Turgut Durduran's Site -- about Cyprus, Photography, Linux, LaTeX, Human Rights, Politics ...

Frontpage | Hamamboculeri | Research| My Flickr
my Flickr

Tue, 30 Apr 2013

Görev Yapmak Mı Yoksa Sürgün Mü? - Turgut Durduran
Bu yazı 2005-2012 arası "vatani görev" (!) yapmayım diye kendi kendime verdiğim sürgünün hikayesidir.

KKTC vatandaşı bir erkek olmak suçunu işledim. Bu aşağı yukarı 36 sene önce oldu. 17 yaşında Sam Amcanın diyarına okumaya gittiğimde 5-10 sene sonra başıma ne geleceği belliydi ama o yıllarda güya ümitliydik ki Kıbrıs'da anlaşma olacak, askersizleşecek vs vs. Buna beş yıllık süreler biçtiğimiz olurdu... Beş yıla galmaz bu iş çözülür ... Yani askerlik yapmaknan uğraşmaycağık artık diye düşünürdük. Ayrıca bedelli askerlik alemi o zamanki cinsinde parayı veren düdüknan bile uğraşmaz derdi, ben da herhalde o gadarını idare ederim, gabullenirim derdim. Yani vering parayı ne haliniz varsa görüng deyip gurtulun bu işden. Amma velakin bu iş böyle olmadı yeni bir yasa geçdi ve dendi ki biz bu insanların hem paralarını isderik, hem da emir almayı öğredeceğik. Bu tabii ki kafamda alarmlar çaldırdı ve ben da ne öderim, ne yaparım deme bahanesini buldum. Zaten ABD de doktora da uzar da uzar taa bitsin kim ölür kim galır (*), bekleylim da görelim.

Yıl oldu 2004 doktora bitti, dediler bir yıl galdı bayrama. Bu arada benim Kıbrıs'a gidip gelmeler da zaten minimuma endiydi onun için 2005 yazında kısa biz ziyaret ve 4 (ya da 5) Temmuz 2005'de beni bekledikleri "görevi" yapmadan bir kaç gün önce tüydüm. Bu golay olmadı. Özellikle annem, bunu aileme bir şey olsa Kıbrıs'a dönmemeyi göze aldığım için, binlerce gencin çektiği bu çileyi çekmediğim için resti çekti. O günden sonra Kıbrıs'ın hiçbir tarafına girmedim, gendi gendime sürgün verdim.

Akademinin enternasyonal olduğuna inandığım ve hayatımı ona göre yaşadığım için adapte olmakda çok zorlanmadım. ABD'de yaşamaya devam ettim ve 2009 da İspanyaya daşındım. Eylem'da bunu kabul etti. Benimle beraber dolaştı. Onun Kıbrıs ziyaretleri da minimuma enmiş oldu. Önemli bir bedel ödemedim, belki da şanslıydım. Bir kısım evlenme, hastalık, büyük eylem filan gaçırdım ama çok daha zor koşullarda askerlik yüzünden Kıbrıs'a gelmeyenlere göre benimkiler fena değil. Zaten işkolik olarak her zaman meşgulum.

Ama vicdanım temiz. Yaptığım seçimden hiç şüphem olmadı. Kendi bilgim dahilinde ne para ödedim ne da emeğimi, aylarımı verdim bir orduya. Belki de bunu açıklamam, klasik yöntemi uygulayıp daha cesur dostlarıma yardımcı olmam gerekirdi. Ancak, Kıbrıs'da olmayan birinin bunu yapmasının yararlı olacağına inanmadim. Kıbrıs'da olmamama rağmen vicdani reddimi açıklamamım yararlı olabileceğine Philadelphia'da tanışdığım aktivistler ikna ettiler ve onlar okudu kısa bir açıklamamı (**) okudu. Onun dışında bunu yazılarda vs işledim. Klasik bir açıklama, eylem yapmadım.

2012'de yasa değişmiş, bir garambol oldu ve "suçlarım" affoldu ve izin çıkdı Kıbrıs'a geldim. Açıkcası bebeğimiz olmasa gelmeye niyetli değildim. Geldim ki görsün ailesini, yurdunu. Onlarda sevinsinler Gaia'yı görüp (***). Bu yazıyı da onun için yazmak geldi içimden. Kapıdan çıkarken yıllarca taşımakdan rahatsız olduğum, bana benden güçlü, bana emir almayı öğretmeyi bana işkence çektirerek yapmak isteyen, etik bulmadığım bir öğretiyi bana boğazımdan zornan geçirmek isteyen bir kurum olduğunu hatırlatan belgenin yeni halini çıkarıp gösterdim ve çıkdım. Bir yanım yenilmiş hisseddi. Diğeri kazanmış. Uzun lafın kısası absürd (****) durum öğrenciyken ki hali gibi işlemeye devam etti.

