Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 14 Ekim 2005

Yilper İşçioğlu

 

MUTASYONA UĞRAMIŞ HOROZ

İkinci Cihan harbi sona erdikten hemen sonra bu savaşın çıkış nedenleri en ince ayrıntısına kadar incelendi. Araştırmalar bu yıkımın sebebinin işgal bölgelerinin sömürülmesi rekabetinin olduğunu gösterdi. Meydana getirilen yıkımın işgalciye sağlayacağı varsayılan sömürü ile kıyaslanamayacak kadar büyük olduğu bu araştırmalarda kesin bir sonuç olarak ortaya çıktı. Bu sonuç üzerine aklıselim işgalin ve sömürünün bir daha var olmayacak şekilde ortadan kaldırılması anlayışını geliştirdi. BM bu anlayışı karara dönüştürdü. Sonuç olarak işgal edilmiş ülkelerin bağımsızlığı sağlandı. Eski işgalci ülkelerin insanları da böyle bir acıyı, bir başka deli ile bir daha yaşamama k ve yaşatmamak için insani değerleri yüceltiler. Tam bir eşitlik içinde, hiç bir ayrımcılığa fırsat vermeden tüm özgürlüklerin ve hakların müşterek bir hukuk içinde devamlı geliştirilerek kullanılacağı birlikte bir yaşam için bir araya gelerek EU’yu 9 Mayıs 1950’de kurduklarında 9 Mayıs 1946 da biten savaşın yaraları henüz sarılamamıştı.

Kıbrıs’ta barışın değerini anlayamayıp dövüüüş, dövüüüüüş diye öten horozlar şimdiki zamanda bir EU ülkesini tamamen veya kısmen BM’nin kararlarına ve EU hukukuna rağmen işgal edip fiilen rehin tutmaktadırlar. Dünyada bir saldırganın başkasının mülküne, hakkına, hayatına, inançlarına ve itibarına karşı saldırı hayali ve bu hayali fiiliyata geçirme olasılığı az da olsa hala vardır. Böyle bir saldırının EU üyelerine karşı EU’ya üyeliğini kader olarak seçmiş bir başka ülkenin insanları tarafından yapılacağı yönünde telkinler hayret ve ibret yaratmaktadır. Böyle bir işgalin fiili değil hayali bile EU içinde anlaşılamaz ve tanımlanamaz, bir hilkat garabetidir.

TC’nin EU ile bütünleşme görüşmelerinin başlaması üzerine Kıbrıslıların bu hakkını engelleyen dövüş horozlarının verdikleri ilk demeç ‘Kıbrıslıtürklerin davasının’ buzdolabına kaldırılmış olduğundan şikâyetleri olmuştur. Kıbrıslılar bir bütün olarak EU vatandaşıdırlar ve bu haklarını kullanmalarını zorla engellemeye çalışanların ‘davası’ Kıbrıslıların davası olamaz. —bu bir. Çok üzerinde durulan ‘Kıbrıslıtürk’ birleşik kelimesinde ‘türk’ küçük harfle ve birleşik yazılarak etnik bir kimliği öne çıkararak Kıbrıs vatandaşları arasında maksatlı bir ayrımcılığa neden yaratılmaktadır.—bu da iki. Türk, TC vatandaşlarının, Kıbrıslı da Kıbrıs vatandaşlarının ortak adlarıdır.

EU vatandaşlığından Kıbrıslıların bir kısmının; hangi hakla? Hangi sebeple? Ve nasıl alıkonulduğunun? Ve EU içinde rehin tutmağa devam edenlerin EU vatandaşlığı menfaatlerinden herkesten daha önce ve daha çok yararlanan dövüş horozlar olduğu görüldükçe bu hilkat garabetinin ne olduğu daha iyi anlaşılacak, hem EU adaylığının hem de bu hilkat garabetinin, ikisinin birden ayni yönde yürütülmesi bundan sonra mümkün olamayacaktır. Bu konu tam olarak anlaşıldığında böyle bir davanın Kıbrıslıların davası olmadığı, ‘davanın’ bir hilkat garabeti olduğu, yeni nesillere ibret için bir ders konusu olarak okutulacaktır.—bu da üç.

EU’ya girmek isteriz ama...., halkımızın % 80 EU’ya evet diyor yalnız...., çağdaşlaşmaya evet fakat..., gibi eklerle, üç kağıtçılıkla EU ile ilerlememizin önünü tıkıyorlar. Copenhagen kriterlerinin anası da babası da yukarıdaki birinci paragrafta yazılanlardır. Mantalitesi budur. Vatandaşlarımızın yukarıdaki birinci paragrafı anlamaları, EU’ya onay verenlerin biz EU’lular demeleri yeterlidir. EU ve biz dendiği sürece Mental olarak Copenhagen kriterlerinin anlaşılmış olup olmadığı, uygulanıp uygulanmayacağı belirsiz kalacaktır.—bu da dört. EU (European Union) Avrupalıların Birliğidir, insanların birliğidir ve gerçek olan ‘bizi’ meydana getirmektedir. Dolayıs ı ile EU ve ‘biz’ burada konu edilmeyecek başka bir anlamı içerir. Bu ilkeleri benimseyenlerin bu statükocu dövüş horozlarının tuzağına düşmemeleri ve tezlerine destek vermemeleri gerekmektedir.– bu da beş.

