Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 6 Aralık 2005

Yilper İşçioğlu

 

YASA, MASA, TRAPEZA

Öncekilerin yani Denktaş’ın, Eroğlu’nun, Demirel’in Ecevit’in ve diğerlerinin yaptıkları hep yanlıştı, cehaletti, felaketti ve rezaletti. Yeniler bunu anlatıyor ve acele ediyorlardı. Bu şekilde O bahsedilenlerin yarım asırda yapamadıklarını bir anda yaparak Kıbrıs’ın Kuzey’indekilerin hatta ilk başta Güney’indekilerin ve diğerlerinin de kalbini ‘‘çözüm hemen şimdi’’ gibi söylemleri ile feth ettiler, ama icraatları ile de ayni süratle Kuzeyi mahvettiler.

-‘‘Nasıl olurdu? Kıbrıs EU’ya nasıl girebilirdi? Kıbrıslılar bunu hak edemezlerdi? Buna kim ve nasıl izin vermişti? Kıbrıslıların EU’ya girmesine o eskiler nasıl engel olamamışlardı? Hele Türkiye de EU’ya girerse ‘bizim’ için asıl felaket o zaman olacaktır.’’ Diyorlar şimdi.

Demek ki acele gönderilmelerinin nedeni buydu. Bunun için hazırlanmışlardı, birileri için son çare idiler, vazifeleri idi, engelleyeceklerdi, engellemeliydiler Kıbrıslıların EU ile bütünleşmesini. Boşuna değildi ansızdan bekletildikleri yerden hade yürüyün denmişti. Allah bir defa kuluna yürü ya kulum derse kul yürürdü.

Yürüdüler, Hala Sultanda, İslam örgütleri toplantılarında, Asya’da, Afrika’da aradıkları ‘‘Kıbrıs’taki o dini topluluğun liderliğini’’, arandıkları Amerika’da buldular. ‘’Kıbrıs’ın Kuzeyindeki o dini topluluğun liderliği’’ payesini US yetkilisinin elinden aldılar. Kıbrıs’taki ‘‘o dini topluluğa’’ da bu paye yetmeliydi. Ne yapacaklardı EU’yu, KC’ni, insan haklarını, ulusal ve uluslar arası hukuku? Bu paye nesine yetmezdi o ‘’Kuzeydeki dini toplumun’’. Yetmediği yerde sınır ticareti yapar yolunu bulurdu elbette liderlikleri. Hem yasalar, anayasalar ve sınırlar delinsinler diye yapılmıyorlar mıydı? Bundan başka ne anlamları olabilirdi bu kavramların. Schengen de bir kasaba olmasının ötesinde bir yasa değil miydi? Yasa olduğuna göre onun da delinmesi gerekmez miydi?

Sayın Erel ticaret odası seçimlerini kaybetmese, EU’ya girmesi istenen domatesin hikâyesini de yapılan birçok şeyi işitmediğimiz gibi işitmeyecektik. Öğrenemeyecektik Schengen’in de nasıl delindiğini. Öğrendik de bu güne kadar öğrendiklerimizden farklı bir şey mi oldu sanki?

-‘‘Gittik hallettik bizim çocuğun burs işini o taraftan şimdi EU statüsünde burslu okur,’’ diyen Londra’ya Larnaka’dan uçan ama bu tarafta EU müktesebatının uygulanmasına da karşı çıkan bir zihniyettir bu zihniyet.

Herkes; söylenenlere, talimatlara uysa ve ağızlarını kapalı tutsa kendileri de ganimet arsalar üzerinde uçup dursalar bu ülkede EU ile hâsıl olacak hayırdan daha çok hayır işlenmiş olmaz mıydı? Ne o öyle Yasa masa, burada olmaz öyle. Burada dini lider var. Yasa masa sökmez, fetva geçer. Yasa trapeza üstünden atlanır. ‘‘EU müktesebatı da buralarda uygulamaya gir-e-mez! Ağnadınız?’’ diyorlar.

-‘‘O eskiler vardı ya o eskiler, onlar dini lider payesini alsalardı, alabilselerdi yandıydık şimdiye kadar harfiyen uygulayacaklardı EU müktesebatını, vereceklerdi Kıbrıslıların mülklerini geri, ama bizde yok öyle yağma. Onların, o eskilerin yaptıkları yanlışlıklarla Kıbrıs EU’ya girdi. Biz olsak giremezdi. Son zamanda Kıbrıs’ın EU’ya girmesini önlemek için çok koşturduk ama önleyemedik, kıl payı kurtuldular elimizden, Bundan sonra ne Kuzeyde EU müktesebatını uygulattırırız, ne TC’nin EU’ya girişinin önünü açarız’’ ağnadınız mı? Ağnamadıysanız bakın size ağnatayım, bizim için öyle 72 milyon insan falan önemli değildir. Mahkeme kapılarında biriken davalarda önemli değildir. Loizidu, Moizidu vız gelir. Çünkü alacakları tazminatlar TC de vergi verenlerden çıkar, bundan da bize ne?’’

