Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 13 Kasım 2005

Yilper İşçioğlu

 

BİR BEYTAMBAL İCAT

Kıbrıs sorunun nedenini büyük çalışmalar ve çok ince araştırmalar sonucu nihayet buldular! Bir US’li yetkilinin tabiri ile ‘Kuzeydeki dini cemaatin lideri’ Kıbrıs sorununu ‘‘iki cemaatin aralarında yaptıkları bir siyasi eşitlik mücadelesi olduğunu’’ yeni bir icatmış gibi iddia etti. ‘‘evraka’’, müjdeler olsun! Bahsi geçen o dini cemaatin kurucusu ve koruyucusu olarak kendini lider olarak o cemaatin başına koymuş olan kişi de 60 yıl varlığını bu iddiaya bağlamış bu şekilde saltanatını sürdürmüş değil miydi? Bu icadın neresi yenidir? Birisi böyle bir fetva verdiğinde BM’lere, EU’ya üye bir devlet bu fetva ile hemencecik cemaate mi dönüşüyor? 60 sene birileri fetva verdi ben dinledim ve izledim vallahi de billahi de böyle bir şey olmadı. KKTC cumhurbaşkanı ve GKRY başkanı demek de bir mana ifade etmedi. Şimdi Kıbrıslılara dini cemaat diyen bu iddianın ve evet efendimcilerinin de bir manaları olmayacak.

Dini cemaatlerin siyasi eşitliği nedir? Bu siyasi eşitlik özgür irade ile yapılan ve bütün dünyada standart olan seçimlere nasıl yansıyacak? Cemaatlerin siyasi eşitlikle ilişkileri demokrasilerde hoşgörünün dışında nasıl bir anlam taşıyabilir? Dini cemaatler liderlerini nasıl seçerler? Bu güne kadar bu yüzden bize kendilerini seçtirmediklerini ama bize neler çektirdiklerini unutmadık. ‘‘Kuzeydeki dini cemaatin liderinin’’ dini inançları kendinindir. Cemaatlerin kendi içlerinde bir türlü var olamayan siyasi düşünce ve düşünce özgürlüğü cemaatler arasında nasıl kurulacaktır? Dini cemaatlerin arasında siyasi ilişki mucizedir. 21’ci asır’a ışık tutacak mucize icat işte budur.

—Bağımsızlıktan yana değilim, Kıbrıs’ı birleştireceğim Kıbrıs’ın bütünlüğünden yanayım’’ diyen dini liderin fetvasını koyacak yer bulamıyordum. Hem Kıbrıslıların mülklerini talan ettir hem bağımsızlıktan yana değilim de! Aklımı devamlı meşgul eden bir anlamsızlık vardı bu değişte. Mucizeyi öğrenince bu deyişin anlamını da anladım. Dini cemaat başkanlığı ile iştigal edenler için bağımsızlık nasıl bir anlam taşıyabilirdi? Düşünemediğim işte bu idi. Din bağımsız olunacak bir saha değildir. Din bilinen en güçlü bağların oluşturulduğu alandır. Dini liderler tâbiidir ki bağımsızlıktan yana olamazlar. Ama biz özgürlüklerimizi, siyasi, sosyal ve tüm haklarımızı iyi yönetilme hakkımız dâhil diğer Kıbrıslı vatandaşlarımızla eşit olarak kullanmak istiyoruz, sadece inanç birliği içinde bir cemaat olmak bize yetmez. Böyle bir iddianın gerçekle şme beklentisi abesle iştigaldir.

Siyasi kavramlar olan vatandaşlık, özgür irade ile yapılan seçimler, siyasi partiler, siyasi mücadeleler, parlamentolar, parlamento üyelikleri, denetime tabi hükümet etme, bakanlıklar, başbakanlıklar, cumhurbaşkanlıkları, güçlerin ayırımı, bağımsız yargı ve ilh.... Ile özgürlüklerin kullanılabilmesi için ayrımcılıklara ve ayrıcalıklara getirilen yasakların anlamı siyasidir. Dini cemaatlerin siyasi kavramlara gereksinmeleri yoktur onlara dini inançlarının rehberliği yeterlidir.

Kıbrıs sorunu vatandaşların siyasi eşitsizliğinin sorunu olabilir, olmuştur. EU müktesebatı bu eşitsizliği ortadan kaldırmaktadır. Uygulayın EU müktesebatını, bırakın bizi! Eşit ve özgür vatandaşlar olalım, rehin tutmayın! Aradığınızı, istediğinizi söylediğiniz inanç konusunda özgürlük ve diğer inançlarla eşitlik EU müktesebatında vardır.

