Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 29 Aralık 2005

Yilper İşçioğlu

 

Kurban kestim hak için, kavurma yaptım küp için

“Sultan Vahdeddin Han haklı idi” beyanı kurtuluş savaşını kazanarak TC’ni kuran, saltanatla hilafeti kaldıranların ve TC’nin karşıtlığıdır. Halka karşı, halkın iradesine karşı, cumhuriyete karşı monarşi özlemidir. Bu da toplum dışı bir anlayışın göstergesidir. Bireysel kazanç peşinde koşulması şahsi menfaatin kollanmasıdır. Dolayısı ile saltçılar hep kazanan tarafta toplum ve toplumsal değerler de hep kaybeden tarafta olacak şekilde bir döngü kurulmaktadır. Yanılan, yanlış yapan, yıpranan aynı hale düşecek başka bir bireyle değiştirilerek yenilenme sağlanmakta yeni yanılgılara yanlışlara bilerek kapı açılmaktadır. Okul öğrencilerine bile öğretilen iyi notu alanın öğrencinin kendisi, kötü notu verenin de kötü öğretmenin olduğudur. Bu şekilde emek harcamak ve o emeğin karşılığını almağa alışmak ta baştan engellenmektedir. Bunun için “biz kazandık, ama hükümetler, parlamento yani halk ve temsilcileri hep kaybetmiştir’’ diyorlar. Kazananların nedense başka halktan “masa başındaki teslimiyetçilerin’’ de başka halktan oldukları yargısına varılmakta ve kendi seçtiklerine karşı inançsızlık yaratılmaktadır. Bu şekilde halkın seçtiklerine ve dünya ile uyuma karşı çıkılmakta demokrasi ile gelişmenin önü tıkanmaktadır. Herşeyin karşı tarafın kafasına vurularak kapılabileceğine inanılarak çağa uyum sağlanılması engellenmektedir.

Halkla mutlakiyyet arasında bir fark var mıdır? Elbette hem de tam karşıtlık vardır. Halkların kendi kendilerini yönetme hakları evrensel olarak vardır. Halk var olduğuna göre kendi kendini yönetim hakkı da var olacaktır. Sultan halkla birlikte var olamaz. Sultan her hangi başka bir isim altında varlığını sürdürüyorsa halk yoktur, kulluk vardır. Kıbrıs halkı kullanılarak bu çoktan kurumuş olan mutlakiyyet özlemine nafile su taşınmaktadır. İstirdat rövanş isteğidir. Rövanş isteği de mağluptan gelir. Atalarımız “yenilen güreşçi güreşe doymaz” bunun için mi demişlerdi? Mağlup kim? Saltanatı yıkıp TC’ni kuranlar mı? “Mısak-ı milli,” “yurtta sulh cihanda sulh,” ve “TC’’ anlamsız mı, yok mu? Bunu isteyenler kim? Kim bunlar?

Sultan Vahdeddin Han mütarekede galiplere “ imparatorluğumu da kullarımı da alın sadece benim saltanatımı devam ettirin’’ dememiş miydi? Ceddimiz diyarı İstanbul’a Babı Âli’ye varıp, etek öptüklerinde kendilerine buyruk “ Biz Kubrusu üzerindeki kullarımız ila birlikte Engiliz majestesinin emrine verdük, tez varıla majestelerine hizmette kusur olmaya’’ idi. Şimdi bizim sultanın söyledikleri ile Vahdeddin için söylenenler farklı ve tesadüfi değildir. Vahdeddin hiç bir zaman o imparatorlukta yaşayanlardan biri olmamıştı. Bizimkiler de aynıdır. Ülkeyi de halkı da kendileri için vardır sanıyorlar. Toplum üstü, insan üstü, ülke üstü yaratıklara dönüşmeleri bundandır. Vatandaşlık kavramını anlamamakta ısrarları da bundandır.

Mutlak hakim diye bir şey yoktur, olamaz. Derin devlet, devletin arkasındaki, yanındaki veya üstündeki güç diye bir şey yoktur, olamaz. Devleti korumak ve kollamak hizmetlilerine vazifedir. Kendi kendilerini tatmin etmek için hikayeler uydurup bunlarla avunarak yaşamağa devam edilemez. Yaşadığımız yer Dünyadır. Dünyada da bu yer Avrupalıların yaşadıkları bir yer olan Kıbrıs’tır. Bizim ayaklarımız bu yere, bu dünyalıların, EU’luların, Kıbrıslıların bastığı yere basmaktadır. Saltçıların da ayaklarının artık bu yere basması lazımdır.

