çoğu sağcı veya milliyetçiler yanınızdan yaka silkerek uzaklaşırlardı. Onlar için yeniden yakınlaşma veya “reapproachment” denilen terim casusluk, ajanlık, dış güçlerle işbirliği demekti. Bu konuda her çamuru atmaya hazırdılar. Bu işle uğraşan aydın insanlara sürmedik leke bırakmamışlardı. Ama sadece yakınlaşmaya mı karşı idiler yoksa bu tepkinin arkasında başka güdüler mi hakimdi? Bana göre bu tepkinin arkasında başka güdüler de hakimdi. Yani 1974 sonrasında kurulmuş olan statüko içerisinde oluşturmuş oldukları mutlu vahalarda yaşamaya devam etme güdüsü ve herhangi bir değişimden dolayı kurulu olan sanal alemlerinin bozulmasını istememekteydiler. Eğer yeniden yakınlaşma olursa barış ve çözüm gelecek, başkalarının malları ve acıları üzerinde kurdukları sihirli dünya dağılacaktı. Uluslararası hukuk kapılarını çalarak korktukları ortamı yaşatacaktı onlara. Eğer barış olur da dünya hukuku hakim olursa hanedanlık dağılabilirdi. Yeniden yakınlaşmaya duydukları tepkinin arkasında yatan sebep buydu. Adam, bakan, milletvekili olmuştu ama Kıbrıslı Rumların malları üzerinde çeşitli entrtika ile hak iddia ediyordu, bu hukuksuzlukla kurulan haklarından vaz geçmek istemiyordu. Kaldı ki “tanınmak, tanınmak” diye yola çıktıkları bazı ideallerin de artık tanınmakla uluslararası hukukun bir kurbanı olacağını da çok yakından bilmekteydiler.

Yeniden yakınlaşma için yola çıkanlar bu bedeli ödemeye hazırdılar. Dolayısıyla ilk hedef durumuna onlar geldiler. Bütün saldırılara onlar göğüs germek zorunda kaldılar. Kuzey Kıbrıs’taki egemenler derin devlet vasıtasıyla kurdukları istihbarati bağlarla bu hedefleri lekelemeye çalıştılar. Çamuru at izi kalırdı. Nasıl olsa yalan ve soğuk savaş çarkı da ellerindeydi. Bu çarkı çalıştırdın mı atacağın çamurlarla onlarca insanı bir anda halkın karşısında iki paralık durumuna getirebilirdin. Tabi bu düşüncede olanların unuttukları ve görmezden geldikleri başka önemli konular vardı. Kuzey Kıbrıs’taki halkın son birkaç senede yapılanlardan hoşnutsuz hale gelmesi ve egemen kesimlerin artık ürettikleri tüm yalanları deşifre ederek bir tarafa itmesi idi. Halkın çoğunluğu iş, aş ve çözüm istiyordu. Çözümcüler son zamanlarda açılan kapıların 29 yıldır Kuzey Kıbrıs’ta yaşatılanların unutturularak sadece buradaki despot bir rejimin ayakta kalması için suni bir teneffüs olduğunun da farkındaydılar. Ceset artık çürümeye yüz tutmuştu ama ısrarla yaşatılmaya çalışılıyordu. Kuzey Kıbrıs’a yön veren kesimler ise ısrarla hala daha baskılarla bu rejimi ayakta tutmaya çalışmakta, baskılarla hala daha bu halkı yöneteceklerini sanmaktaydılar. Bu büyük bir yanılgıydı. Kaldı ki totaliter zihniyetlerle bir yere gidilemeyeceği, açlıktan ve işsizlikten, bir de güncel politik çözümsüzlükten bıkan bir halkın artık tüm sorunların farkına varmasıyla totaliter ve despot bir zihniyetin peşinde koşamayacağı da apaçık ortaya çıkmıştı. Dünyada bunun örnekleri vardı. Irak Sorununda Saddam’dan bıkan Irak Halkı’nın ABD kuvvetleri ile savaşa girmediği ve de Irak’ın yenilgisinde önemli bir payın Saddam’ın totaliter zihniyetinin azımsanmayacak bir etkisi olduğunu artık herkes biliyor. Bir bakıma Irak halkı Saddam’a Amerikan İşgalini tercih etmişti. Dolayısıyla 29 yıldır bu halka kan kusturanların her halukarda bu halkın peşlerine düşeceğini sanmaları da tamamıyla hayaldır. Bu halk mitinglerle Kıbrıs’ın bütünleşmesini, bir çözümün bulunmasını , Kıbrıs’ta insan haklarının uygulanmasını talep etmiştir. Kuzey Kıbrıs’taki her türlü despotik ve totaliter idareyi onaylamayacağını belli etmiştir.