Yani anlatmak istediğim sık sık dediğim "reddet, gitme, gönderme" sloganını kendi kafama göre böyle uyguladım. Bir kısmımız da daha bu inat ve bu olanak olabilir. Umarım kullananların sayısı artar. Ama bu mühim bir başarı değil. Önemli olan işgali 40latmamak, önemli olan militarizmin kökünü kurutmak. Yoksa hayatlarımızı birilerinin ellerine bakarak, onların izinlerine muhtaç yaşamaya devam ederiz, bu "görevi" yapanların beyinlerine az veya çok bir şeyler işlenir. Bu işlendikçe militarizm, şiddet, emir komuta zincirleri vs bize karşı bir şeyler kazanır.

[/cyprus] permanent link: individual ||permanent link: story || permanent link: category


Mon, 22 Apr 2013

Görev Yapmak Mı Yoksa Sürgün Mü? - Turgut Durduran
Bu yazı 2005-2012 arası "vatani görev" (!) yapmayım diye kendi kendime verdiğim sürgünün hikayesidir.

KKTC vatandaşı bir erkek olmak suçunu işledim. Bu aşağı yukarı 36 sene önce oldu. 17 yaşında Sam Amcanın diyarına okumaya gittiğimde 5-10 sene sonra başıma ne geleceği belliydi ama o yıllarda güya ümitliydik ki Kıbrıs'da anlaşma olacak, askersizleşecek vs vs. Buna beş yıllık süreler biçtiğimiz olurdu... Beş yıla galmaz bu iş çözülür ... Yani askerlik yapmaknan uğraşmaycağık artık diye düşünürdük. Ayrıca bedelli askerlik alemi o zamanki cinsinde parayı veren düdüknan bile uğraşmaz derdi, ben da herhalde o gadarını idare ederim, gabullenirim derdim. Yani vering parayı ne haliniz varsa görüng deyip gurtulun bu işden. Amma velakin bu iş böyle olmadı yeni bir yasa geçdi ve dendi ki biz bu insanların hem paralarını isderik, hem da emir almayı öğredeceğik. Bu tabii ki kafamda alarmlar çaldırdı ve ben da ne öderim, ne yaparım deme bahanesini buldum. Zaten ABD de doktora da uzar da uzar taa bitsin kim ölür kim galır (*), bekleylim da görelim.

Yıl oldu 2004 doktora bitti, dediler bir yıl galdı bayrama. Bu arada benim Kıbrıs'a gidip gelmeler da zaten minimuma endiydi onun için 2005 yazında kısa biz ziyaret ve 4 (ya da 5) Temmuz 2005'de beni bekledikleri "görevi" yapmadan bir kaç gün önce tüydüm. Bu golay olmadı. Özellikle annem, bunu aileme bir şey olsa Kıbrıs'a dönmemeyi göze aldığım için, binlerce gencin çektiği bu çileyi çekmediğim için resti çekti. O günden sonra Kıbrıs'ın hiçbir tarafına girmedim, gendi gendime sürgün verdim.

Akademinin enternasyonal olduğuna inandığım ve hayatımı ona göre yaşadığım için adapte olmakda çok zorlanmadım. ABD'de yaşamaya devam ettim ve 2009 da İspanyaya daşındım. Eylem'da bunu kabul etti. Benimle beraber dolaştı. Onun Kıbrıs ziyaretleri da minimuma enmiş oldu. Önemli bir bedel ödemedim, belki da şanslıydım. Bir kısım evlenme, hastalık, büyük eylem filan gaçırdım ama çok daha zor koşullarda askerlik yüzünden Kıbrıs'a gelmeyenlere göre benimkiler fena değil. Zaten işkolik olarak her zaman meşgulum.

Ama vicdanım temiz. Yaptığım seçimden hiç şüphem olmadı. Kendi bilgim dahilinde ne para ödedim ne da emeğimi, aylarımı verdim bir orduya. Belki de bunu açıklamam, klasik yöntemi uygulayıp daha cesur dostlarıma yardımcı olmam gerekirdi. Ancak, Kıbrıs'da olmayan birinin bunu yapmasının yararlı olacağına inanmadim. Kıbrıs'da olmamama rağmen vicdani reddimi açıklamamım yararlı olabileceğine Philadelphia'da tanışdığım aktivistler ikna ettiler ve onlar okudu kısa bir açıklamamı (**) okudu. Onun dışında bunu yazılarda vs işledim. Klasik bir açıklama, eylem yapmadım.

