Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 22 Ocak 2006

Yilper İşçioğlu

 

Köftehor

Kıbrıs’ta tüm yapılanları Türklük için, Türk milliyetçiliği için yapmışlarmış! Kendilerini gerçekten milliyetçi addeden bir tek Allahın Kulu da çıkıp ‘‘bu yaptıklarınız milliyetçilik değildir, menfaatçiliktir, yanlıştır. Bu işleri bizim adımıza yaptığınızı nasıl söylersiniz bre köftehorlar?’’ diyememiştir, diyememektedir.

Kıbrıs’ta tüm yapılanları üstlenerek ve yapılmış olan tüm yanlışları da katlayarak devam ettirirken ‘solcu’ olduklarını ima edenler de vardır. Uluslararası sosyalist örgütlere üye olduklarını veya olmağa çalıştıklarını da söyleyen bu ‘‘Ne o?’’ solculara soldan bir tek özgür kişi çıkıp da ‘‘bunu bizim adımıza yaptığınızı nasıl söylersiniz, bu ne biçim soldur? Sizi gidi köftehorlar?’’ diyememiştir, diyememektedir.

Milliyetçi başkanın anlattıkları ibret vericidir. ‘‘ Dün burada bizim yanımızda olup solculara küfrederek Eroğlu ve Denktaş’a taptıklarını bağıra bağıra, yeminlerle ilan edenler şimdi çıkıp karşıda solcularla oturup eskiden övdüklerine şimdi sövüyorlar, dün sövdüklerine de bu gün övüyor onlara taptıklarına yemin ediyorlar.’’

Tüm bu yapılanlarla palazlandırılan şahinleştirilen bu hacıyatmaz zümrenin milliyetçi olduğunu kendilerinin dışında kim iddia edebilir, böyle bir iddiayı hangi milliyetçi kabul eder? Buna rağmen konumları budur. Menfaat kaparken her ‘aslana dayı’ diyenlerin arkasına saklandıkları birinci totem de milliyetçiliğin totemidir.

İddia aynen sol için de geçerlidir. Bu hacıyatmaz zümrede solcu olduğunu menfaatten iddia edenlerin konumları milliyetçi olduklarını menfaatten iddia edenlerin konumları ile aynıdır. Çünkü aynısı işidir kişinin. Bütün bunları yapanlar içerde maskeleri düştüğü için artık soldan bahsetmeseler bile uluslararası sol örgütlerle temaslarını devam ettirmekte imişler. Sol örgütlerden birileri de çıkıp gerçeği niçin anlatmıyor, anlatamıyor. Bu işin bu şekilde bloke edilmesinin arkasındaki gerçek hala daha siyasi partilerin tümünün de tek elden yönetilmesi alışkanlığından mıdır?

Bu hacıyatmaz zümre dinçi midir? Mukaddesatçı mıdır? Muhafazakâr mıdır? Orta yolcu mudur? Ganimetçi midir?

Tartışıyoruz, bir şeyler ortaya çıkmağa başladıkça milliyetçi başkan sıkılmağa başlıyor, oturamıyor kalkıp sırtını dönüp kısık bir sesle ‘‘bunlar hep menfaat içindir’’ diyerek, yürüyor. ‘‘Doğrudur başkan bunlar hep o değişmeyen hacıyatmaz zümrenin menfaati içindir ama bu eskiden de böyle idi yarattığınız zümre ile öğüne bilirsiniz’’ diyoruz. Cevap vermiyor. Cevabı yine biz veriyoruz. Bu zümre ile öğüneler eskiden ‘‘onlardı’’, Şimdi ise bu ‘‘yenilerdir.’’ Genelde hiç bir şey değişmemesine rağmen başkanın boynu bükük gönlü kırıktır. ‘Onun’ yıllarca kendi emrinde olanları şimdi karşısında görmesi düzenin değişmesi anlamında değildir. Kişisel menfaatinin baskınlığındandır.

Bu gün bu zümrenin kendilerine lider seçtikleri ve eski liderleri kabul veya reddetseler de aynı menfaat içindirler. İçeride veya dışarıda olmalarına bakılmaksızın bu mutluluk zincirinde mutlu birer halka olanların şahsi menfaatleri devam ettiği sürece bu hacıyatmaz zümrenin birbirleri ile yaltaklanmaları devam edecektir. Hacıyatmaz zümreye göre liderleri toplum lideri olmalı. Bundan dolayıdır ki toplum liderliği bu kadar basite indirgenerek bu zümrenin lideri ile toplum liderliği bir tutularak toplum ganimetçileştirilmektedir.

