Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 14 Eylül 2005

Yilper İşçioğlu

 

Rejim koruyucuları

YKP’nin EU içindeki yerinin anlamı hala daha vuzuha kavuşmuş değildir, bazı kafalarda. Kıbrıs da, Kıbrıslılar da tümü ile EU’lu olmuştur. EU parlamentosu seçimlerinde biz oylarımızı da kullandık. YKP, EU ve Kıbrıslıların müşterek partisidir. Bunun daha açık anlatımı nasıl yapıla bilinir?

EU, emperyalistlerin oluşturduğu bir birlikmiş. YKP’de bu ülkeyi(?) o düzene sokmayı amaçlıyormuş. Bu birliğe katılmayı onlar(?) kabul etmiyorlar EU’lu olmağa direniyorlar ve YKP’yi tenkit ediyorlarmış.

Sondan başlarsak, burası artık EU’dur. Biz EU vatandaşıyız. Birilerinin bunu kabul veya reddi başka bir sorunun konusudur. EU’nun emperyalistlerin kurduğu bir birlik olduğu tamamen saçmadır. EU bizim, yani Avrupalıların birliğidir. Avrupalılara yani yaklaşık 500 milyon insana emperyalist demek en basit anlamı ile bilgisizliktir. YKP olarak bizim EU’ya girişi desteklediğimiz ve bunun gerçekleşmesinin mutluluğunu yaşadığımız doğrudur. Ama bizim emperyalistleri desteklediğimiz bir başka saçmalıktır. Bunu iddia edenler: ay sonu aldıkları maaşın kimin tarafından ödendiğine, bu para karşılığı bu düzenin pisliklerine ne kadar bulaştıklarına bakmalıdırlar. Bu düzeni ‘sermayesine sahip’(?) olmakla övündükleri süpermarketi korur gibi koruduklarını anlasınlar. EU’yu meydana getirenlerin daha iyi standartlarda yöneten ve yönetilen insanlar olmaları, onların kapitalist hele emperyalist olduğu anlamına asla gelmez, böyle bir anlam çıkartmak ve böyle bir iddiada bulunmak arkasına saklanacak mazereti önceden yaratmaktır. En iyiyi üreten işçinin daha iyi eğitilmiş olduğu dolayısı ile daha iyi kazandığı ve EU yönetimine katılmasını niye hazmedemiyor, bu hazır yiyiciler? Daha örgütlü daha bilinçli işçilerin olması işçi sınıfının mensuplarını niye rahatsız etsin? Üreten de yöneten de biz olacağız, ne demektir? Yoksa sınıflı toplumdan, feodaliteden de önceki köleliğin devamından hala daha menfaat mi umuyorlar? Menfaat gitti, gidiyor diye mi rahatsızlıkları? EU’ya direnmelerinin bu mu nedeni?

EU içerisinde, politik yelpazenin en solunda AKEL’in de içinde olduğu Komünist-Kuzey ittifakından(UEL/NGL) ve sağda, KKTC’de de iktidarda olan AKP’nin de üyesi olduğu Hıristiyan Demokratlardan(EPP-ED) oluşan her türlü politik partiye yer vardır. nazizm ve faşizmin faaliyetleri siyasi değil, suç sayılarak partileşmeleri yasaklanmıştır. Onları savunmada bize dert değildir. Bizi suçlayanlara bu mu dert olmaktadır, sorun nerededir? İşte rejim koruyucularının amaçları kafa karıştırmak ve bundan menfaat sağlamaktır. Buyurun nazi ve faşist parti dışında istediğiniz partiyi kurun, kurulmuş olanlara katılın ve özgürce mücadelenizi veriniz. Bunun neresi kötüdür? Yok, amaç ille yaşasın kölelikse, köleliğin ne olduğunu kölelere sormak lazımdır, yanaşmalar bunu bilemezler ve kararda veremezler.

Bu güne kadar ülkemizde milli davada mutabakatın ne olduğunu anlamayan ve olmaz öyle şey, her partinin kendi amacı vardır diyen partilerin varlığına olanak tanınmadı. Sarayönündeki Dikili TAŞ’ın üzerindeki gülleye kelin başı gibi bakılarak selama durulmuştur. Bu taşın üzerine Tell’in şapkasını koymağı düşünenler hala var mıdır? Sınıfsızlığı iddia edilen bir toplumda işçi sınıfının partisi olmadan particiliğe zorlanan bizler her şeye rağmen bunu yapıyoruz. Yoksa bu şartlar altındaki yaşamı bile mutlu addeden yanaşmaların EU’yu özgürlüklerinin kısıtlandığı bir alan olarak göstermeğe kalkmalarının tek anlamı hamma hummaya devam arzularındandır.