2012'de yasa değişmiş, bir garambol oldu ve "suçlarım" affoldu ve izin çıkdı Kıbrıs'a geldim. Açıkcası bebeğimiz olmasa gelmeye niyetli değildim. Geldim ki görsün ailesini, yurdunu. Onlarda sevinsinler Gaia'yı görüp (***). Bu yazıyı da onun için yazmak geldi içimden. Kapıdan çıkarken yıllarca taşımakdan rahatsız olduğum, bana benden güçlü, bana emir almayı öğretmeyi bana işkence çektirerek yapmak isteyen, etik bulmadığım bir öğretiyi bana boğazımdan zornan geçirmek isteyen bir kurum olduğunu hatırlatan belgenin yeni halini çıkarıp gösterdim ve çıkdım. Bir yanım yenilmiş hisseddi. Diğeri kazanmış. Uzun lafın kısası absürd (****) durum öğrenciyken ki hali gibi işlemeye devam etti.

Yani anlatmak istediğim sık sık dediğim "reddet, gitme, gönderme" sloganını kendi kafama göre böyle uyguladım. Bir kısmımız da daha bu inat ve bu olanak olabilir. Umarım kullananların sayısı artar. Ama bu mühim bir başarı değil. Önemli olan işgali 40latmamak, önemli olan militarizmin kökünü kurutmak. Yoksa hayatlarımızı birilerinin ellerine bakarak, onların izinlerine muhtaç yaşamaya devam ederiz, bu "görevi" yapanların beyinlerine az veya çok bir şeyler işlenir. Bu işlendikçe militarizm, şiddet, emir komuta zincirleri vs bize karşı bir şeyler kazanır.

[/cyprus] permanent link: individual ||permanent link: story || permanent link: category



Castelldefels belediyesinden görüntüler

Ïlginç bir dönem. Lefkoşa'nın durumu malum. Memleketin durumundan çok farkı yok ama ayyuka çıkınca bazı şeyler herkesi harekete geçiren, normal dışı bir seçim. YKP'de aşka geldi yerel, yerinden yönetimler ile ilgili ezber bözen bir anlatımla seçime giriyor. Bana da bahane çıkdı çokdandır etrafımda görünce "vay vay" dediğim bazı izlenimleri garalayım dedim.

2009'da Philadelphia'yı bırakıp Katalunya'da bir kasaba olan Castelldefels'e yerleştim. Özellikle batı Avrupa'nın sosyal devletini ilk tanıma şansım oldu bu.

Bunların bir çoğu etkili, yararlı oldukları kadar uygulanabilir şeyler. Önemli olan da uygulanabilir olmalari.

Mesela.... Sırasız ve karmaşık.

Her hafta değişik bir mahallede mobilya vs türü büyük şeyler toplanır. Önceden bunun takvimi bellidir, ilan edilir, çıkarıp koltuğunu çöpe atacaksan ne gün yapacağın bellidir. Bu bir düzen getirir ayni zamanda çöplerden eşya toplayıp satanlar içinde düzenli bir gelir kaynağı. Daha iyisi meraklısı için yeniden kullanma şansı. Castelldefels'de olmasa da başka mahallelerde bu günü belediyenin yeniden kullanılabilir şeyleri toplayıp dağıtma, satma günü gibi gullananları gördüm.

Kompost.. Türkçesi galiba gübrelemek.. Bütün kasaba için bunu process yapacak bir sistem kurmak pahalı, karmaşık ve burda var. Ancak bunu yaptıkdan sonra halka geri döndürmek filan biraz karışık anladığım. Onun için ayrica her sene "nasil kompost yapılır" semineri verilir ve 5-10 euroya filan bunu evde yapmak için işe yaraycak kutu dağıtılır. Bunu yaymak için mahalle mahalle yaparsın. Ayrıca kücük kendi inisiyatifiyle yapan köyler gördüm. Mahalle bazında düzenlenebilir. Çevre için ne güzel bir şey.

Ayni şekilde yağmur suyu birikdirmek. Bahçeye bir hazne koyup biriktirebilir. Bunu bilinçli yaparsanız su bozulmaz, kullanılır. Belediye bunun da mahalle mahalle seminerlerini düzenler, ucuza hazne satar. Ne güzel bir şey. Hele Lefkoşa gibi susuzlukdan "grak grak" eden bir şehir için.

Kreşler. Çok cüzi bir miktara kreş çalıştırılması. Bunu kaliteli yapmak zor bir şey değil. Özellikle kadınların özgürleşmesi, iş hayatına geri dönmeleri, için çok önemli.

