Ne kadar değişirse değişsin
bir zamanlar
top koşturup lingiri oynadığım
bisiklet öğrenirken
düşüp dizlerimi parçaladığım
bu sokaklar
bana hiç de yabancı gelmiyorlar
mesela şu var
günde onbeş defa geçtiğim
ilk göz ağrımın sokağı
duruyor olduğu gibi
ne yeni bir ev yapılmış
ne bir tamirat
Yalnız sevgilimin oturduğu ev
yıkıldı yıkılacak
belediye adamları gelip
bir yazı asmışlar duvarına
"yaklaşma tehlikeli bina!"
sordum
yıllar olmuş bu sokakdan gideli
ilk ağrısı gözümün
yüreğimin ilk sancısı
acep şimdi nereli?

Onunla her hafta sonu
Lefkoşa'nın Aykasyano mahallesinde
çekingen ve korkak
buluşup gezdiğimiz günler
ne günlerdi ah
o ondordünde
ben onaltımda
kavak yelleri eserdi başımızda
ve dünyayı
ikimizden ibaret sanırdık

Ellerini bir kez olsun
tutmamıştım daha
dudaklarım dudaklarına uzanmamıştı
oysa ne yalan soyleyeyim
onunla her yalnız kalışımda
kaynamaya başlardı deli kanım
ah o yüreğimi hoplatan bakışlar
o kahrolası utangaçlığım
hatırladıkça hala daha
tuhaf tuhaf ürperir içim

Çoğu zaman
hiç konuşmadan
dolaşıp dururduk
aynı sokakların içinde
kapısının önünden
belki on kez geçtiğimiz
ihtiyar rum kadını
gösterip dişsiz damaklarını
manalı manalı gülerdi

Aykasyano şimdi sınırda kaldı
kalın duvarların ardında
ikiye bölündü yaşadığımız şehir
seninle gezip tozduğumuz
o daracık sokaları
gidip görmesem de bir daha
unutmam mümkün değil

                            Mehmet Levent
                            LEFKOŞA BENİ DUYUYOR MUSUN?