YKP’nin bu konudaki görüşü tektir ve nettir. YKP’nin temel amaçlarına bakacak olursanız, ben aktarayım: Partinin temel amaçları: Paragraf 5: ‘Tüm Kıbrıs’ın emekçi sınıf ve katmanlarını (...) kucaklayarak emeğin globalleşmesi için başta EU olmak üzere tüm dünya soluyla işbirliği yaparak, insanlığın geleceğinin sosyalizmde olduğunun bilinci ile savaşsız ve sömürüsüz bir dünya için mücadele etmektir’. ‘Son söz; YKP, ileriye doğru değişmeye açık, demokratik, sosyal hukuk devletini eksiz gerçekleştirmeyi, Kıbrıs’taki tüm emekçi sınıf ve katmanlarını kucaklayarak emeğin globalleşmesini erek alan ve başta EU solu olmak üzere dünya soluyla işbirliğini amaçlayan bu programda tanımlandığı şekliyle sosyalist bir partidir. Bu YKP’nin ve Yeniçağın şaşamaz, tartışılamaz görüşüdür. Partinin uzun sürede ve dikkatle hazırladığı programının bağlayıcılığındadır. İş olsun diye parti kuran ve partilerine hazır program ithal eden ama bunu asla uygulamayan fast-foodcuların bunu anlamamaları ve bizi kabullenememeleri kendi sorunlarıdır.

Tek usta tek memleket zihniyetinin yarattığı aynılaşmış insanlar devri sona ermiştir. Teker teker her bireyin tüm hak ve özgürlüklerden yararlandığı, yaratıcılığı ile insanlığını doya doya yaşamasına olanak vererek, denetiminin de kendi tarafından yapılacak engelsiz ve etkin katılımlı yönetimlerin oluşturulması imkânı yaratılmıştır. Birey ve toplumsal örgütler için, kendilerinden farklı düşünenlerin empozesi altında kalmadan kendilerini açıkça ifade edebilecekleri kendi farklılıklarını yaşaya bilecekleri özgürlükçü ve katılımcı ortamlar yaratılmıştır. Bunlara alışmak ve katılmak lazımdır.

Tek usta tek memlekette ısrar eden ama bu memleketin adını bir türlü koyamayan büyük ustaların devri kapanmıştır. Tam anlaşılması için; şimdi biz EU’nun içinde bir ülkede mi yaşıyoruz? KKTC de miyiz? TC’nin yönetiminde bir alt yönetime mi bağlıyız, doğrudan TC’ye mi bağlıyız? Biz söyledik açık ve net olarak bir daha tekrarlıyorum EU içinde olmamıza rağmen EU karşıtları tarafından hak ve özgürlüklerimiz kısıtlanarak, rehin tutulan insanlarız. Sizde kendinizi ifade edebilirsiniz, buyurun zemin sizin. Sınıfsız bir toplumdan kastınız işçi sınıfının oluşmasına karşıtlık mı? Aslan lolipopçuların söylediklerinin İngilizceden tercümesi budur ve istedikleri bu şahane düzenin(?) devamıdır. Bu bir saklanmadır ama nereye kadar?

Dolaylı veya dolaysız olarak EU’yu kendi yüksek(?) ideallerine yetersiz göstermeğe çalışanların, maksatlı olarak bizi yaşamağa mahkûm (rehin) tuttukları düzen budur. Ama EU’ya bakışları iddia ettikleri ideallerinden değil içinde bulunduğumuz yerden olmalıdır. Eğer bizimle ayni yerde yaşamıyorlarsa oldukları yerde kalma özgürlükleri vardır. Yok, sırf bu şahane(?)düzene hizmette kusur etmemek için, Kıbrıslıların EU’lu olmalarını ortadan kaldırmak gibi bir görevleri varsa, bu görevlerinde sonsuz başarılar diler hodri meydan deriz. Bu köle acente artıkları ile savaş kabulümüzdür.

Bizimle birlikte hak, özgürlük, barış, eşitlik, hukuk ve demokrasi kavgası verir gibi görünenlerin arasından sonradan karşı tarafta olduklarını gördüklerimizin baştan beri istekleri beklide buydu, kim bilebilir? Bize karşı rejimi aslanlar gibi savunanlardan da bugün bu mücadelede yer alanların gelişmişliğini görmekte ve saygı duymaktayız.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org