Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 3 Mart 2006

Yilper İşçioğlu

 

KURUNTULAR

Bay Kuruntu’nun istek, talep ve dayatmaları geçerli dünya hukuku içerisinde bugüne kadar hiç bir kabul görmedi. Bundan sonra da görmeyecektir. Buna rağmen önemli derecede sorunu günümüze ve yarınlarımıza taşımaktadır. Bu şahsi kuruntuya destek nedendir? Uluslar arası ilişkiler ve EU’nun kıstasları resmen onaylanmayan bu kuruntuları akılda tutarak resmen ret edilmediği için resmi gibi ciddiye almakta ve dünya huzuru için çok tecavüzkâr bulmaktadır. Sadece kendi menfaati için herkesin huzurunu ‘‘Büyük Türk Ulusunun, TC’nin, Dünya Türklüğünün bölünmez parçalarından biridir KKTC’’ diyerek bozan ve herkesi kuruntularına ortak gibi gösterenlere bu fırsat kimin tarafından niye verilmektedir? Gelin biz söylenene bakalım:

Adı üstünde anayasal bir cumhuriyet olan TC’nin coğrafi sınırları içindeki insanların vatandaşlık bağı ile meydana getirdiği ve TC anayasasının korumasında yaşayan bir ulustur Büyük Türk Ulusu. Bu kuruntu; TC vatandaşlarını bölme, TC’nin sınırlarının, anayasasının, kurum ve kuruluşlarının anlamlarının değiştirilmesine teşebbüstür. Bu teşebbüsün manası nedir? Böyle bir eylemin kutlanması, ödüllendirilmesi mi gerekir? Böyle bir resmi amaç olabilir mi?

—Dünya Türklüğünün bölünmez parçalarıdır, diyen kuruntucunun işaret ettiği ülkelerde bu dürtülerle yaşayanların yaşamlarını zora sokmak, o ülkelerin vatandaşlarını bölmek amaçlı bu iddia ile her şeyleri zora sokulan insanlara yazık değil midir? Bu insanlara yazık etmenin kime ne faydası olmuştur, ne faydası olacaktır? TC başbakanının tabiri ile bu insanlara vatandaşı oldukları ‘o’ ülkelere yüzlerini dönerek o ülkelerdeki refahtan pay almalarını anlatmak daha faydalı ve daha doğru olmaz mı? Bile bile her şeye zarar vermek bir hastalık değil midir?

KKTC, TC’nin ayrılmaz bir parçasıdır, et ve tırnak gibisidir, iddiasının sahipleri kimlerdir? KKTC’nin önündeki bu KK’yı oraya koyanlar, Bu KK’yı orada tutanlar mıdır bu iddianın sahipleri? O zaman kaldırılmasını engelleyen kimdir? Bu iki taraf karşıt mı yandaş mıdırlar? Bu kuruntucular ayni anda her iki tarafta da bulunmuyorlar mı? İddiaları odur.

Kendi ülkesinin yasalarını, anayasasını, coğrafi sınırlarını, hükümetini, meclisini, kurum ve kuruluşlarını tanımayan ve kendini her şeyin üstünde gören bu kuruntuların kimler olduğunu ve bunlara verdikleri desteğin nedenini yukarda isimlerini yazdığım resmi kuruluşlar derhal açıklamalıdırlar. Bir devletin üstünde böyle bir kuruntu olabilir mi?

Kıbrıs meselesi günümüz Türkleri yani TC vatandaşları ile tarihte kalmış Rumların yani başşehri İstanbul olan Doğu Roma imparatorluğu tebaalarının meselesi imiş(?). Bizans; bu günkü TC, Kıbrıs ve daha birçok ülkeyi içine alan tarihte Osmanlı gibi bir dönem var olmuş ve sona ermiştir. Yukarıdaki iddia sadece kocaman bir anlamsızlıktır.

