Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 21 Eylül 2005

Yilper İşçioğlu

 

HACIYATMAZ

Ustanın eskiden solcu arkadaşları varmış ve onlarla birlikte solculuk(?) yaparlarmış. Solcular veriyor usta da hep alıyormuş. O aldıkça daha çok veriyorlarmış solcular. Bu böyle çok uzun bir süre devam etmiş. Hatta kendinden daha yenilere ustanın bazen ders verdiği dahi rivayet edilir. Kendisine ‘usta’ denmesi de bu hücrede verdiği dersler nedenindenmiş. Usta bir gün kadim dostlarından solun öldüğünü duymuş. Önce anlayamamış, çünkü solun öldüğünü anlatan o kadim dostları üzülmüyorlar tersine seviniyorlar zil takıp oynuyorlarmış. Dinlemiş, seyretmiş ve şu sonuca varmış: ‘Demek ki sol artık bir şey veremez bize, sol öldü, o ışık söndü, solcuyum diyenlerden fazlasını verecek şimdi bize solcu olmayanlar, gene yaşadık!’.

Bu ülkede oluşturulan yeni öğreti işte budur. Oluşturulan bu çok önemli öğretide mühim olan şey, birinin bir menfaat vermesi diğerinin de bu menfaati almasıdır. Bu gibi menfaat işlerine de siyasi işler deniyormuş. Siyasi iş olduğuna göre de hakka ve hukuka bakmazmış. Çünkü siyasi dedin mi akan sular dururmuş. Siyaset demek insan haklarının bireyden alınıp toplum denen şey ne ise ve o vasıta ile milli şefe devri imiş. Milli şef de her şeyin en iyisini bilir ve bildiği gibi eylermiş. Mili şef milliliği nedeni ile öyle denetime falanda gelemez ve ona zaten denetim de gerekmezmiş. Sağın ve eskiden solcu (arkadaşları) olanların şimdi dedikleri ile eskilerin eskiden dedikleri aynen budur.

Emek, eşitlik, hak, hukuk ve düzene başkaldırı yoksa sol adına ne var? Diye soruyor ve bunlarda ısrar ediyor, sol. Ölünün ısrarı olamaz, demek ki sol ölmedi. Vatandaşın hakkını ve malını yandaşlarına veriyor, onlarında ‘oyunu’ alıyorlarmış, sanki verdikleri de babalarının malı. Siyasi demelerinde amaç ülkenin tüm insanlarını ayni suçlu kefesine gizlice koymaktır. Sırası gelince de tüm suçlarını topluca bu ülkenin insanlarına savundurtacaklar akıllarınca. Birlik ve beraberlik nutuklarının anlamı budur. Veren kim? Ve ne veriyor? Alanlar, bu aldıklarının kimin malı olduğunu bilmeden mi alıyorlar? Başkasının malının üzerine oturmak istemelerine ve bundan zevk almalarına siyaset diyorlar. Bkz. TDK sözlüğü, gaspçılık-ganimetçilik-zimmete geçirmecilik siyasettir, demiyor. Hep beraber savunacakmışız işledikleri suçları, duyar mısınız, daha neler? Suçlu olmayanın suçsuzluğunu ispat etmesini mi isteyecek? Yoksa suçluluğu ispat edilene kadar suçsuzluğunu mu kabul edecek hukuk? O farkı da göreceğiz bu vesile ile, o gün.

Solculardan daha çok veren ve verecek olan kim? Ve ne verecek? Biz merak ettik ve araştırdık, sağda görünen siyasi partiler ve diğer sağcı örgütler, sağ adına ne veriyorlar? Ganimetçik ve menfaatçik dışında biz bir şey bulamadık. Bulan varsa çıksın söylesin ne verildiğini ve ne bulduğunu? Çünkü sağ sadece almaktır ve değişmemektir.

‘Sağ’ dedik, ‘sol’ dedik, bunun dışında ne var biz bilemedik. Bilen varsa söylesin, gerçekten ben çok merak ediyorum çünkü onlar ‘sol’ öldü diyorlar, sağcıyız da diyemiyorlar peki bu hiç bir şey olmayanın, kendinden olan bir tarifi var mıdır? Varsa söyleyin, yoksa bu tarifi de biz mi yapalım? Mesela hacıyatmaz mı diyelim?