-‘‘Şimdi şu 159’u bir değiştirelim mülkünü geri isteyen Kıbrıslılara (istemeyen varmış gibi) kenarda kıyıda yandaşımız olmayanların elinden alacağımız mülklerden olanlardan birazını geri verelim, bunların içinde bir kaç tane yandaşımız kalırsa onları da tazmin edelim gerisi zamana kalmış anladınız mı? Ağnamadıysanız bakın size annatayım!

-Şu 159’u geçirdiğimiz güne kadar çok yanlışlar yapılmıştı. Bu yüzden yandaş olmayanlara kaptırılan ganimetin geri alınması mümkün olamamıştı. Şimdi 159’u düzelteceğiz diyerek bir girişelim hele gerisi kolay.

-1974 sonrası Kıbrıs’ın fatihi Sayın Ecevit’in lügatlerde fetih kelimesinin artık bulunmadığından başlayarak Kıbrıs harekâtını oya döndürmesi ile devam ederek bu günlere gelmedik mi? Sn. Ecevit Kıbrıs Konusunda son olarak "Bizim vatanımız da milletimiz de bayramlarımız da birdir. Hiçbir devlet veya uluslararası kurum bu gerçeği göz ardı edemez. Sayın Talat'ın bu densiz davranışı artık Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'la ilişkisini yeniden düzenleme zamanının gelmiş olduğunu göstermektedir" dememiş midir? Demiştir. Öyle ise 159’u düzenleyip standartlara uygun yandaş olmayanlar ayıklanmalıdır. Bu iş için de pergel ve kumpas kullanılmalıdır. Daha önceleri pergel ve kumpas kullanmak akıl edilmediğinden yanlışlıklar yapılmış araya yandaş olmayanlar da karışmıştır. Bizden önce yapılan devlet ve parti bütünleşmesi istenen sonucu verememiş, dolayısı ile netice alınamamıştır.

-Kommakradiyayı bile doğru uygulamayı bilemeyen o eskiler, ah ne kadar yanlış yaptılar. Evleri, dükkânları, bankaları boşalttılar, fabrikaları işyerlerini yağmalattılar ve bahçeleri kuruttular. Bize her şeyi öyle aldıkları gibi devretseydiler var ya... Ama biz, Kommakradiyayı hatasız uygulayarak neticeyi de Hatice’yi de alacağız. Kommakradiya doğru yani eksiksiz uygulandığında, görünüz aha böyle dikensiz gül bahçesi olur. Neydi o eskilerin zamanında grev yapıp hak aramalar, yandaş olan kendine verileni bir hak olarak alır verene de şükranlarını sunar. Bu böyledir ve bundan sonra da böyle olacaktır. Ağnamayan varsa bakın ağnatayım! Kıbrıs’ın betonlaşmasını bu dini liderlik yapmışmış! Ee yaptıysak biz yaptık, koçanda verdiysek biz verdik ne olmuş yani? Çok tenkit edenler varsa ve bizi desteklemezlerse başlarına inşallah Denk-taş düşsün da görsünler. O Denktaş’ın zamanında neydi öyle her taraf kap karanlıktı, az daha uçuruma yuvarlayacaktı yahu bizi , aha bu EU şu yuvarlanıyorduk içine uçurum değil da nedir? Bereket versin kurtardık biz kendi kendimizi o karanlık dönemden, dönmek yok! Dönmek yok! Bir daha eskiye dönmek yok! Eskiden her yer karanlıktı, eskilerin yaptıkları her şey karanlıktı. Bıraktıkları o mevkiler başka, şimdi bize, kendimize pür nur onların bıraktığı mevkiler.’’ Dedikleri de uyguladıkları da bunlar olduğuna göre:

Bunu anlamayıp onların anında çözdüklerini hala daha çözülmemiş gibi görenlere göremediklerini anlatmağa çalışmak çok zor. Zorluk bir alışkanlıktan kaynaklanıyor biri bir işi yapar suçlanmaz, ayıplanmaz ama bu yapılan işi söyleyen suçlanır ve cezalandırılır. Bu alışkanlık ne zaman değişirse yapılanların gizlenmesi de o zaman sona erecektir.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org