Hacıyatmaz zümre kendi liderini topluma lider atandırması ile işini en basite indirgemiştir. Üstüne oturdukları ganimetin bedelini şimdi topluma ödetmeğe çalışacaklardır. Tek ve esas amaçları budur. Toplumun ne böyle bir liderliğe ne de böyle bir bedel ödemeğe ihtiyacı vardır. Böyle bir toplumsal ihtiyaç asla olmamıştır, olmayacaktır.

Değer yargıları köşedeki süper marketten satın alınacak şeyler midir?

Etiket, üzerinde yazan değeri ile birlikte bu zer zevatın üstüne konmuştur, yapıştırılmıştır. Etiketteki değer YTL cinsindedir. Alırsan, yersen bu zer zevatın değerini kabul eder, bu bedeli de ödersin.

Çok basit, düz bir mantıkla ‘‘hayat acıdır biberde acıdır demek ki hayat biberdir’’ demektedirler. Bu mantık ile yaratılan bu yeni lider bir gün kırmızı bir gün yeşil olan bir süs biberidir. Bu biberin diğer biberlerden daha acı olduğu da söylenenlerin içinden kanıtlanmış olan tek gerçektir. Fikre, düşünceye, doğruluğa ve dürüstlüğe ne gerek varmış? ‘‘Efendrika çiftliğinde’’ hayatın devam etmesi yeterli imiş?

‘‘Nesinin’’ nereye yettiğini bu günden görememek mümkün mü? Etin dünya piyasasındaki değeri 1 US doları kilogramdır. Geriye kalan, tüm ürünlerin usulüne uygun olarak ithali ve dağıtımının yapılmasıdır. Kıbrıslının taşınır taşınamaz mülkünü satarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ödedikleri vergilerin tümünü harcayarak yaşamağa devam edilecekse amenna ama buna kim nereye kadar izin verecektir? Bu ahlaki bir değer midir? Tamamen tüketime dayalı parazit bir yapısı olan bu hacıyatmaz zümreyi bu şekilde ayakta tutmanın ne gereği vardır? ‘Şekil 1A’ da görülenle yeni bir millet mi kurulacaktır? Hacıyatmazın milliyeti de milliyetçiliği de solculuğu da ganimetçiliğidir.

Üretimle, emekle hiç bir ilgisi olmayan bu hacıyatmaz zümreyi sola yamamağa kimse kalkmasın. Sol var olan birçok meziyetinin yanında üreticidir ama ganimetçi asla değildir. Bu hiç bir şey üretmeyen üretemeyen hacıyatmaz zümrenin tükettiği bizim kanımız bizim canımızdır. Bu hak nereden gelmektedir? Bu tüketimin sebebi nedir? Bundan hâsıl olacak fayda nedir? Bu sorulara cevap verebilenler bizim tarafa gelsinler ve hoş gelsinler, ama ‘‘bana ne?’’ diyenler kendi mutlulukları içinde bulundukları yerlerinde övünçleri ile kalabilirler. Değer yargıları bu olduktan sonra...

Uluslararası toplumun, EU’nun söylediklerinin içinde hoşumuza gitmeyen şeyler varmış? Nereden bulup nereden çıkarıp söylüyorlar demeyin. Kızmayın da, bu söylenenler bugün buradaki hacıyatmaz gibilerin asırlardır yaptıklarının birikimidir, yapılanların sonucudur. Biz bu yapılanları sahiplendikçe yapılanlardan biz de sorumlu tutulduk.

Geliniz kendimizi bu hacıyatmazlardan ve yaptıklarından arındıralım? Bizim bu yapılanlara taraf olmamıza gerek yoktur. Zaten yapılanların da bizim adımıza yapılmadığı kendi itiraflarıdır. Her şey ‘şekil 1 A’ da görüldüğü gibidir. Bırakın hacıyatmazlar kendi hesaplarını kendileri versinler. Bırakın hiç olmazsa hacıyatmazlar hacıyatmazlıklarının değerini bilsinler. Değer bedeli ödendiğinde ortaya çıkacaktır. Hacıyatmaz bedel ödemeğe hazır mıdır? Böyle bir alışkanlığı var mıdır? Çünkü son duyduğumda bu bedeli de bize ödeteceklerinden bahsediyorlardı. Bu bedeli biz ödeyerek hacıyatmaz milletinin devamının nedeni ve şahidi niçin olalım? Yapılanlar bir suç ise bu suça niye ortak olalım. Biz benliğimizi koruyarak bu hacıyatmazlığa ve köftehorluğa artık son vermeliyiz? Karar verme günüdür, geliniz bu kararı verelim ve ‘‘yıkılın bre köftehorlar’’ diyelim.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org