Kültür, spor eğitim. Klasik ezberleri saymayım. Onlar bol bol var ve yazılıp çizildi. Kasabanın kültür merkezi çok güzel şeyler yapar. Bir tanesi "ders ver ders al". Gidip dersin "ben çiçek fotoğrafçılığı dersi verebilirim" gonuşurlar seninan ve bir ders tanımlanır, varsa öyle bir ders onun parçası olabilin vs. Senda giden "evde mücevher nasıl yapılır" dersi alın. Böylece sürekli değişen, öğrenci ile ögretmenin da parçası olduğu bir ortam yaratılır.

Geldiğimden beri, dört yılda, kilometrelerce bisiklet yolu yapıldı, bisiklet bağlamaya yerler yapıldı, Barselona gibi büyük şehir olmamamıza rağmen bisikletleri koruma kasaları kondu -- ki yılda ~35 Euro gibi bir fiyata abone olunur bunlara. Bisiklet yolu kurmak zor bir iş zırt diye yapıldığında yararından çok zararı olabilir -- ki burda oldu, yaz boz tahtasına dönen yerler var -- ama bağlamak için yerler, koruma kasaları vs kolay işler.

Bisiklet demişken. Belli sayıdan çok çalışanı olan yerlerde, mesela bizim araştırma merkezinde, bisikletle işe gelenler için duş yapılması zorunlu, yapınca da belli indirimler var.

Bu Philadelphia'dan bir örnek. Şişe suyu kullanımını azaltmak, şehir suyunun içilebilir olduğunu halka alıstırmak için bütün festival vs türü şeylere belediye tanker ile bedavaya, ya da cüzi bir miktara, su getirip dağıtmaya başladıydı. Tonlarca plastiğin, enerjinin, çöpün harcanmasına, bir sürü paranın insanlarin cebinde kalmasının basit bir örneği.

Bu da daha büyük şehirlerden, Philadelphia'dan, Barselonadan. Şehir bahçeleri. Boş bir arsa. Çevresinde oturanlar basit bir izinle toprağın kalitesine bakıp ona göre kollektif bahçeler oluşturuyorlar. Küçük parçalara ayırıp herkes kendine düşen parçada ekip biçiyor. Belediye su ve elektrik veriyor. Toprağın tahlillerini yapıyor, düzene sokuyor. Ne güzel.

Etrafa bakınca görünen bir sürü şey var.

Gücük şeylere sınırlı duddum. Güney Avrupanın problemleri burda da var. Corruption ayyuka çıkdı, ekonomi battı, düzensiz trafik, kaos her tarafda belirgin. Ama buna rağmen bir sürü de örnek alınabilecek şey var.

[/cyprus] permanent link: individual ||permanent link: story || permanent link: category


Yerel yönetim yeter mi?

Yerel yönetim yeter mi? Ne diye bu gadar üstüne gidildi? neçin "iktidarın" peşinde değilsiniz -- yani genel seçimlerin (*)? vs vs.

Birincisi "Bu Memleket Bizim" derkan tabii ki iktidarın peşindeyig. Ama halk olarak.

Ïkincisi yetmez ama yararlıdır.

Burda benim yazma amacım bu konuda uzun uzun ahgam kesmeg değil.

Hiç küçük bir değişiklik, başarı sizi memnun etti mi? Ne bileyim, konuya yakın olsun diye, evdeki eski plastikleri recycle yapacak ya da tekrar kullanacak bir yöntem bulmak. Ya da bir yere küçük bir güneş enerjisi paneli asmak ve biraz elektrik üretmek. Beni defalarca etti.

Philadelphia'da geçirdiğim son yıllarda tarihçesini basitleştirip "yaşlanmış hippielerin" yerleştiği bir mahallede galdık. Sokağa çıktığim ilk günlerde dikkatimi ceken insanlarin mutlu görünmeleri, birbirlerine selam vermeleriydi ki Philly gibi büyük Amerikan şehirlerinde bunu görmek kolay değil.

Mahallenin tarihi ve durumu çok ilginçdi. Mesela bizim bir katını kiraladığimız yer bir saray yavrusuydu. Philly'nin bir dev olduğu yıllarda şehrin kötü havasından kaçan zenginlerin konaklarının olduğu bölge. Yalniz atlar ve at arabaları için yapilan evcik, içine 2 modern araba sığdıktan sonra bir stüdyo ev yapacak kadar yer kalırdı ve 19.yy da kendi ısıtması vardı , durumu anlatmaya yeter. Neyse, buralari terk edildiler endüstriyel Philly yok olunca. Önce fakir Afrikalı Amerikanlar yerleşti civara. Sonra 60larda, 70lerde Civil Rights Movement'den filan çıkan "yaşlanmaya yüz tutmuş Hippieler" gelip yerleştiler. Yiyecek koperatifleri, koperatif okullar, evrensel ("Universalist") kiliseler, Sinagoglar, Hindu tapınakları vs kuruldu. Bu konakları alıp bahçelerinde sebze, meyve yetişdirmeye, sanat yapmaya vs başladılar.

