Poetry By Tamer Öncül

About Turkish Cypriot Poetry a research paper by Tamer Öncül (in Turkish)
KATİLLER  ÖZÜR DİLİYOR

Yüzsüz katiller, masklarına saklanıp
özür diliyorlar putlardan.

Gölgede kalan izlerin kuru kokusu,
yarım kalmış kutsal görevler,
kanıtsız kan ve cansız vücutlar.
Akan kanı yıkayıp yeni kanlarla
temiz bir özür diliyorlar
yarım kalmış görevler adına.

Kurbanların gövdesiz başları dik
altın tepsilerde mağrur,
kan yıkanmış, yalnızca kızıl bir nokta
parlıyor çıplak alınlarında.
Katiller özür diliyor, dizlenip toprağa.
Salya, sümük, gözyaşları
ve kutsanmış kan bulaşığı maskları
yukardan aşağı asık.
Putların karanlık gölgesi ıslak.
Örtülmüş çöp kokuyor ayakları
camdan gözleri kör,
taş-moloz ambarı koca kulakları.

Güneşte yanan kanın acı kokusu
yakıyor gergin havayı,
Katiller özür diliyor, sonsuz haykırışlarla.
Savaş boyaları parlıyor mızraklarda.
Büyücüler afsun saçıyor, tütsülüyor şöleni.
Ağızsız putlar hazımsız.
Paslı dilleri kuru cehennem çiçeği.
Korkunç homurtular büyüyor
kötülüğe gebe karınlarında,
sakat bir piç gibi  atıyorlar
beklenen nutuklarını,
kısa bir komutla sonlanan.
"Daha çok kan, daha koyu karanlık gerek.
                         Kutsal Görev'e devam."

Gecede büyüyen tamtamlarla
Yola çıkıyor katiller.
Başlarını dik tutan yarasa yakalı
kara gömleklerinin omzularından
fırlayan mızrakları deliyor geceyi.
           -kanıtsız cinayetler geçidi.-
                                                               Tamer Öncül

NATURA  LUDENS

Derin sessizlik, uzayan sıkıntı:
                                      Natura Ludens*.

Yırtılan sessizlik, kırılan sıkıntı,
çığlıkların yapıştığı yüzler dışında
                                      Natura Ludens.

Patlıyor bulutlar kabaran köpüklerle
parlayan yıldızları söndürüp,
korkudan titriyor toprak, yırtık derileriyle.
                                      Natura Ludens.

Kıyamet günü bu olmalı
herşey buraya kadar.
Yıkıntılar altında kalan hayatın
bu mu anlamı?
                                      Natura Ludens.

Ağrılı bir bel kadar kambur
umutlar tükenmekte.
Boş vaazlar aldatıcı, saçma ve inançsız.
Ey Enlil**, hiçliğe mi adanmıştı hayat?
Ea,*** nereye sakladın pınarların suyunu?
Yaşamdan önce sizden mi kesmeliydik umudu?
                                      Natura Ludens.

                                                               Tamer Öncül






-----------------------------------------------------------------------

*  Natura Ludens: Oynayan Doğa
** Enlil: Sümer tanrılaının başı, yer tanrısı
*** Ea: Sümer, deniz ve yeraltı suları tanrısı








SUSMAK.

Susmak kendin olmaktır aslında.
Dudakların kıpırtısı bir yanılsma
inandırıcı değil çoğu kez gözler bile.
Susun. Susalım !..

Dilin kırmızı bir yılan gibi
yalayışı beyaz mermerleri
kendi sıcak yuvasında,
kocaman paslı bir yalan.
Susmak kendin olmaktır,
kendini kandıramasada
kalbin heyecanı soğutuşu
büyük bir çarpıntıyla
kafesine vurur yalan.

Sussa yaşamı solduracak
o biçare kalbin açmazıdır
kendi olamamak.
"İçten" olduğu için,
buyruk sayar mide gurultularını bile
buyruklara alışkın bir kalp
aşık olamaz.

Susmak kendin olmaktır aslında,
konuşmak, yutulan tonlarca hava.
Karın boşluğunda çoğalan
sinsi bir sancı, kıvrandıran insanı.
Kendi sinirleriyle savaşan
aptal bir beyinin tutuşturduğu
ateşle yanar ten; sigortalar atar
ve her yer ter. her yer ıslak.
Yalanın sonu.
Kabaran bir kedi gibi kızgın
alevler önünde mırıldanır, uysallık.

Susmak hesaplaşmaktır.
Rakamlarını yitirmiş kambur
bir logaritma cetveli gibi büzülür dil;
kendi kanının tadından ve
içinde dolanan sözcüklerin
yalnından habersiz.
Zavallı, ıslak fare yavrusu.
Kuyruğundan bağlanıp kaldığı
o sıcak mağradan kuırtulmak için
çırpınıp durur, kendi çanını döven
bir mil gibi çaresiz.

Tutsak bir dil için
susmak yenilgidir aslında.
Özgür olan kulaktır,
sesin tadını alır ve mırıldanır
bir şarkı gibi dilden habersiz.
Özgür olan gözlerdir,
çığlıkların yakarışlarından
daha açık konuşur arzulu parıltılar.

Susmak özgürlüktür aslında,
aşkın ve arzunun özgürlüğü.
Islak dudaklar altında boğulan
zavallı bir dilin, sözü geçmez
kasılan kasıklara, kabaran göğüslere.
Kendi kendini öğütür yasak
dilde çırpınan o yanılsama.
Susmak çoğalmaktır aslında.

Susmak özgürlüğe çoğalmaktır aslında.


                                                          Tamer Öncül