Usta, ‘ben, bana ne verilirse kaparım, fazla verene de taparım’ diyemiyor ve geveliyor. ‘Ben solun ne olduğunu hiç öğrenemedim, ben solcu olamadım, bildiğim ve amacım sadece aldığım menfaatti. Birde insanlar tarafından insan yerine konmak hoşuma gidiyordu çünkü diğerleri bana hiç insan muamelesi yapmamışlardı.’ Çalışamamanın, tembelliğin ve bilmezliğinin bedelini, maske yapıyor ve ‘solcu, olduğumdan düşürdüler beni bu hallere’ diyor ve şikâyet ediyordu şimdi taptıklarını o zaman yabancı ellere. Alışkınlığıdır, hizmete soyunmak ellere, çünkü şimdi hizmetinde olduğuna yine yabancı diyen diyene. Boşuna değil ezbere biliyor bu rolleri ezbere.

Ganimetten aldığı pay şimdi kendine yetiyor ve de artıyormuş, ben ne yapayım bundan sonra emeği emekçiyi ve dayanışmayı diyerek övünüyor emekçi ve solcu olmamakla, o asıl bulmuş kendini ganimetçilere yumulmakla.

Şimdi geçerli olan bu işte, sol öldü demek bahane. Bu bir devran, yani ayni düzendir her an. Soruyor bir dostumuz,

‘Yoksa siz, ustamdan da daha solcu mu oldunuz?’ Ustanın da, solunun da ve bugünkü halinin de, ne olduğu zerdaliden zurnanın sesinden bile bellidir, yalnız bunu ölçecek terazinin, karpuz kabuğundan kefeleri tellidir, dirhemlerinin ne olduğu da bellidir. Sol ise bir eylemdir, elbette ölçülemez, kenarından olsun tutmayanlar bunu asla bilemez.

Açmış, işsiz ve tembel, bölüşmüşler bununla ekmeklerini solcular yıllarca ne mükemmel. Şimdi ekmeği bütündü, bölünemezdi ya yarıma, eskiden amcası idi K. Marx şimdi nerden gelecek aklına, akşamdan aşı kalır bugünden belki ta yarına, Yüksek maaşı ve avantası gelir her ay ayağına. İş ve emekmiş? Kim kazanmış ki çalışarak, aha bellidir, emekçiler ve solcular, hepsi de yarı çıplak. Çalışmayanlara bir bak, maşallah hepsinde Mercedes, Jeep lak.

Ustanın işi yumulmak, ihtisas yapmış yumulmada olmuş bir uzman. Önce solculardı, sonra içinde yaşadığı düzeni şikâyet ettiği yabancılardı ve şimdi ganimetçilerdi sırada duran, ‘Yumulmak lazımdı, doğrusu budur, dünya değişti, soldan kalmadı artık bir şeyler uman, yumurta kefesini yoktur omuzunda tutan’ diyor.

Sol yumulmak değildir a benim güzel dostlarımın ustası, sol başkaldırıdır kurulu düzene her an. Kurulu düzene uymak ve onu savunmak solun tam tersidir, boş lafı bırakin! Demek ki ta başından sana yanlış anlatmışlar veya maksatlı yapmışlar, beklide sen yanlış anladın usta ne diyorsun bu hususta? Demek ki sizin kadim dostlarınızla yaptığınız solculuk değil bir ‘oy’undu. Bunun için mi kaldırıyordunuz hep parmak? Bunun adı her yeni güce yumulmak, solcu diye yutturulmana kalmıştı ramak. Senin neyine lazımdı bir şeyi onaylamak, dururken orada kolaycıcık yumulmak.

İşte solun farkı bu, sadece değil görmek, esası olan budur solcuya, düzeni iyiye ve ileriye doğru değiştirmek. Bu düzen böyle gelmiş gidecek böyle sandın. Senden öncekilerde öyle hayal etmişlerdi onları örnek aldın. Sanmak bir marifettir aslında, düşünmek ödüldür çünkü düşünmesini bilen insanoğluna. Düşünceden ve düşünenden korkanlar, bunun için diyorlar; düşünmek, sanmak, aramak, öğrenmek yasak, ne fenalık gelirse başına çünkü insanoğlunun, gelirmiş meraktan ve de okumaktan. Bilgi sahibi olmak için uğraşmak, nene lazım? Fikri olan biri var, onunda bilgisi yarım. Sende ona yumularaktan kaldır parmağını hiç indirme, yanlış anlamasınlar aman ha sakın. Var olan düzenin korunması değil mi bu düzeni değiştireceğiz diyen solculardan? İşte anlamı kimin koruduğu kurulu bu düzeni? Sağcılar ve gerici muhafazakârlar. Kim sevdalı yeniliğe? Kim değiştireceğim diye çalışıyorsa bu süre geleni? Elbette solcular. Karşıtlar belli. Öğrene bildik mi şimdi ülkücü koro refakatinde solo yapanların kimliklerini?

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org