Bizim kaldığımız konak ev sahibi aile (3 kişi) arti iki tane da kiralayan aile kalıyordu. Evin her tarafi ev sahibinin, Paul'un babasının resimleriyle doluydu (**). Ne tür sahsiyetlerden bahsettigimi anlamak için. S. L. Shane, anarşist komunlerinde yaşamış, Paul dediğine gore Emma Goldman'la arkadaş olmuş bir karakter. Paul ve kardeşi Joanne ise gece yemeklerinde bir birbirleriynen atışırken "bende civil rights movementdeydim!" diye bağrışırlar. Umarım bir imaj oluşdu kafanızda.

Konuynan ne ilgisi var bunların? Ben YKP'nin belediye seçimleri ile ilgili söylediklerini, ortaya çıkıp seçime katılmasını o mahallede azda olsa gördüklerime benzedirim (***).

Eve taşındık. Paul ile Ana'nın kaldıkları bölümün içinden geçip girip çıkmamız gerekirdi. Paul homur homur edip bir sürü kural anlattı sonra Ana bunlari daha anlaşılır olarak tekrar anlattı. Çattık dedim. Ne bileyim ki bir kaç hafta içinde bu kurallar, daha doğrusu evin adetlerini çok sevecegdim ve mahallenin ruhunun parçası olduğunu göreceydim.

Mesela....

Philly'de kompost/gübreleme yok. Evin bahçasında büyük bir yığın var organik artıkları oraya götürüp atarıg ve üstüne küreknan bir toprak atarık. Bunlar yığılıp ısınırlar ve gübre olurlar. Mevsimi gelince evin bahcasına -- domadez, çiçek vs yetıştirılen bahçasına -- yayarlar. Bir önceki yazımda Castelldefels belediyesi toplar dediydim ya. Bunun gendi evinde olanı.

Sonra 4-5 ayrı recycle dagılımı var. En ilginci o zamanlar şehrin toplamadığı bir kısım kartonlar vs. Bunları toplayıp ayda bir defa mahallede bir okulun sahasına gönüllü gelen koperatifçilerin olduğu yere arabanın içine yığip götürürdük. Bu da 3-4 ayrı yiğın halinde. Mesela yumurta kutuları basga, kahverengi kartonlar başga. Koperatif bunlari recycle yapacak özel yerlernan anlaşıp kamyon getirir ve toplardı. Piller vs içinda aynı şey. Küçük bir şeyden mutlu olmak.

Yemek koperatifi bu bahsettiğim ama bir sürü sosyal, ekolojik konuya da karışdı. Yani neydi? Önce daha çok sosyal bilinci olan, çevre dostu, yerel vs ürünlerin alınıp satılabileceği, çalısanların ve alışveriş yapanların ortak olduğu bir koperatif. Sonra, mesela benim da aktif üyesi olduğum çevre komitesiyle bu tür recycle işlerini ayarlayan, yeyeceklerin nerden nasıl geldiğine bakan, paketleme de kullanılan harcamayı düşürtmeye çalışan, bisiklet kullanımıni kolaylaştırmaya çalışan mini-bir yerel organizasyon. Kapıları herkese açık, eğer üye olursan gidip çalışman gerekli -- bu çevre komitesinde hammaliye yapmaktan, dügganı temizlemeye gadar değişebilir. Her gittiğimde gülümseyerek ayrıldığım, Ïspanya da özlediğim bir yer.

Koperatifin bir da tarım komitesi var. Ne yapar bunlar? Bunlar diğer yazımda bahsettiğim şehrin göbeğinde tarım yapanların daha organize olmuşu. Büyükçe bir alanda Philadelphia'nin sınırlarında çiftlik çalıştırırlar. Arıcılikdan, sebzeciliğe, meyveciliğe bin bir şey yetişdirirler. Ve bu da koperatifden alışveriş yapanların, gönüllülerin işlettiği bir çiftlik. Amerikada 10 küsür yıldan sonra ilk defa maydanozun, domadezin kokusu eve vurmaya başladıydı kesince. Ziyaret ettiğimizde gabak çiçeği sezonuydu. Biz bunlari toplayıp dolma yaparık deyince sevindilerdi. Düşünürlerdi onlarda koperatifde satılsın. Evin bir güzelligi da gendimiz yetişdirirdig.