Kıbrıs Türk toplumu 1950’lerin veya 1960’ların bir lider etrafında sürüklenen toplumu değildir. Bilhassa 1974 sonrasında başına gelenlerin çoğunun demokrasinin ve de adaletin, hoşgörünün, insan haklarının çalıştırılmaması dolayısıyla geldiğini çok yakından bilmektedir. Son birkaç yıldır patlayışı da bundan dolayıdır.

Bir zamanlar birkaç Kıbrıslı Türk aydın ve Kıbrıslı Rum aydının korkarak toplandığı Pile veya Ledra Palace yerine bugün bütün Kıbrıs birer yeniden yakınlaşma ortamına dönüşmüştür. Artık istihbarati kaynakların aleyhlerine raporlar tuttukları aydınlarla toplumlar bütünleşmiş her Kıbrıslı yeniden yakınlaşmanın birer neferi durumuna gelmiştir. Sınırlar delinmiştir. Delinen sınırları tekrar kapatmak eskisi gibi kolay da değildir. Tümünün değilse bile bazı esnafın eli para görmüştür. Eğer rejim destekçileri uygun görürlerse , ki biz onların bu şekilde engel çıkarmalarına karşıyız ve elbette Arasta esnafının da duvarların yıkılması ile ticaretini doğru dürüst yapmasını istiyoruz, daha da çok kapının açılarak daha da esnafın elinin doğru dürüst para görmesini istiyoruz. Yeniden yakınlaşma dolayısıyla yakınlaşmanın faydalarını gören ve görecek olan insanlarımızın da bu olanağın yeniden yakınlaşma, dostluk, insan haklarının uygulanmasından dolayı olduğunu ve bu değişim sırasında bu değerlerin de savunulması gerektiğini buradan vurgulamamız gerekmektedir. Eğer son zamanlarda bu serbestiyeti yaşıyorsak, bazılarımız ekonomik olarak biraz rahatlamışsa bunun en büyük sebebinin bu değerleri savunmak olduğunu da vatandaşlarımızın bilmesi gerekmektedir. Bu arada bu uğurda hayatını vermiş Kıbrıslıları da bir nebze anmak, bu yolda hayatını kaybetmiş mücadele etmiş onlarca sendikacı, 1962 yılında öldürülen Ayhan Hikmet ve Ahmet Gürkan, Doktor İhsan Ali, Mişauli ve Kavazoğlu gibi demokrasi ve kardeşlik savunucuları ile aynı yola başkoyup fedakarlıklarını esirgemeyen aydın, öğretmen ve emekçileri de anmak gerekir diye düşünmekteyim.

Hayat üstün değerler ve de halklarının menfaati için savaş verenleri her zaman için haklı çıkarmıştır. Çalışanlar halkları için fedakarlıkta bulunanları muhakkak çalışanların hareketi hiçbir zaman unutmamıştır. Şu da unutulmasın:
Hiçbir yapılan mücadele karşılıksız kalmaz. Her mücadelenin sonunda bir şeyler elde edilir. Şu anda ne elde edilmişse Kıbrıs Türk halkının mücadelesinin de bir katkısı vardır.

Halka boş verenler, halkın yükselen sesini de iyi değerlendirmelidirler.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org