Sen bu şehri bırakıp
baska ülkelere
gidemezsin be gardaş

limon çiçeği kokulu akşamlar
çeker seni...

hisar altlarına kurulan parklar
kaldırımsız caddeler
ve coğu zaman
bir arabayı bile
zor sığabilen
daracık sokaklar
çeker seni...

Bu şehirdedir
okka işi kebapların
yapıldığı meyhaneler
zeytin yağlı gabbar turşusu
bıçakla kesilebilen süzme yoğurt
pide içinde kızarmış hellim

sabaha kadar açıktır
çorbacı Abdurrazak
ister hummus çorbası iç
ister mercimek
ister konyak!

Bir bakarsın
bir masada sen
bir masada bilmem hangi politikacı
ikinizin de önünde "Angliya" şişesi!
bir diğerinde
fıkralar anlatılır
müstehcen...

Çeker seni
Çiftetelli, Kozan marşı, Sirto, Arabiye
iki kadeh attın
bir de şişi geçirdim mi şeftaliye
artık gel keyfim gel
nasıl olsa bugün aybaşı
ve nasıl olsa üç gün sonra
tamtakırdır cepler...

Bu şehirdedir
hurma yaprağına dizilir
tomurcuk tomurcuk yaseminler
ve satarlar tepsiler içinde
serin yaz gecelerinde
yoksul çocuklar...

kolundaki sepette Baf sakızı
tepsideki yaseminler dizi dizi
kaldırımın kenarında oturan
yaşlı kadını anımsadın mı?

Bir dizi yasemin alıp
nişanlının boynuna astığın geceler
çeker seni...

Sen bu şehri bırakıp
başka ülkelere
gidemezsin be gardaş

sabahları evden çıkıp
işine gidene kadar
kaç kişiye selam verdiğini
hiç düşündün mü?
yüzlerini her gün gördüğün
tanımadığın halde
selam alıp verdiğin
bu insanlar
çeker seni...

Çeker seni
bu toprağa kök salmak için
verdiğin kutsal savaş
ya anan baban yatmaktadır
yürüdüğün toprağın altında
ya çocuğun, ya kardeşin
ya kimbilir belki de
goğsünden vurulup bir siperde
kollarında can vermiş
bir arkadaşın

Sen bu şehri bırakıp
başka ülkelere
gidemezsin be gardaş

                                    Mehmet Levent
                                    LEFKOŞA BENİ DUYUYOR MUSUN?