Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 19 Aralık 2005

Yilper İşçioğlu

 

KÖTÜ YÖNETİLMEK KADER DEĞİLDİR

İnsanlar ihtiyaçlarını karşılamak için devamlı olarak daha iyiyi nasıl yaratacaklarına bakmışlar bunun için yollar yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yollar ve yöntemler diğer yaratıkların içgüdü ve refleksle yaptıklarından farklı olarak emekle üretilen düşünceyi ve emek harcanarak kazanılan deneyimleri de kapsadığı için evrimleşme insanlarda farklı gelişmiştir. Yapılan yenilikler ve yeni buluşlar insanın artan ihtiyaçlarının karşılanmasına yöneliktir. Yeni üretilen ve o ana kadar var olan kullanıcıyı tatmin etmeyince yenileri yapılmakta, yapılanlar geliştirilmektedir. İnsanın ihtiyaçlarının sınırı yoktur. İşte emek burada "ihtiyaç-emek-tatmin" diyalektik hareketini oluşturmaktadır. Her yeni pratik gelişme bu diyalektik kuralın tarihsel bir uğrağıdır. İnsanoğlu evrimi içerisinde her yeni uğrağa uğrayarak geçeceği için, emeği olmadan, o uğraklarda bulunmadan insan evrimleşemeyecektir. İnsan belli koşullar içinde var olan ve bilinen doğal varlıktır. Dünyasını sezileri ile devamlı yeniden kurar. Kurduğu dünyayı değiştirerek geliştirir, dünyasını değiştirip geliştirdikçe kendisi de değişir ve gelişir. Bu yaşamın bilinci belirlemesidir. Bizde öyle istense de insanoğluna sunulmuş hazır bir dünya yoktur. Oturulan yerden seyretmekle Dünya kendiliğinden değişip gelişmez. Papağanların da diyebilecekleri bir "evet" demekle de hiç bir yere varılmaz. O kadar kolay olsa bir "evet" değil bin tövbeden sonra tekrar evet diyenler de istedikleri yere defalarca varmış olurlardı. Gerçekten evet denince de tersi değil gereği yapılmalıdır. Burada söylenen bir tek "evet"in gereği bile yapılamamıştır.

Kıbrıs’taki yaşamı da insanlar kendi emekleri ile yaratmışlardır. Yarattıkları bu yaşam da dünya medeniyetinin beşiği olmuştur.Tarihi süreç içerisinde daimi tahribata uğratılan bu medeniyet bu gün bile anlayanlarda hala daha saygı uyandırmaktadır.

İnsanoğlunun duyuları, duygusal hayatı, hassasiyetleri, düşünceleri, kavramları, bilinci, vücut yapısı, fonksiyonları her şeyi kendi emeğinin ürünüdür. Bu emeğin ürünlerinden birini veya tümünü yok etmek veya işlevsiz kılmağa çalışmak ulaşılan evrimin seviyesinin yansımasıdır. Dünyanın gözünde kazanılan değerin ölçüsü de budur. Yani evrimleşme için harcanan emek ne ise kazanılan değer de o olmaktadır. Bunun için başkalarına kızmak yerine kendi yaptıklarına bir daha bakılması lazımdır. Birisi diğerinin emeğini çalıp götürecek, götüremediğini tahrip edecek başka emekçiler de mağdur duruma düşürülenleri tazmin edecekler! Evrimleşmiş olsun veya olmasın düşünce bunun neresindedir? Böyle bir şey mağdurların sayısını artırmaktan başka ne işe yarar? Suç ve ceza kabul edilmelidir. Dünyaya ve uluslar arası hukuka uymak budur? Suçun cezasını suçu işleyen çekmelidir.

Daha uzağı görebilmek için teleskop, uzaktan kumandalı kameralar, elektro-mikroskoplar üreten insanoğlu göz ile görme kusurlarını ve doğal gözle görülemeyenleri en aza indirmeğe çalışmaktadır. İşitme konusunda da durum aynidir. Evrende var olabilecek her sesi algılamak için dinleme cihazları geliştirilmekte her türlü frekans dönüştürücüleri sayesinde işitmenin sınırları geliştirilmekte, işitilemeyenlerin ve işitme kusurlarının en aza indirmesine çalışılmaktadır.

Duyu organlarımız ile yaptığımız algılamalar, yeni tekniklerle devamlı geliştirilmekte ve insanlara geniş bir duygusal yaşam alanı da yaratılmaktadır. Duyusalın tanımının, yani maddenin algılanabilir yanının artması ile duyusal gerçeklik, gerçekliğin algılanan yanı daha iyi anlaşıldıkça da insan hayatının kalitesi artmakta, yeni yenilerin keşfine çalışmak zevki doruklara taşınmaktadır. Bu doruğun en üzerinde yükselen de düşünce ve fikir özgürlüğüdür.

