Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 14 Temmuz 2003

Ulus Irkad

 

Kavgadaki Dürüstlük

Sağcıların veya kendine milliyetçi diyenlerin hiç dürüst olduğunu görüp işittiniz mi? Elbette kandırılmış normal vatandaşlar için söylemiyorum bunu. Çünkü etrafımızda kandırılmış ve de ekmeğinden midesinden fazla bayrak ve millet hezeyanları ile uyutulmuş çok da saf namuslu insanlar gördük. Savaş sırasında binbir deliğe girip daha sonra ortaya çıkıp vatandaşları söğüşleyen insanlar da gördük. Ve her bayrak, millet, Sakarya nutku çekildiğinde ön saflarda bulunan bu nutukları çekenlerin en başta mafya gruplarının ve de sömürücülerin saflarında görüldükleri de bilinmektedir. Bu tip insanlar genelde toplumun başına bu yüce ülküleri getirerek toplumu safdışı etmeyi başardılar. Vakta ki düzenleri kuruldu, düzenlerini korumak için de asker ve polis güçlerini daha da sağlamlaştırıp kurdukları çarkın devamı için tedbirler aldıkları da görülmüştür. Şimdi maske düşüp de kel ortaya çıktıktan sonra bu tiplerin çarkı veya düzeni kolayca bırakacaklarını sanmak da pek akıl karı değildir vesselam. Bu adamlar ısrarla kendilerini koruyacak ideolojilerine var güçleri ile sarılacaklar ve her eleştiriyi de vatana ve millete ters olarak niteleyecekler. Açıkçası aynı teranelerine devam edecekler.

Bu tip modeller sağ-milliyetçi kapitalist ve de mutlak sömürünün görüldüğü Doğu Bloku ülkelerinde de görüldü. Hade kapitalizmde insanları kandırmak kolaydı da insanın sömürüsüne karşı olan sistemlerde nasıl oldu da yine belli bir bürokratik elit işçilerin sömürülmesi için harekete geçti ve de bunu sosyalizm adına yaptı? Açıkçası şuydu: Bürokratik elit işçi sınıfını sömürmek için sosyalist çarkı eline geçirdi ve ortada oluşan artı değeri kendi arasında bölüşerek refahına refah kattı. 1990’larda Doğu Bloku çökerken bu elit bürokratik kesimler burjuvalaşıp üretim araçlarını da eline geçirdi. Ama Sovyetler Birliği’nde gördüğümüz gibi hala daha demokratikleşme değil ama eskiden gelen bir tavır olan totaliterizm en son çare olarak kullanılmakta ve Rusya’da özgürlüklere karşı hiç hoşgörü gösterilmemektedir. Çöküş sonrasında Rusya’daki Çeçen sorununun aynen kapitalist ülkelerde olduğu gibi ortaya çıkması ve de bu ulusal soruna bir çözüm getirilememesi de maalesef ülkede insanlık adına, demokrasi ve de insan hakları adına gelişmelerin eskiden beri hep zayıf kalmasından dolayıdır.

Avrupa’daki Marksistler kapitalizmin ulusal sorunlara bir çözüm olamayacağını dile getirmektedirler. Bu konuda Hindistan gibi geri kalmış ülkelere de atıfta bulunmaktadırlar. Sri Lanka ve Endonezya gibi ülkelerden de bol bol örnekler verilmektedir. Malezya gibi ülkeler de dikiz aynası altındadırlar. Ama tabi ki bu ülkelerde çalışan kesimlerin sorunlara direk müdahalesi ile eğer kapitalizm altında da çözümler bulunacaksa bu çözümlerin demokratik cumhuriyetler altında yapılmaları ve de çalışan kesimler arasındaki uluslararası işbirliğinin sağlanması önerilebilecek çözüm tedbirleri arasındadır.