Yanlış olan hem var olmayan dini cemaat yaşamı kavramında ısrar etmek çünkü Kıbrıslılar çağdaş insanlardır, seçmesini ve seçilmesini kendi kendilerini yönetmesini bilirler, hem Kıbrıs sorununu var olmayan dini cemaatler arasında bir sorun olarak göstermeğe kalkmalarıdır. Kıbrıs sorunu din, dil ve kültürler arası bir sorun değildi, değildir. Bu iddia da yeni bir icattır. Bu iddia gülünçlüğün ötesinde bir aymazlıktır, Kıbrıslılara karşı işlenmiş bir ayıptır.

Siyasi bir sorun gibi başlatılan Kıbrıs sorunu günümüze gasp edilen hakların ve mülklerin sorunu olan hukuki bir sorun olarak gelmiştir. Hukuki bir sorun olarak da ortada durmaktadır.

Kıbrıs sorunu ne ‘Kuzeydeki dini toplum’ deyiminin kullanılmağa başlanması ne de topluma tayin edilen liderle biter, bu yol mahkemeye gider ve orada da biter.

Bizim savunduğumuz, tüm şartlarda eşitlik olduğu için siyasi eşitlik de bizim için vazgeçilmezdir. Demokrasi kavramı içinde geçerliliğini savunduğumuz siyasi eşitlik vatandaşların her konuda ve her şartta, ayni hukuk sistemi içinde ve yasa önünde eşitliğidir. Bundan taviz verilemez, vermeyiz. Eşitliğin doğru anlaşılması ve doğru uygulanması için hukuk sisteminin aynı olması lazımdır. Farklı hukuk sistemleri veya hukuksuz sistemler içinde ve bu sistemler arasında eşitliğin sağlanabilmesi gerçekleşemezdir. Vatandaşlar arasında eşitsizliği yaratabilecek nasıl uygulanacağı ve ne mana ifade edeceği belli olmayan siyasi kavram dışındaki değişik cemaat sistemleri ve o sistemlerin şartlarında cemaat liderinin yönetiminde vatandaşlık olmaz ve siyasi eşitlik sağlanamaz. Vatandaşlık dini bir kavram değildir. Cemaatlerde vatandaşlığın y erine kul kavramı kullanılmaktadır. Vatandaşlık siyasidir, eşitliktir ve tüm düşüncelere ve inançlara açıktır. Cemaat yönetimlerinde böyle bir özgürlük bu icada kadar yoktu.

Demokratik ve çağdaş insanların lidere ihtiyaçları yoktur. Çağdaş insanlar düşünce sistemlerini oluşturduktan sonra özgür irade ile değişik fikirlerin etrafında birleşerek savundukları fikirleri iktidara taşımak için çoğunluk mücadelesi vermektedirler. Azınlıkta kalanlar da çoğunluğu oluşturabilenler de karşılıklı birbirlerinin haklarına saygı göstermesini bilmektedirler. Demokrasinin değeri budur. Bir birlerinin ayni olan dini liderlerin aralarında yarışmalarının değil çünkü bundan iyi bir şey çıkmaz, fikirlere yarışma olanağı verilmelidir, demokrasinin bir anlamı da budur.

Kıbrıslıları çağdaş kavramları anlamayan bu kavramlara ihtiyaç duymayan ilkel yaratıklar olarak algılayanlar varsa bu gibiler hiç duraksamadan algılama organlarını uzmanlara bir daha kontrol ettirmelidirler. Yıllar önce pişirilmiş, bıkmadan usanmadan tekrar tekrar ısıtılan pişirildiği ilk gün bile satılamayan ne olduğu belirsiz bu yemeğin tekrar ısıtılarak satışa çıkarılmasının yeniden bir icat gibi nasıl sunulabilindiğini? Anlayanlar! Bu bayat ve ne olduğu belirsiz şeyi yeni bir icat gibi satmağa çalışanları da anlayacaklardır.

Önce var olan Kıbrıslılığımız üzerinde tartışma açtılar, Kıbrıslılığımıza gölge düşürdüler şimdi var olan özgür insan olma hakkımızı elimizden alıp bizi kula döndürecekler. Böyle icat başlarından beytambal kalsın.

Ne yapılmak istendiğini hala anlamayan var mı? Varsa bile sayıları çok azdır. Doğru olan herşeyi belirleyenin ihtiyaçlar olduğudur. Ihtiyaçlar belirlenirken öncelikler şaşırılmış, nemelazımcılık ve ben öne çıkmıştır. Bu menfaatçiği kendime, bunu çocuğuma ve bunu da torunuma kapayım sonra sizinleyim veya o meşhur ben ‘’sizciyim’’ efendim yaklaşımları ile ömürler ve bu ülkedeki vatandaşlık hakkımız tüketilmiştir.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org