Ve bir da okullar, kreşler vs. Çoluk çocuk yokdu o zamanlar. Onlara gitmedik. Ama koperatif okullar -- veliler ile öğretmenler VE öğrenciler bir arada yönetirler --, koperatif kreşler vs vs.

Neysa, biraz kokusu çıksın diye yazdım uzadmaya gereg yog.

Bunlari bir mahallenin insanlarının yaptığı şeyler. Oranın yerel yönetiminde da etkileri vardı ve yararı oldu tabii -- bütün Philadelphia değil --. Ama düşünün Lefkoşa gibi büyük bir kasabayı bu tür şeyleri hayal edebilen, gerçekleştirmek için didinmeye hazır insanların yönettiğini.

Işde bu bir çoğumuzu mutlu edecek, gülümsememizi sağlaycak, ekolojimize, sosyo-ekonomik dengenin düzelmesine, günlük hayatın problemlerine bir rahatlama getirecek bir neden. Yetmez mi?

(*) Bu sorunun absürd olduğu işgal altında, sahte bir devletin, sahte bir iktidarından bahsettiğimizden belli ancak gene da soran çok. Ïlk dediklerime inanmayanlar neysa ama öbürlerine "homurhomur homur" denir.

(**) S. L. Shane'in wikipedia sayfasi:

https://en.wikipedia.org/wiki/Samuel_Lewis_Shane

Philadelphia Inquirer'in Paul ve Joanne ile konuşması ve eve ziyareti ile ilgili haber:

http://articles.philly.com/2006-06-25/entertainment/25403114_1_paintings-art-world-work-and-social-welfare

(***) Bir işkolik olarak hiçbir zaman istediğim kadar mahalleye karışamadım.

[/cyprus] permanent link: individual ||permanent link: story || permanent link: category



Another Nicosia is possible!

Another Nicosia is possible!

Another Nicosia is possible!

Başka bir Lefkoşa mümkün!

Μια άλλη Λευκωσία είναι εφικτή!

"Another Nicosia is possible!"` is the slogan New Cyprus Party (Yeni Kibris Partisi, Κόμμα Νέα Κύπρος, YKP) is using for their interim election campaign scheduled to take place in April to elect a subset of the municipal council and the mayor of north Nicosia.

What is this "another Nicosia"?

Can they define it?

Are they really saying that they have even the remotest chance to create a different Nicosia?

Or is it just an empty slogan designed to take advantage of the popularity of "Another world is possible! Another Europe is possible!" type of slogans?

To me these are important questions. They are more important than discussing whether the elections themselves are a farce or not. They are also more important than whether the specific positions are "anti-Ankara" or not, or whether they follow a recipe laid out by some hero (!) of the revolutionary left.

Of course, under normal conditions, one should first argue whether it is desirable to have "another Nicosia" or not but since the situation in north Cyprus in general and in Nicosia municipality in particular is so pathetic, there is no need to ask this question. The answer is obvious.

Let's rewind a bit…

The discussion about whether to participate in a given election is a recurring "nightmare" for the party. I used quotes for the term nightmare because while it is a divisive, hot topic, it is also a healthy and beneficial discussion. It is the type of libertarian pluralism that YKP has brought to the scene of Turkish Cypriot politics and kept it running since 1989.

In any case, since the moment it became obvious that interim elections were to happen to replace the utterly corrupt, incompetent and old skool mafioso type mayor of north Nicosia, the discussions started. I was not in Cyprus so I have only heard it second hand and discussed it a bit on the new favorite platform of Cypriots, facebook. The discussion was centered around whether the party's position of boycotting the elections throughout the last decade should be persistent under all conditions or whether it could create an alternative, sound and respectful voice with clear, achievable promises. If the latter is possible, the benefits of running in an election, albeit a farce one, may be worth it.

Just recall that YKP has made itself a name during 90s in an era where the regime's oppressive side was still going strong. Various memorable slogans such as "you are going to put the burgundy-colored passport in your pocket", "this country is ours" (I prefer "homeland"), "say no to being a state of Turkey" and others arose during those campaigns. It was an era when the private TV and radio stations were not yet going strong, bombs were exploding to silence the opposition (YKP had its own share), our access to the international arena was quite limited and in general an atmosphere of fear dominated the political scene. Yet, the party was able to speak louder than the background parasitic signals and many people still remember it as a different voice. This has continued during the following years and finally evolved into a campaign to boycott the elections since the signal-to-noise ratio was worsening.