[1184’te Isaac Ducas Comnenos, Kıbrıs’ın idaresini kendi üstüne alarak Bizans’ın idaresini ve tebaalığını bitirmiştir. 1191’de Aslan Yürekli Richard, Haçlı seferleri sırasında ihtiyaç için uğradığı Kıbrıs’ta Nişanlısı Berengaria’ya hizmette kusur edilmesine kızdığı için Kıbrıs’ı alarak İngiliz tebaalığını başlattı. 1191’de Aslan Yürekli Richard Kıbrıs’ı Knights Templars’a sattı, Şövalye dönemi başladı. 1192’de Aslan Yürekli Richard Kıbrıs’ı Knights Templars’dan geri satın alıp Guy de Lusignan’a sattı. Kıbrıs’ta Fransız tebaalığı başladı. 1374’te Cenevizliler (Genova-Italya) Magosa’yı aldılar. 1426’da Kıbrıs’a bir Müslüman Arap saldırısında Hala Sultan Kıbrıs’a geldi, türbesi Kıbrıs’tadır. 1453’te Bizans bitti, İstanbullu da Osmanlı tebaası oldu. Yani İstanbul Kıbrıs’tan 369 sene sonra Bizans tebaalığından çıktı. 1489’da Kıbrıs Kraliçe Katherina Cornaro tarafından Venedik’e bağlandı. Venedik-İtalya tebaalığı başladı.1570–1571 den sonra Kıbrıs’ta Osmanlılık başladı. Latin Kilisesi kovuldu. Osmanlı Kıbrıs’a nüfus aktarmağa başladı. *Kıbrıslıların Elen Ortodoks kimliği tanındı. *1774’te Ortodoks Kilisesi başpiskoposu Millet başı olarak resmen kabul edildi. 1878’de İngiliz imparatorluğu bir anlaşma ile Kıbrıs’ın idaresini devraldı. *Kıbrıslılar British subject oldu. 1881’de Kıbrıs’ta ilk idare meclisi seçimleri yapıldı. 1914’te Talat paşa Osmanlıyı Almanlarla birlikte savaşa soktu. İngiliz Kıbrıs’ı kendinin ilan etti. *1923’te Türkiye Lozan’da Kıbrıs üzerinde hiç bir hakkı olmadığını kabul ve ilan etti. 1923’te TC kuruldu. TC’de yaşayan insanların tümü için tek vatandaşlık tahsis edildi, TC vatandaşlığına da Türk vatandaşlığı denildi. 1924’te İngiliz Kıbrıs’ı taçlı kolonisi yaptı. 1947’de Kolonilere bağımsızlık gündeme geldi. Kıbrıslıların kendilerini yönetimi için ilk konsültasyon komitesi kuruldu. Kıbrıslı Türkler bu komitede kendi ülkelerinin yönetimlerine katılmak yerine KATAK’ı kurdular.1959 Şubat’ında Londra-Zurih anlaşmaları imzalandı. Aralıkta seçimler yapıldı. 1960 Temmuz’un da parlamento seçimleri yapıldı. 16 Ağustos da Kıbrıs bağımsızlığını kazandı ve BM’in 99. üyesi oldu. İngiliz tebaalığı sona erdi. Kıbrıs vatandaşlığı ‘Cypriot’ dönemi başladı. 1961’de Kıbrıs Avrupa konseyi üyesi oldu. 2004, 1 Mayısta Kıbrıs EU’ya katıldı. ‘Cypriot’, Kıbrıslılar EU vatandaşı oldular.]

KC vatandaşlığı ‘Cypriot’ Bizans imparatorluğu tebaalığı değildir. Yukarıdaki süreçleri Kıbrıslılar yaşamasalardı bu vatandaşlık kazanılamazdı. KC Vatandaşı ‘Cypriot’ ve EU vatandaşı olan Kıbrıslıların Bizans’tan 822 yıl sonra hala Rum yani Bizans kalmış olmaları düşünülemez. Bizans, M.S. 395 yılında ikiye bölünen Roma İmparatorluğu'nun doğu parçasıdır ve 1453’te İstanbul’da sona ermiştir. Kıbrıs’ın bu imparatorluğun idaresinden ayrılmasından 369 sene sonra Bizans’tan ayrılan bölgelerin insanları da hala daha Rum (Rum-Rome’un Türkçe okunuşudur) olarak mı düşünülüyor? (Rome)Romalılar bile bu gün kendilerini Rum değil İtalyan ve EU’lu olarak görüyorlar.

Kıbrıs ta yaşananların aynısı başka ülkelerde de yaşanmıştır, yaşanmaktadır. Kurulan ve yıkılan imparatorluklar, değişen idareler ve bu idarelere hizmet eden kullar kolay kolay değişemezler. Demokrasi için mücadele ederek, bedel ödeyerek kendi özgür iradeleri ile kendi yönetimlerini seçemeden kulluktan vatandaşlığa geçemezler. Özgürlüğü anladığı anda kulun kulluğu biter ancak. Bunu anladı isek uygulanacak yöntem bellidir. Aynı ülkede kurtuluş yoktur tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz. Çoğunluğun ve dünya hukukunun istediği demokratik değişimdir. Kuruntucunun ve kendi vasiyetinin aynı zamanda mirasçısı da olanların hariçten gazel okuyarak yanlışlara gaz vermelerine fırsat vermeyelim, bu oyunlara gelmeyelim. Ülkemizde demokrasinin derhal uygulanmasını talep edelim. Direnelim demokrasimiz için.

İçlerinde sevgi, saygı ve huzur olmayan bu kuruntular kimdirler? Kendi iç huzursuzluklarını çevrelerine ve dünyaya niye ve nasıl hala yaymağa devam ediyorlar? Bu görevi bu kuruntulara verenler ve bu kuruntuların doktorları bunların durumlarına ne diyorlar? Bir açıklasalar da bu bağnazlığın kaynağını herkesle birlikte biz de öğrensek!

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org