Bir ömür bir politikacının çook deerrriiin devletle çok büyük kavgası masalının dinletisi ile tatmin olanları izledik. Şimdi “derin devlet o politikacının kendisidir’’ diyenler o tatmini yaşayanların ta kendileridir. O muhalefette iken halkçı, solcu, şimdi derin devlet ve bu “yenidüzenin sahibi’’ bu derin devlet de önceki derin devlete karşı, öyle mi? Ne kadar güzel, kendin pişir kendin ye! Kendi kafalarının içinde kendileri bir şeyler oluşturuyor ve ilk inananların da bizim olmamızı bekliyorlar!

Her halk layık olduğu yönetimce yönetilir, doğrudur. O halde gelin layık olduğumuz yönetimi seçelim ve ona sahip çıkalım. Bugün ne talimata, ne ağlayıp sızlanmağa ne öğünüp avunmağa ayıracak zamanımız yoktur.

Yeni alınan kararın, item yasasının ve yarım asırdır yandaşlarca gasp edilerek mülk addedilen taşınır taşınmaz tüm malların üzerindeki tasarruf kararlarının tümünün durumu da değeri de aynıdır.

Kıbrıs ta şanına yakışır şaheser masallar yaratılan hala sultan Nephthys’tir. Tarih boyunca Kıbrıs defalarca istilaya uğramış yağmalanmış talan edilmiştir. Ölüm, yeraltı ve refakatçileri elbette bu tarihin anlatısı olacaktır.

Birinci sultan dördüncü Ptoe’ellerim Kıbrıslının malını ilk elleyen olarak tanınır. İkinci sultan birinci Ramses ellediği Kıbrıslılara ait malları yandaşları ile bölüşmesi ile ünlüdür. Üçüncü sultan büyük firavun da bir defa ellenen başkası tarafından ellenemez diye buyurarak çıplak teni üzerine sadece entari giydiği bir gün eli yerine entari altındaki tuğrası ile bastırarak bu malı tümü ile sahiplenerek tarihe geçmiştir.

Tarihten çıkıp günümüze geldiğimizde yapılanları hukukla bir kıyaslamak istedik, “Hammurabi kanunlarını bulun sadece orada bunun benzeri vardır’’ dediler, meğer kil üzerine yazılmış Hammurabi kanunları da yağmalanmış ve yok edilmişler. Yazık oldu.

Bir bilene göre bir kıyas şansımız daha varmış, yasa dışı bir şey yapamayacağımıza göre “yasaldır’’ dendiği süre içinde bir karacikla yakalayan avcı arkadaşlarımızdan ricamız bu karakuşların okumuşlarından, dillilerinden birinden “yasallığı’’ öğrenmesidir. Hükmü karakuşinin öğretisini Aralık-Mart ayları arasında çözdük mü? Çözdük. Malum ya “yasal av’’ zamanı! Sonra karakuşi uçar gider. Başkasının malını, gül ağacından mobilyasını, birikimini, her şeyini kuş avlar gibi avlamak onlara da “yasam’’ mı olacak, göreceğiz seneye?

Gelin Kıbrıslılar! Yasalara uyalım. Bir mülk üzerinde karar verme yetkisinin sadece ve sadece o mülkün sahibine ait olduğunu anlayalım ve tüm insan haklarını tanıyalım. Yandaşlar için durmadan yinelenen bu kararları seneye karaçikla onaylayarak bütçesine koysa da bu tür kararlar halkta ve uluslar arası hukukta rağbet görmeyecektir. Biz hükmünü çok beğenerek uygulasak da bu karakuşimiz bile tabiat yasalarına uyarak göç etmeğe uyum sağlamıştır. Değişim yasalarına uyamayan dinozorların bugün fosilleri incelenmektedir yarın bir gün bizim fosillerimize de bakılmasın!

Atalarımız bu son kararın alınacağını asırlar önceden bilmişler ve bize onu miras bırakmışlardır. Kaynak burada kendimizde Hammurabi bahane “Kurban kestim hak için, kavurma yaptım küp için.’’ Ha gayret!

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org