Since we have rewound a bit, it is also important to point out here that, despite the continuous campaigns by outsiders to trivialize the party's positions to those about the Cyprus problem, the party has always kept itself concerned about the totality of the issues facing a government from local administration to international politics. If one wonders, there is a wealth of material in Turkish and some in translations about its detailed analysis and proposals of various issues.

The question was whether, given today's more relaxed, more pluralist conditions, it is worth to run in an election while explaining to the public that it really is a farce. The answer was yes.

Going forward…

I was a skeptic but what I saw was an energetic campaign breaking taboos, focusing on the issues rather than old, irrelevant slogans (1), rather than using every election as a generalization calling for a "revolution", "re-unification of the island", "toppling the occupation". Obviously, they also did not rely on the fan-base of traditional parties – let's call them "the group of four" (UBP, CTP, TDP, DP) – who evidently can't tell the difference between supporting a political party in a mayoral election and supporting a football team.

Repeat…

What is this "another Nicosia"? Can they define it? Are they really saying that they have even the remotest chance to create a different Nicosia? Or is it just an empty slogan designed to take advantage of the popularity of "Another world is possible! Another Europe is possible!" type of slogans?

Examples…

Yes, the campaign, indeed, was focused on defining an achievable, relevant and precise model for creating a different Nicosia as a model for all local administrations. Candidates, supporters, friends have written a rich body of materials that I hope will be used for other local elections in the future. One of my goals in writing this article is to highlight a few of the bullet points to bring them to the attention of those who can not read Turkish (2,3).

Let's start by how it defines a local administration: "Local administration means that a street, a neighborhood, a town, a community practices self-rule. In other words, it is the creation of a culture of communal, participatory, self administration." (2,4) This vision of a new, islandwide local administrations is what links the specific interim elections for Nicosia and YKP's vision for a "new Cyprus".

I am not going to go through things like how the party believes in libertarian, local participatory models of governance, how it believes in ecological means of transport etc. Those are too general.

Instead, based on this starting point, we move onto defining specific issues for Nicosia, namely:

a) A participatory budget modeled after various examples from Turkey, Brazil and Spain to overcome the financial crisis of the town. The town is currently bankrupt. Coupling this participatory model with the clearing up of the corruption, irregular hiring practices, uncontrolled and illegal borrowing and other actions that have led to the disaster. They use the pieces of information available from the exchequer's audit report which has highlighted a history of such practices. YKP is blunt to declare that it would not be paying any debts that were accumulated illegally and that will purse all legal means to held those who have accumulated responsible.

c) One of the problems is the inflated body of people who were hired as tools for nepotism and as bribes with permanent contracts without any real tasks to carry out. This is one of the reasons for the collapse of the municipality budget which could not pay its workers for months that led to the strikes and the interim elections. As a libertarian socialist party, YKP promises to respect the rights of these people as laborers. Therefore, it is offering solutions such as the creation of new service areas that would put these people's talents to good use while delivering services to the public -- detailed in the general manifesto and in various speeches and articles, see (2) and (3).

d) A promise to re-organize the coverage of the municipality which was altered in the past to include satellite villages to allow for the exploitation of the shores and other natural resources for commercial benefit. Nicosia's status at the heart of the island should be respected.

e) A demilitarized, united Nicosia without borders and continuous and close co-operation with the south Nicosia. For years, this was viewed as an empty promise that was only possible through the re-unification of the whole island. We now believe that it is actually within our reach irrespective of the ending of the occupation and the re-unification of the island.

These are just few headlines amongst a large body of materials that were outlined by the party. It is important to stress that YKP's unique positions that include core feminist values, the LGBTT rights, the rights for the disabled and a modern view of ecology alongside libertarian socialist ideals were all represented during the campaign. YKP took time to carefully explain the relevance of the local administration in the context of gender equality – for example, a participatory budget allows for local adjustments to ensure equal representation.

Let's not forget that YKP's campaign was the only one that was not centered around a person. It has sixteen candidates and each and everyone is represented equally (3,5). The candidate for the mayor is barely highlighted.

Frankly, I was quite excited by the campaign that a relatively young group of people ran during this election time. I think it has brought new energy and raised attention to the party's views. I hope that I was able to provide a flavor of YKP's positions (and I hope I did it accurately!) for the local administration and why I am excited about what is going on.

Turgut Durduran – durduran(at)gmail(dot)com

--

(1) For example, one NGO ran its whole campaign around the statement "the worst for Ankara", which in the context of a mayoral election, makes one wonder, if elected, they are planning to take all the trash from the streets of Nicosia and dump it in Kizilay square.