Dünyanın diğer ucundaki bir başka insanla anında karşılıklı birbirimizi görerek konuşabiliyoruz. Kendimizi daha iyi yönetilen ülkelerde daha iyi yaşayan insanlarla kıyaslamadan edemeyiz. Kötü yönetilme bizim kaderimiz olamaz.

Bilim ve teknolojide ulaşılan gelişmeler sonucu insan vücudunun çalışmayan uzuvları çalışır hale getirilmiş çalışmayanlar için suni uzuv yapılmıştır. Bilgisayar teknolojisinin geliştirilmesinde de bunlara paralel çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalarda insanla bilgisayarı kıyaslayarak bakarsak; beynimiz hard-ware’e, beyinde emek harcayarak ürettiğimiz düşünce ve onun sistemi soft-ware’e, sinir sistemi ve onunla yaptığımız iletişim de internette olduğu gibi net-ware’e benzer diyebiliriz. Son yeni bir çalışma da heart-ware diye başlatılmıştır. İnsan hafızasının tanımlanması ve anlık kullanımı geliştirilerek insanın melekeleri artırılmaktadır. Bu sistemlerin geliştirilmesi yasaklarla kaba kuvvetle veya sinsice değil hep özgür insan emeği ile olmuştur. İnsanın evriminde bilginin önemi ve bilimde emeğin yeri budur.

İnsanoğlunun sahip olduğu varsayılan ve henüz hesap edilememiş potansiyeli, sahip olduğu enerjinin kullanabildiği miktarı hizmetine sunulan emek sonuçları ile geliştirilmektedir. İnsanın kendini daha iyi tanıması duygularını ve hassasiyetlerini daha üst düzeyde kullanarak yaşamdan aldığı zevkin artırılması amaçlanmaktadır. Bunun için harcanan emeğin sınırsızlığının bilinmesine rağmen kafaları sınırlı olanların başkalarının emeğini bir çırpıda kaparak hala daha haklı olduklarını iddia edebilenler Kıbrıslıların mallarına el koyanlara bir referandumla; işgale devama "evet" mi "hayır" mı sorusunun sorulmasını istiyorlar! Hey! koca Darwin H.M.S. Beagle ile bu sahillerde niye dolaşmadın?

Aynısı işidir kişinin lafına bakılmaz. Uyum yasalarının amacı budur, "ya uyarsın ya göçersin baktın olmaz vazgeçersin" çözüm hemen şimdi ile dağ taş betonlaştırılamaz. Uygulamasız "evet," bu betonlaşmaya sebep olamaz.

İnsanoğlu çevresini anlamağa çalışırken bilgisinin noksanlığı sonucu anlayamadığı olayları bilgi birikimi ve bilgiye ulaşmasını sağlayan gelişiminin yardımı ile çözümleyerek yoluna devam eder. Bilinmeyenden korkmak değil, bilinmeyeni bilmek, anlamak çözmek için emek gerekmektedir. Düşünen ve üreten insanın gelişimden korkmasına gerek yoktur. Bilgiye ulaşmak, bilgiyi biriktirmek ve kullanmak yaşamımızdır. Para ile satın alınan gelişmiş bir teknoloji ürünü motorlu araç, hiç bir araç üretememiş, emek ile üretilen her şeyde en geride olanların trafik kazalarında şampiyon olmaları tesadüf değildir. Akıllı insan aklını kullanabilen insandır, daha akıllı insan ise kendi aklı yanında başkalarının akıllarını da kullanır. Bilginin üretilmesi, biriktirilmesi ve yaygın kullanılması emek-yoğundur. Bu emek de çalınmayı değil saygıyı gerektirmektedir. Kıbrıs’taki talanın nedeni emeğe saygının namevcut olmasındandır.

Darwin’in tek eksik yanı insanın evrim geçirdiğini söylerken bir gün hazıra konuculardan oluşacak bir emek tanımaz kadir bilmezler dünyasının oluşabileceğini düşünememesidir. Eşitlikte yaratılan "herkes eşittir ama yandaşlar daha eşittir" deyişi gibi "bazı yandaşlar diğer yandaşlara göre daha evrimleşmişler" midir ki hazıra konarak bunu kabullenmekte ve durumlarını pekiştirmeğe çalışmaktadırlar?

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org