Turgut Durduran's Site -- about Cyprus, Photography, Linux, LaTeX, Human Rights, Politics ...

Frontpage | Hamamboculeri | Research| My Flickr
my Flickr home :: cyprus :: gazedda06082013useme

Tue, 06 Aug 2013

Disiplin, Otorite, Emir-Komuta Zinciri, Şiddet ve Bir Militarist Kültür
Bir kültür olarak militarizm . Karşı çıkmamız gereken. Yok etmemiz gereken bir kültür. Makamlarıynan, mekanizmalariynan, bilinçli bilinçsiz destekçileriynan, korkanlarıynan, dostlarıynan, düşmanlarıynan bir kültür.

2006′da Hamamboculeri.org’da yazdığım bir yazıyı böyle bitirdiydim (*):
“Hikaye burda bitmiyor. Askerlik hizmeti (!) olayın sadece bir parcası. Bizim Kıbrıslı vicdani retçiler ile ilgili olan pasifliğimizin bir kismi militarist bir yaşam tarzını, atmosferini kabullenmemizden geliyor. Bir devlet ne zaman bir şeye karşı savaş ilan ederse, bir vicdanı retçiyi hapse atarsa, mecburi askerliğin devamında ısrar ederse, askeri tadbikat yaparsa, öğrencileri “Milli Güvenlik” dersine zorlarsa (Kuzey Kıbrısda bizim zamanımızda bir askeri subayın sınıfa gelip askeri rütbeleri, bayrakları ve diğer propaganda hikayelerini anlatmasıydı), çocukları askeri resmi geçitlere , tadbikatlara zorlarsa, birilerini askeri gücüyle tehdit ederse itiraz etmeliyiz. Ne zaman bir örgüt militarist retoriği kullanmaya başlarsa, para-militer eğitim yapmaya başlarsa, birilerini tehdit ederse itiraz etmeliyiz. Medyada, günlük yaşamımızda militarist kültüre hayır demeliyiz.

Ama itiraz etmek yetmez, buna karşı direnmeliyiz.”

Yıllar geçti. Kıbrısda bu konularda yeni bir hareketlilik, Anti-militarist Barış Harekatı (AMBH) gibi bir eylemlilik, vicdani reddin organize olmuş hali, özellikle çeşitli feminist örgütlerin önceliğinde medyaya, kültüre bir başkaldırı başladı. Ancak her gün gerek apolitik insanlarda, gerek yelpazenin “doğru” tarafında olduğunu iddia edenlerde şiddeti, militarizmi, askeri disiplini, otoriteyi, militarist dili red etmeyi, buna isyan etmeyi, parçası olmamayı özümsediklerini gösteren bir durum görmüyorum.

Neden mi?

Çünkü bir çoğu içlerinden dişe diş kana kan mantığını atamamış büyük bir kısım “vururlarsa vururuz” demekden çekinmiyor.

Kendilerine zarar veren orduye karşı ama yan komşusundaki “devrimci orduya” sempati duyuyor. Çocuğunu askeri kışlaya götürmeye kalktıklarında küplere biniyor ama kendi örgütünde niye sağlam bir disiplin getirememiş, tek kiyafet eylemlere katılamamış diye üzülüyor.

Birine anarşist demeyi hakaret olarak görüyor.

Bir vicdani retçi ezilince “hepimiz yaptık, o da yapsaydı” diyebiliyor.

“Yasalarımız eksik”, “devlet, bakanlık nerde” diye başlayıp sonra polisi, askeri yardıma (!) çağırmakdan çekinmiyor kendisini tehdit eden birini susdurmak için tehdit ederken. Farkında değil ki polisin yardımıynan susturulan bir tehdit yarın polisin yanında olduğu tarafından yapıldıysa kendini de vuracak.

Yasaklarla iş yapmaya çalışır.

Kültürel, sosyal çeşitliliği önceden belirlenmiş sınırların içinde sever.

Problemi silahnan, topnan değil kendine karşı doğrultannandır. Düşmanına doğrultulduysa onu çok ırgalamaz.

Yaş, rütbe, konum, varsayılan saygıdeğerliğe vs dayalı bir hiyerarşiyi rahatça kabullenebiliyor. Abilerinin önünde eğil kalk yaparken rahatsız olmuyor.

Che’nin resmini duvarına asarken devrimci bir asker olma hayalini kuruyor Güney Amerikanın durumunu görüp insani sevmeyi öğrenen birinin hayalini değil.

Gandhi’yi işe yaramaz pasifist , Stalin’i resmi asılacak önder olarak görüyor.

T.C. işgali karşıtlığı ile anti-militarizmin ayni olmadığını. Anti-militarizmin çok daha geniş bir kavram olduğunu kabul edemiyor. Laf kalabalıklarıyla birini yaparken diğerini yaptığını iddia etmekden çekinmiyor.

Maskaralığa, palyaçoluğa sempati duymuyor, yanında yürümese bunlar çok iyi olur çünkü militarist, pardon devrimci ahlağa uymuyor bunlar.

Bügünlerde popüler örnekdir. Gezi Parkında ve bütün Türkiyede olan bitene sempati duyuyor ama örgütsüz mücadele mi olur? Ne bu düzensizlik. Sıraya gir. Meydana çık. Dur. Hop geri çekil diye emir veremiyorsa beğenmiyor olan biteni.

Aslında otoriteyle bir problemi yokdur. Mücadelesi otoritenin kendi eline geçmesidir.

Normun, askeri düzenin dışına çıktığıyla övünür ama normun dışında gördüğü bireyleri uzakta tutmayı tercih eder. Mesela LGBT bireylerin haklarını savunur ama “başımızdan uzak” demekden çekinmez.

Uzun lafın kısası militarizme değil bir orduya karşıdır. Bunu söyleycek cesareti, ahlağı kendinde bulamaz. Gerek de yok zaten militarist düzende.

Ne güzel ki istisnalar da kaideyi bozmak için harıl harıl uğraşıyorlar. Onlara baktıkça ümidimi yitirmemem için bir neden buluyorum.

(*)http://www.stwing.upenn.edu/~durduran/hamambocu/authors/tdr/tdr0_27_2006.html

Ilk olarak: Gazeddakibris'da yayinlandi:

http://www.gazeddakibris.com/turgut-durduran-yazdi-disiplin-otorite-emir-komuta-zinciri-siddet-ve-bir-militarist-kultur/

[/cyprus] permanent link: individual ||permanent link: story || permanent link: category