Sınıfsal kavgalarda çeşitli uluslararası işbirlikleri oluştuğunda bu işbirliklerinin kardeşlik dayanışması içerisinde olması genel ilkedir muhakkak. Bu işbirliğini sağlayacak olan sol partilerdir. Ve her mücadelede muhakkak çalışan sınıflara bir liderliğin öncülük yapması da taleb edilmelidir. Lenin daha 20. yüzyılın başlarında Sosyalizme gitmek için ezilen ulusların çalışan kesimlerinin özgürlüğe kavuşması ve demokratik cumhuriyetler kurulup da geniş demokrasiler elde edildikten sonra ezilen ve ezen ulus çalışan sınıflarının yeniden eşit şartlarda birleşmesini savunmaktaydı. Lenin’e göre “ayrılma” gerici bir talep ama “ayrılma hakkı” devrimci bir talepti. Ayrılma hakkı sadece bir emniyet sübabıydı ve ileride ayrılan ulusun çalışan kesimleri Sosyalist dünya uluslarını oluşturmak için tekrar güven içerisinde birleşeceklerdi. Tabi ki bugünlerde Batı ülkelerinin birçoğunda çalışan kesimlerin pasifleşmesi ve de geri kalmış ülkelerdeki çalışan kesimlerin sömürülmeleri de dikkate getirilmektedir birçok toplumbilimci tarafından.

Bugün sınırların kalıcılaşmasını, statükonun devamını arzulayan ve de talep eden bizdeki egemen gerici güçler gelecekte oluşacak bu tip bir yüksek uygarlık aşamasını istemekte midirler? Elbette istemiyorlar. Bilimsel olarak da devletin kutsallaşması talebi bugünkü uluslararası burjuva hukukunda da yoktur. Uluslararası sermaye bugün ulus-devlet sınırlarını da aşmıştır. Artık ulus devlet sınırları içerisinde tek ve ari sermaye de kalmamıştır. Bir zamanlar sosyalistlerin savunduğu enternasyonalizmi kendi görüşleri açısından sermaye de menfaatleri gereği savunmaktadır.”Ulusötesi” kavramı bundan dolayı bugünkü dünyada dile getirilmektedir. 25 ülkenin bugün AB bayrağı altında toplanması da bundan ibarettir. Bir zamanlar emperyalizm kara faşizm dediğimiz oluşumları desteklerken artık yine menfaatleri gereği bunu gizlemeye çalışmaktadır. Bazı aydınlara göre bir zamanlar “ayrılma hakkına” karşı olan uluslararası burjuvazi yoksul ülkelerden ayrılıp kendi zenginleri ile bağlaşıklık kurmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla dünyanın yoksul halklarının da bu zenginlerin haklarından ve zenginliğinden faydalanmaları için bunlarla birleşmeyi istemeleri gerekmektedir. Onlara göre AB olayı böyle bir amaçlı oluşumdur ve emekçiler daha iyi normlar ve sosyal maddi yaşam için buralara göçetmeli buraları da atlama taşı kullanarak dünya proleterleri ile birleşmelidirler. Zengin ülkelere yapılan göç kışkırtılmalı ve de bunun sosyalizme bir atlama taşı olacağı kabul edilmelidir. Negri gibi aydın ve bilimadamlarına göre göç hareketleri kapitalizmde sarsılmalara sebep olacak ve tarihte Roma İmparatorluğunda görüldüğü gibi kapitalizmde de sarsıntılara sebep olacaktır.

Sosyalist ve emekten yana olan tüm demokratik güçlerin Kıbrıs’ta iki toplum arasında olduğu gibi tüm dünyada da ellerindeki dürüstlük meziyetlerini harekete geçirip dünyayı değiştirmek için öncelikle ülkelerinden başlamaları ve de dünya çalışanları ile dünyadaki daha üstün uygarlığa geçmek için uğraşmaları gerekmektedir.

Solun en büyük silahı dürüstlüğü ve de güvenle elde edeceği örgütlenmesidir.

Sol bunun değerini çok iyi bilmelidir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org