Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 6 Ocak 2006

Yilper İşçioğlu

 

Kazan Dibi

Hiç bir araştırmaya gerek görmeden, bu düzene yaranmak için makaleler, kitapçıklar ve senaryolar yazılmaktadır. Bir bakınız tüm bu işle iştigal edenler amaçlarına nail olmaktalar başka bir değişle ‘‘papazı’’ bulmaktadırlar. Bu düzenden istediğiniz bir şey varsa ‘‘böyle bir şey yapar öyle gelirsiniz yani bu ülkede sola ve solda birliğine karşı olacaksınız’’ denmektedir. Bu çok eski bir talimattır. Bu talimatlarla edilgen, teslimiyetçi kullar yetiştirilmiştir. Özgür insanın yerine amaçlanan da bu itaatkârlar idi. Talimatı veren verici var olduktan sonra itaatkâr alıcılar da muhakkak bulunacaktır. İki taraf arasında bir al gözüm ver gözüm muhabbeti yapılmaktadır. Taraf olmayanlara ters gelen budur. Oysa işin karmaşık hiç bir yanı yoktur. Sadece alanın da verenin de memnun olduğu bir alış veriş yapılmaktadır. Alan da memnun veren de memnun olduğuna göre bizim ne diyeceğiz olur ne de üzülmemize gerekir.

Kıbrıs Cumhuriyetinin yıkılmasına yönelik çalışmaların hızlandığı 1960’lı yıllarda temsilciler meclisinde bulunan bir kısım temsilci ile halk içinden muhaliflerin birlikte başlattıkları ve KC’nin yıkılmasına karşıt olan, yani KC’nin devamını savunma ihtiyacı CTP’nin partileşmesini getirmiştir. Yani CTP’nin açılımı KC’ni savunan Kıbrıslı Türklerin Partisidir. KC’ni destekleyen Kıbrıslı Türklerin Partisi o günlerde ilk hareketini yapmış, ilk kayıplarını vermişti. 1963 olaylarının çok çabuk gelişmesi ve o karanlık günlerdeki güçler bu harekete partileşme sürecini tamamlattırmamışlardı. 1970’li yıllarda meydana gelen kısmi rahatlama ortamında CTP’si resmen parti olarak hayata geçmiştir. CTP’nin kurucularının solculuk ve veya Akel’cilikle bir işleri yoktu. Onlar KC aleyhine çalışılan ve bu gün de devam eden bu düzene muhalif idiler. Kıbrıslı Türklerden bu çalışmalara katılmadıkları için cezalandırılan bir gurup insan da Akel ve PEO şemsiyesi altında idiler. Akel ve CTP’nin tek müşterek yanları aynı düzene muhalefet ediyor ve ayni faşist odaklar tarafından tehdit ediliyor olmaları idi.

12 Mart dönemi sonrası Türkiye’de, Yunanistan’da ve etkileri altındaki Kıbrıs’ta cuntaların baskısı sonucu yaratılan solcu avı süresinde birçok solcu CTP’nin muhalifliğini sığınılacak bir yer olarak algıladılar. Akel de tamamen aynı şartların baskısı altında idi. Yani bu partilere üye insanlar arasında faşizme karşı kader birliği oluşmuştu.

1974 sonrası ‘‘halkı ve toprağı ile bir bütün, bağımsız, bağlantısız, askerlerden ve üstlerden arınmış bir Kıbrıs’’ için sokakları dolduran on binlerin hepsinin de CTP’li oldukları varsayılarak bir yerde toplanmaları denetim kolaylığı hesapları ile yapılmış maksatlı bir hareketti. Bu günün iktidar şartlarında bile CTP’nin böyle kitlesel bir gücü yoktur. O mitinglerde ‘‘Kıbrıs’ta iki halk var ama bütün halklar kardeştir’’ sloganına bile tahammül edilmezdi. Bu hesaplarla gerçekten muhalif olabilecek bir hareket büyük bir beceri ile bölünmüş parçalanmıştır. CTP’de yönetim değişiklerini ve 1976 tezlerini incelemeden yazılanların içi bu nedenle boştur. Yeni CTP kendi arzu ve rızası ile KKTC yönetimine alınmış kadroları yetiştirilmiş ve bu şekilde bu günlere gelinmiştir. KKTC’ye ‘‘var olmayan bir şey’’ ‘‘SLAT’’ veya ‘‘sahte devlet’’ diyen Akel ile KKTC’ci CTP’nin birlikteliği veya asgari müştereki olabileceği sadece Türk filmlerine konu olabilir. Türk filmlerinin senaryolarının gerçeği yansıtma zorunluluğu da zaten hiç yoktur.