(2) A detailed manifesto for local administrations in general is available at: http://www.ykp.org.cy/ykp/parti-dokumanlari/parti-meclisi-kararlari/yerinden-yonetimler-icin-manifesto/

A rough translation of this document is included below (5).

(3) More details specific to Nicosia are available at: https://www.facebook.com/ykpsecim2013/info

(4) It is difficult to translate it well since YKP traditionally employs the language and terminology carefully while writing in Turkish. So here is the Turkish original: " Yerel yönetim demek bir sokağın, bir mahallenin, bir şehrin, bir toplumun kendi kendini yönetmesi, yani toplumsal bir özyönetim kültürünün yaratılmasıdır, kısaca tam anlamıyla yerinden yönetmektir."

(5) See (3) for details.

Another Local Administration is Possible!

Another Nicosia is Possible!

New Cyprus Party (YKP) is running in the elections, in order;

1- To reclaim first our streets, then our neighborhoods, then our towns and our whole country. 2- To administer Nicosia together with its municipality, mukhtars, unions and non-governmental organizations.

3- To reclaim the lands, whose value has sky-rocketed and are benefiting a small minority, to the true owners, i.e. the people of Nicosia.

4- To create a local administration that takes into account the inequalities faced by women in their private and public lives, to ease their current lives and turn them against the taboo roles in the society towards a communal gender independence.

5- To protect the historic structure of the old city of Nicosia and to turn it into a centre of art and culture via festivals that reflect its indigenous culture.

6- To recreate the multi-cultural atmosphere of the town and to start by returning the Armenian church to its true owners.

7- To re-structure the town in a pedestrian and cyclist friendly manner with green areas that reflect its cultural structure.

8- To keep in mind that local administration and the general administration go hand-in-hand, and, in order to support a federal Cyprus and rapprochement, work towards more multi-communal projects and events.

9- To raise the “demilitarized Nicosia” campaign to reach our goal of a demilitarized Nicosia without arms, without the destruction of the occupation, without the demarcation line, without the dividing walls, to increase our anti-militarist struggle.

10- To defend Nicosia against the attacks by the neo-liberal policies demanding privatization and outsourcing together with the working people, to create a free, high quality, public municipal services via a participatory, democratic, libertarian local administration.

11- To say “this debt was accumulated illegally, we will not pay!” to the debts acquired by the previous municipal administrations in a corrupt and illegal manner as was documented by the exchequer's audit report and to carry out all legal actions to hold the creators of the debts accountable.

12- To create a structure where all payments are done respecting the labour, to clean up the mafia from the municipality, to create new areas of service for the employees who are being neglected, to get benefits from their skills, to stop all illegal employment while respecting labour rights.

13- To use the financial sources of the municipality most efficiently and change the conditions where it depends on the finances and orders of the embassy of the Republic of Turkey in Nicosia while keeping in mind its rights within the Republic of Cyprus.

14- To disassociate villages that were added to the municipality in order to exploit the shores and to struggle for a new arrangement for local administrations.

15- To implement YKP's manifesto for local administrations. We make a promise and we are determined to raise the communal opposition against the regime. We are worried about the municipalities in general and Nicosia in particular, we are enraged. Now, we are ready to struggle against those who created the crisis and we will brush them aside. We emphasize once more that “Another Local Administration is Possible!”

Our candidates are:

  1. Celal Devrim Önen (Mechanical engineer)
  2. Ceyhun Hami (Businesswoman)
  3. Ergün Emiroğulları (Electrical contractor)
  4. Evrim Kamalı (Restaurant owner)
  5. Faika Deniz Paşa (Lawyer)
  6. Haluk Selam Tufanlı (Web designer)
  7. Hamit Aygün (Retired teacher)
  8. Hazal Yolga (Communication specialist)
  9. Işın Asvaroğlu (Retired)
  10. Mehmet Karadal (Artist)
  11. Mehmet Kırmızı (Storage manager)
  12. Mehmet Özyücekök (Accountant)
  13. Murat Kanatlı (Civil engineer)
  14. Münevver Özakalın (Physiotherapist)
  15. Neşe Karakaş (Retired)
  16. Tolga Yücedal (Public relations)

A vote for YKP's candidates will be a strong voice against the regime.

Murat Kanatli is our candidate for mayor.

Date: 2013-04-04 10:06:52 CEST

Author: Turgut Durduran

Org version 7.8.02 with Emacs version 23

Validate XHTML 1.0

[/cyprus] permanent link: individual ||permanent link: story || permanent link: category