Bir kere daha tekrar etmemiz gerekirse edelim. Hiç bir kimse zorla EU’lu yapılmaz. EU’lu vatandaşlarımızın önlerine de engel konamaz, koydurmayız. Daha önce suni olarak konulan engelleri yıkıp EU ile bütünleştiğimiz gibi bundan sonra da engel koydurmayacağız.

TC’nin Lozan’dan beri yani 82 yıldır süren tükenmez gayreti ile kazandığı EU ile bütünleşme görüşmelerini başlatma başarısı her türlü takdirin üzerindedir. Tebrikler Türkiye! Sana yakışan budur! Görüşmeleri başaracağına, EU üyesi olacağına inanıyor ve sana güveniyoruz.

Son 22 yıldır sağın bilinçli yanlış beslenmesinde mutasyona uğratılmış, herkesten önce EU’lu olarak şahsen o menfaatlerden yararlanmakta olan bir kısım Kıbrıs dövüş ‘horozu’ hindiyano, ikinci demeçlerinde TC’nin bu başarısını yalandan ve yalakalıktan alkışlar görünmektedirler. Çünkü Kıbrıs’ın hâlihazırda EU üyesi bir ülke olduğunu gizleyerek gerçeği ters yüz etme gayreti içinde ‘Mısır’ı bizim başımıza’ gibi çok derin philosophic laflar etmektedirler. Mısır büyük medeniyetlere sahip olmuş bir ülkedir. Mısır’ın EU’ya üyeliği bir Afrika ülkesi olması nedeni ile şimdilik mümkün değildir. Bu nedenle Mısır’ın ne EU’nun ne de bizim başımıza gelmesi mümkün değildir. Yok, eğer kibarlık olsun diye darı yerine ‘mısır’ diyorlarsa; bu dövüş ‘horozları’, dün dündür mantalitesi ile 11 yıl önce o darıyı koçanından ayıranların kendileri olduğunu darının koçanını yandaşlarına dağıttıklarını, koçansız bıraktıkları bu darıyı ganimet depolarında çürüttüklerini unutmuşlardır. Şimdi kendi tükettikleri o umudun, çürüttükleri o darının artıkları üzerinde eşelenerek geçinmeğe çalışan bu Hindiyano horozlarının artık ne bir dövüş için ne de çevrelerinde gelişen olayları anlayacak kapasiteleri kalmamıştır. Kıbrıs bir bütün olarak EU’ya katılmıştır, Kıbrıslılar da hep birlikte EU’lu olmuşlardır. EU’lu olmanın her türlü menfaatlerinden yararlanan bu Euro-Hindiyanolar dışarıda ferik içerde nedense horoz görüntüsü verme özentisi içindeki garip yaşam türleridir. Gerçeğin farkında olmadan ‘Darısı bizim başımıza’ diyorlar. Peki, ama siz kimsiniz? Kimin temsilcisisiniz? Çok kullandığınız o ‘biz’ çuvaldızın kardeşi olan ‘biz’ değil midir? EU toprağını çöplük sanıp üzerinde eşelenip horozlanmanın EU müktesebatında ki yeri nedir? Kıbrıslıların Kıbrıs’ın yönetimindeki payları akıl almaz ‘başarılarınız’ sayesinde yok edilmiş, Kıbrıslılıkları da yerleşikliğe dönüştürülmüştür. Kimisi 30 sene önce geldi kimisi 50 sene önce demek nelerin kabulüdür? Bunu becerenler bizim dostumuz mu idiler? Böyle dost bizim sözlüğümüzde olmayan ve olmayacak olan ‘düşmanın’ başına olsun. Çürümüş darınız da hiç bir işe yaramayan o darının koçanı da sizin olsun. Gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz.

TC’de çağdaşlaşma adına EU ve dünya ile bütünleşme adına çalışan insanlarla buluşmak ve dayanışmak üzere biz EU’lu Kıbrıslılar ve tüm dünya vatandaşları hep birlikte hareket etmeliyiz. Birlikte hareket etmeliyiz ki bu dövüş horozlarına artık ne yeni bir sabah ne de eşelenecek bir çöplük kalmasın. Bu dayanışmayı gösteremezsek bizi rehin tutanlar TC’deki 80 milyon insana da ayni şeyi yapmaya teşebbüste tereddüt etmeyeceklerdir.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org