CTP tüm kurucu meclisler dâhil her zeminde ve her şartta KKTC’nin kurulması ve gelişmesinde üstüne düşen görevi şanına layık bir şekilde yerine getirmiştir. Hala daha CTP’yi başka bir yerde aramanın samimiyetle bir ilişkisi olamaz. Dün ‘‘Kıbrıs’ta iki halk var ama halklar kardeştir, yaşasın halkların kardeşliği’’ deyişini bile kabul etmeyenlerin bu gün ‘‘Kıbrıs’ta Kıbrıs halkı yok, Kıbrıslı yok, Türk milleti ve Yunan milletlerinin uzantıları vardır’’ şeklinde farklılaşmış olmalarının düşünülmesi çok basit ve kişisel olur. CTP kendi iradesi ile kendi istediğini gönüllü olarak ve başarı ile yapmakta devraldığı ayrılıkçılık bayrağını ileriye taşımaktadır. Hala daha ayrılıkçılığa zaman kazanmak isteyenlere zaman kazandıracaklar elbette olacaktır. CTP bütün benliği ile bu düzenin sahibidir. Tabanı şöyledir, sağ yanı böyledir diye bir şey yoktur. Kapışari ettikleri hakların ve mülklerin sahipleri içinde Akel’ci olan solcular da vardır.

1963 öncesi Kıbrıs Cumhuriyetinin bölünmesine karşı çıkan CTP’nin kurucu ataları ustalıkla karşı tarafın elemanları ile değiştirilmişlerdir. C- burada KC’nin C’si değildir. T- burada Kıbrıslı Türk’ün T’si değildir. Aynı kalan sadece diğerleri ile müşterek olan P harfidir. Bu iki harfin değişikliği ile CTP, ikiye katlanmış bir UBP olmuştur. Bu partilerin üyelerinin bugünkü ayniyetini kanıt olarak sunuyorum. Denktaş’ın hayatı boyunca başaramadığı devlet parti tümleşmesi gerçekleşmiş ve ona ‘‘ben bunu nasıl beceremedim’’ dedirtmiştir. Bunu anlamamış gibi görünerek hala menfaat bekleyenler bizden de hala daha nasıl anlayış bekliyorlar? Hayret!

Kıbrıs meselesinde geldiğimiz nokta ‘‘Size Maraş’ı iade ederim, Kıbrıs’ın geriye kalanı üzerindeki hakkınızı ‘‘bana’’ bırakmanız şartı ile’’ şantajıdır. Evren Paşa’nın söylediği de aynen bu idi. Denktaş huzur içindedir. Denktaş’ın emaneti kendi elinde olduğundan daha emin ellerdedir. Bu gerçek Akel ile CTP arasında bir sorun yaratmaz mı? Yaratmamalı mı? Bu gerçek Kıbrıslılar arasında bir sorun yaratmaz mı? Bu sorun TC ile EU arasında bir sorun yaratmaz mı? Her şeyden önce bu teklif, bu şantaj, sorunun esası değil midir?

—İstenen zaten bu değil mi? Diyorsanız? Doğru söylüyorsunuz. Bunların becerebildiği tek şey sorun yaratmaktır. Çözüm diyerek çözdükleri de sivil inisiyatif olmuştur. Bizans, ona ‘‘kahpe de denir’’ tüm becerilerini miras bırakmış, çünkü kullanımdadırlar, ama malını miras bırakamamıştır! Abdullah Pasha’nın bıraktıklarından hiç biri kimseyi alakadar etmezken malı(?) ‘‘sana’’ miras kalabilir (miş).

1974 sonrası ganimetin ne yandaşlar yarattığını hep birlikte gördük, görüyoruz. Dün Denktaş’cı, UBP’li bugün CTP’li olanların müşterek olan tek yanları ganimetçilikleridir. Daha önce ganimetin nasıl kapıldığını anlamak için kâhin olmaya da hiç gerek yoktur. Alo, Abdullah Pasha’dan önce de bu adada insanlar yaşıyordu. Abdullah Pasha bu malın üstüne nasıl oturmuştu?

1960’ların CTP’si ile 2006’ların CTP’si arasındaki fark ilkinin Kıbrıs Cumhuriyetinden yana, ikincisinin Türk Cumhuriyetinden yana olmasıdır. Bu yazı bir övgü değildir. Sözüme güvenebilirsiniz, gerçeği yazdım. Amacım gençlerimizin arasında bu gerçeği bilmeyenlerin yanıltılmadan gerçeğe ulaşabilmeleridir.

Kazanın dibi tuttu. Hala anlayamadıklarını iddia edenlerin ısrarı başka bir beklenti içinde daha olduklarındandır.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org